ahlaki değerler ve saygı
ahlaki değerler ve saygı

İnsanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışlarının tümüne ahlaki değer denir. Ahlaki değerler tablosunu oluşturan Prof. Dr. Vecdi Aral saygıyı bu tabloda en üst sıraya almıştır. Bunu şöyle ifade eder:

“Tüm değerler saygılı bir tutum içerisinde duyumsanır, algılanabilir. Saygıyı tanımayan bir insan, değerleri yaşayıp kavrayamaz; o, bir değer körüdür. Buna göre, saygı öyle bir iç tutumdur ki, onsuz ruh iyi, büyük ve yüce olan hiçbir şeyi göremez; Bu yüzden de ‘insan olma’ hedefine yönelik yaşamak anlamında aldanır. Çünkü insan olmak, saygılı bir tutum almaksızın olanaksızdır.” [1]

Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu ve inceliğine saygı denir. İnsan toplumsal bir varlıktır. Birlikte yaşamak aynı zamanda insanlara birtakım yükümlülükler de yükler. Yalnızca insanlara değil içinde yaşadığı ekosistemin her parçasına karşı olan yükümlülüğün adıdır saygı. Bundan dolayı saygı, ahlaki değerler tablosunda en üstte yer alır. İnsan saygı değerini benimseyip onu yaşamına alırsa altta kalan diğer ahlaki değerlere ihtiyaç duyulmayacak. Çünkü saygılı davranan bir birey zaten diğer ahlaki değerleri de gerçekleştirmiş olacak.

İnsan haklarının temeli de saygıya dayanır. “İnsan, doğasına ilişkin olan onur sayesinde her koşulda saygıyı hak eden bir varlıktır. İşte insan bu saygınlığını ve onurun korunması için gerekli olan araçlar insan hakları olarak düzenlenmiştir.” [2] Nihayetinde işin özü saygı duyabilmektedir. Bir insan karşısındakine saygı duyabilmek için ilk olarak kendisine saygılı olmalıdır. Öz saygı diye adlandırılan şey aslında insanın kendisine değer vermesidir. Bir insanın kendini yalnızca insan olduğu için değerli görmesi, kendi hak ve hürriyetlerini tanıması ve talep etmesi ile kendi iç saygısını oluşturur. “Saygı istiyorsanız önce kendinize saygı göstereceksiniz. Herkesten üstün değiliz ama kimseden de aşağı değiliz. Kendimizle iftihar edelim ki başkası da bize saygı göstersin.” [3]

Kendi iç saygısını duyumsayan insan, ikinci olarak ön yargılarından da kurutulmalıdır. İnsanı saygıdan en uzağa iten içgüdü ön yargıdır. Ön yargılar insanların saygı ile bakmasını engeller. Son olarak empati yapmayı öğrenen insan artık hayata saygı çerçevesinden bakabilir. Bu çerçeveden bakan insan karşısındakinin de aynı hak ve hürriyetlere sahip olduğunu, bunları talep ettiğinde onlara gereken değeri vermesi gerektiğini bilir.“Hak sahibi olmak; bir şeyi yapmaya yetkili olmak ya da bir şeyi talep edebilmek demektir. Hak sahibine bir şeyi yapabilme yetkisi verirken, başkalarına da bu yetkiyi kullanılmasına engel olmama, saygı gösterme yükümlülüğü getirir. [4] Dünya üzerinde her insan yalnızca insan olduğu için din, dil, ırk, ayrımı olmadan eşittir ve aynı saygıyı hak eder.

Ya saygı olmazsa? İşte sorun da tam olarak burada, maalesef insan doğası gereği çoğunlukla ahlaken üstün olanı seçmez ve bencil davranır. Çünkü insanların saygı değeri tam olarak yerleşmemiştir. Bundan dolayı insan toplumsal yaşamı idame ettirmek için diğer ahlaki değerlere ihtiyaç duyar. Prof. Dr. Vecdi Aral’ın sıralamasından gidelim. saygı, alçak gönüllülük, sevgi, …, Adalet, … Bu değerlerden en çok göze çarpan, adaletin sıralamada aşağılarda olmasıdır. İnsanların saygılı olmayan davranışları ile bozulan toplum düzeni, adalet ile sağlanmaya çalışılır. Dünya’nın birçok yeninde görülen düzensizlik insanların birbirine saygı duymamasından kaynaklanır. Çünkü “Saygı düzenin anahtarıdır.” [5]

[1] Prof. Dr. Vecdi Aral, Toplum Ve Adaletli Yaşamak

[2] Oktay Uygun, devlet teorisi on iki levha s. 471

[3] Prof. Dr. Aziz Sancar

[4] Oktay Uygun, devlet teorisi on iki levha s. 478

[5] Mustafa Kemal Atatürk

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
441

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin