basın özgürlüğü
basın özgürlüğü

Tarihler 28 Nisan 2017’yi gösterdiğinde gazeteler, haber siteleri ve sosyal medya platformları aynı haberle çalkalandı. Yıldıray Oğur Türkiye gazetesinden kovulmuş, Ahmet Taşgetiren’in ise kovulduğu iddia edilmişti.

İddia, iddia olarak kaldı ve Taşgetiren Star’daki yazılarına devam etti. Yıldıray Oğur ise bir süre sonra Karar gazetesinde yazmaya başladı. İkisinin isminin birlikte anılmasının bir nedeni var. İkisi de mahallenin istenmeyeni, istenmiyorlar çünkü eleştirel düşünceyi ve sorgulamayı bırakmıyor, siyasete ilkeler ve prensipler eşliğinde yaklaşıyorlar.

Ne var ki gerek Türkiye, gerekse Star gazetesi onların yazıları için uygun ortamı daha fazla sağlayamadı. Yıldıray Oğur’dan sonra Ahmet Taşgetiren de benzeri bir son yaşadı.

Mehmet Metiner ve Hüseyin Gülerce ile yaşadığı tartışmada gazetesinin aleyhine olan iddiaları ilk sayfadan vermesi ancak cevap niteliği taşıyan yazısının yayınlanmaması üzerine Ahmet Taşgetiren yukarıda bahsettiğim ilkesel duruşun bir örneğini göstererek Stardan ayrılmaya karar verdi. Tabi bu aslında dolaylı yoldan kovulmuş olduğunu gösterir.

Benzerini daha önce Etyen Mahçupyan, Zaman Gazetesinde yaşamıştı. Öyle ki 17-25 Aralık sürecinde Mahçupyan cemaate yönelik eleştirilerini köşesine taşımaya başlayınca gazete, haftada üç gün olan yazılarını bir güne indirdi. Bunun istenmediği anlamına geldiğini iyi bilen Mahçupyan ise tıpkı Taşgetiren gibi ayrılmaya karar vermişti.

Taşgetiren, Mahçupyan, Yıldıray Oğur, Hakan Albayrak ve benzeri yazarların dünya görüşleri ve kendilerini konumlandırdıkları yerler çok farklı ve epey çeşitli. Öyle ki bu isimler islamcı, demokrat, liberal gibi etiketlerle anılan, kamuoyunca bilinen isimler. Onları bir araya getiren ve bu yazıya konu olmalarını sağlayan ise AK Parti’nin demokratikleşme paketleri yayınladığı, Kürt ve Alevi meseleleri üzerine eğildiği, Batıya karşı hamasi tavırdan uzak durup adalete, hukuka, toplumun duyarlılıklarına gereken önemin verildiği dönemini özlüyor olmaları.

Türkiye veya mevcut hükümet böyle bir dönem yaşadı mı bilinmez ancak bir zamanlar söylemlerim bu yönde olduğu malumunuz. Oysa bugün uygulaması bir yana, söylemde dahi bu çizgiden uzaklaşmış bulunuyoruz. “Eyyy” şeklinde başlayan cümleler kurmanın turizmi olumsuz etkilediğini, liyakat sisteminden uzaklaşmanın bürokrasiyi kilitlediğini, insan hakları aktivistlerinin tutuklanmasının ise izaha muhtaç olduğunu anlamıyoruz ve daha da kötüsü anlatmak isteyenlere sansür uyguluyor, gazetelerdeki köşelerini ellerinden alıyoruz.

Kısaca bu ülkeyi her şeyden çok sevdiğini iddia edenler sevdikleri ülkeyi yalakaların, dalkavukların ve tetikçilerin kirli ellerine teslim ediyor. Bizse olanları şaşkınlıkla seyrediyoruz…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
3
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Siyaset bilimi ve hukuk üzerine okumalar yapar; devlet, birey ve özgürlük hakkında düşünürüm. Sinemayla, fotoğrafla ve edebiyatla amatör olarak ilgilenmekle birlikte hayatı ciddiye alır, sözün gücünü önemserim. Düşündüklerimi yazmak, yazdıklarımı paylaşmak için buradayım. Soru, eleştiri ve önerileriniz için: burakhancaliskan@xyazar.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin