adnaya mektuplar bu çağda mektup mu kaldı
adnaya mektuplar bu çağda mektup mu kaldı

Sevgili Adna;

Kaçamıyorsun bu yığından, insan yığınından. Yalnızlığına morfin olacak birkaç arkadaşı olanlardansan şanslısın. Gerçek bir dost bulmak imkânsıza yakın bir ihtimale sahip. Daha önce söylediğim gibi kalabalıklar içinde kimsesizsin. Göz göze bakmaktan aciz, rasyonel ilişkiler kurarak hayatımıza devam ediyoruz. Bunu hissetmeyeceğin bir tek nokta yok. “Çıkar” bürümüş gözlerle seyrediyoruz birbirimizi, uykusuzluktan morarmış gözlerimizle.

Sahi neden uykusuz gözlerimiz? Neden gülmüyor yüzümüz? Ben biliyorum sebebini Adna!  Gece yarılarına kadar süren televizyon dizilerimiz var bizim. Her an bakmak zorunda olduğumuz bildirimlerimiz. Göğün kararmasının bir anlamı yok buralarda. Bizim sokak lambalarımız var yıldızlardan güzel (!) Toprak kokusunu duyamadığımız gökdelenlerimizi de unutmamalı. Güneş batınca uyumak mı?! Biz onu çoktan geçtik.

Sen ise buralardan bir haber, kirlenmemiş bir dünyada yaşıyorsun. Seni hissetmeyen şarkılar dinlemiyorsun, seni görmeden konuşan insanlar duymuyorsun. İnsanlığın son kalelerinden birinde gerçek bir hayat yaşıyorsun. Kendini metalaştırmak zorunda kalmıyorsun. Yüzüne maskeler takmıyorsun. İnsanların duymak istediğini değil, içinden geleni söylüyorsun. Gün doğunca uyanıp, karanlıkta uyuyorsun. En güzeli ise gecenin karanlığında gökten topluyorsun yıldız tanelerini ve sabah toprak kokuları içerisinde uyanıyorsun. Ah Adna!

‘Saf’ kelimesinin ‘aptal’ ile eş tutulduğu zehirlenmiş bir topluma uyum sağlamak zorunda da değilsin. Kurt olmayanın koyun olduğu bu inançsız dünyada temiz olmak aptal olmaya denk geliyor. Karnını doyurmak için köle olmak gerektiğine inandığımız, kravatlarımızla zincirlendiğimiz, takım elbiseyle şekillendirildiğimiz, sanatı görmezden geldiğimiz dünyamızdan bu mektubu yollamak dahi hor görülen bir şey. ‘Neden aramıyorsun?’, ‘Bu çağda mektup mu kaldı!’, ‘Mesaj at bari’ gibi safsatalarla aramıza girmeye çalışıyorlar.

Farkında değiller, kendi ellerimle dokunduğum bir kağıdın senin ellerine ulaşmasının ne kadar değerli olduğunun. Bilmiyorlar, yazdığım her sözcüğün birbirinden farklı mürekkep izinin ne anlama geldiğini. Hissettiğim duyguları nasıl aktarabilirim sana en doğru şekilde? Nasıl anlatabilirim, seni ne kadar özlediğimi!

Adna yazdıklarımı kavrayabiliyor musun? Bilmiyorum. Ancak dünyada yaşamın olduğuna inanmadığımı bilmelisin. Gerçek nerede Adna? Aşk, sevgi, inanç nerede? Ben neredeyim Adna? En yakın zamanda cevabını bekliyorum. Kentleşmemiş hayatına sevgilerle…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
32

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin