11.22.63
11.22.63

22 Kasım 1963 yılında suikast sonucu öldürülen John F. Kennedy’nin ölümü yıllardır merak konusu. Kimse hala suikastın neden yapıldığını tam olarak bilmiyor. Bu kadar merak uyandıran bir konu olunca üzerine birçok film ve dizi çekildi, kitaplar yazıldı. 11.22.63 dizisi de bu konuyu ele alan bir dizi ama hem kurgusu hem prodüksiyon kalitesi hem de oyunculukları ile diğerlerinden çok daha başarılı bir yapım olarak göze çarpıyor.

11.22.63 Konusu

Dizide temelde bir zaman yolculuğu hikayesi anlatılıyor. Başrolümüz Jake Epping adında sıradan bir öğretmen. Bir gün yakın dostu Al Templaton’ın restoranının kilerinde zamanda yolculuk yapabilmeyi sağlayan bir geçit olduğunu öğreniyor ve buradan geçerek kendisini 1960 yılında buluyor. Jake geri döndüğünde allak bullak olmuş bir halde olanlara anlam vermeye çalışırken Al ondan bu zaman geçidinden tekrar geçerek 22 Kasım 1963’te gerçekleşecek olan Kennedy suikastini engellemesini istiyor. Çünkü ona göre bu suikast engellenirse Kennedy iktidarda kalacak ve ondan sonra gelenlerin yaptığı politik hataların hiçbiri gerçekleşmeyecek. Vietnam Savaşı gibi faciaların yaşanmaması için Kennedy’nin yaşaması gerektiğini söyleyen Al önce Jake’i ikna etmekte zorlanıyor, fakat sonrasında gelişen olaylar sonucunda Jake bu teklifi kabul ederek geçmişe gidiyor ve bu suikasti engellemeye çalışıyor.

Öncelikle burada belli temel noktalardan bahsetmek lazım fakat dizinin devamına dair spoiler içerecek bilgiler de bulunduğundan bunlara daha yüzeysel bir şekilde değineceğim. İlk olarak geçmişe her gidişte önceki gidişlere dair her şey siliniyor ve 21 Ekim 1960 tarihine gidiliyor. Yani her seferinde geçmişte geçirilen zaman sıfırlanıyor. Bu yüzden dizide Jake geçmişe gittiğinde 3 yıl boyunca suikastı beklemek ve bu zamanda da orada bir hayat kurmak durumunda olacak. Diğer bir önemli nokta ise geçmişte ister 5 dakika geçirilsin ister 5 ay ya da 5 yıl geri dönüldüğünde sadece 2 dakika geçmiş oluyor. Yani zaman algısı çok farklı işliyor. Değinmek istediğim son nokta ise dizide her ne kadar zaman çizgisi değiştirilme imkanı olsa da geçmiş bundan hoşlanmıyor. Hatta dizide geçen replik şöyle “Geçmişi allak bullak edecek bir şey yaptığında geçmiş de seni allak bullak ediyor”. Ve diziyi izlediğinizde geçmişin tüm dizi boyunca yaptığı tam anlamıyla bu zaten. Sürekli kahramanımızın önüne taş koyarak geçmişi değiştirmesini engellemek. Genel olarak dizimiz bu şekilde ilerliyor.

11.22.63 Karakterler

Dizi aslında birçok yardımcı karakter barındırmasına rağmen bir veya iki ana karaktere odaklanan bir yapım. İlk olarak dizimizin başrolü Jake Epping’i canlandıran James Franco harika bir oyunculuk sergiliyor. Kendisi oynadığı çoğu yapımda rolünün hakkını veren bir oyuncu. Zaten 11.22.63’ü de izlerken buna şahit olacaksınız. Karakter açısından ise, dizide sıradan bir öğretmenin bir anda Kennedy’i kurtaran kahraman vatansevere dönüşmesi ve bu uğurda zaman zaman pis işlere bulaşması güzel bir kurguyla sizlere aktarılıyor. Jake karakter olarak ciddi değişimler yaşıyor ve dizi bittiğinde o başlardaki sessiz sakin öğretmeni göremiyorsunuz artık. Hatta bazen sıkıcı bir karakter olduğunu düşünseniz bile James Franco ciddi ve şakacı tavırları çok hoş bir dengede tuttuğu için sizleri hiç sıkmıyor.

 

Bir diğer etkileyici oyunculuğu ise başrolümüzün geçmişte aşık olduğu Sadie Dunhill isimli öğretmeni canlandıran Sarah Gadon’da görüyoruz. Sarah Gadon genç yaşına rağmen her projesinde başarılı bir oyunculuk sergiliyor ve bu başarısını da açıkçası 11.22.63’te taçlandırıyor. Dizide ise aksanıyla, görünüşüyle, tavırlarıyla ve dönemine göre çok modern seviyedeki düşünceleriyle etkileyici bir karakter yapısı oluşturuyor.

İşleniş

Şimdi biraz diziye ilişkin görüşlerimden bahsedeyim. Dizi öncelikle çok etkileyici bir işleyişe ve çekim kalitesine sahip. 1960’lı yılları bu kadar güzel yansıtması sizi gerçekten o yıllarda yaşamış gibi hissettiriyor. Dizideki bu muazzam atmosfer, geçmişe gidilen ilk sahneden itibaren sizi içine çekiyor ve o atmosferin büyüsüne kapılıyorsunuz. Dizide şapkalar, kıyafetler, posterler hatta gazeteler gibi ayrıntıların dikkatlice işlenmesi etkileyiciliği arttırmış durumda. Özellikle arabalar eğer biraz da olsa klasik araba seviyorsanız size görsel şölen yaşatacak seviyede ön planda. Bunun yanında dizi izleyiciye güzel bir senaryo da sunuyor ve bu senaryo gerçekten duygusal bir yoğunluğa sahip. İzlerken kimi sahneler sizi aşırı derecede üzerken veya korkuturken kimi sahnelerse çok sevindiriyor ve umutlandırıyor. Ama bahsettiğim gibi tüm dizi boyunca duygu yoğunluğu ciddi manada yüksek. Bölümleri de çoğunlukla tutarlı ilerliyor ve sanki bir dizi değil de uzun metrajlı bir film izliyormuş gibi hissediyorsunuz. Zaten 8 bölümden oluşan bir mini dizi olduğu için bir çırpıda bitiriyorsunuz hatta sonrasında “Biraz yavaş mı izleseydim acaba ya?” diye düşünüyorsunuz.

 

Dizi bir diğer yandan dönemin problemlerine takdire şayan derecede değiniyor. Siyahilere yapılan ikinci sınıf insan muamelesi çarpıcı şekilde gözler önüne seriliyor. Bu önemsiz gözüken ara sahneler aslında hem Amerika’da ırkçılığın o dönemde ulaştığı seviye hem de cinsiyete dayalı eşitsizlikler tüm berraklığıyla yansıtılıyor. Bunları gördükten sonra insanların sırf farklı bir ırka mensup olduğu için ötekileştirilmesinin ne denli gaddarca olduğunu bir kez daha idrak ediyorsunuz.

Diziyle ilgili beni oldukça şaşırtan şeyse çoğu sahnenin gerçekle bağlantılı olarak çekilmiş olmasıydı. Kennedy’nin yaptığı bir konuşma sahnesini çekerken gerçekten onun orijinal sesini kullanmış olmaları, suikast girişiminin olduğu sahneyi gerçekten yaşandığı yer olan Texas Kitap Deposu’ndan çekmeleri ve hatta suikastı gerçekleştirdiği iddia edilen Lee Harvey Oswald’ın gerçek hayatta çekildiği bir fotoğrafının dizide de aynı şekilde çekilmesine yer vermeleri işin içine gerçekten ayrı bir gerçekçilik katıyor.

lee harvey oswald
lee harvey oswald

Sonuç olarak dizi birçok açıdan beni kendine bağladı ve beğendiğim diziler listesinde yerini aldı. Dizi tamamen hatasız olmasa da kesinlikle izlemeye değer bir yapım. Sizlere diziye dair son bir replik bırakmak istiyorum ve izlemek isteyenlere iyi seyirler diliyorum. Sonraki dizi ve film inceleme yazısına kadar hoşça kalın.

“Bu odayı veya müziği biz istemedik davet edildik sadece. Bu yüzden, madem karanlık etrafımızda dönelim yüzümüzü ışığa. Bolluğa minnettar olmak için katlanalım zorluklara. keyfin tadına varabilmemiz adına acı verilmiş bize. ölümü reddetmemiz için hayat verilmiş bize, bu odayı veya müziği biz istemedik fakat madem buradayız dans edelim gitsin.”

 

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
1134

2 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin