altı çizilesi genç werther'in acıları
altı çizilesi genç werther'in acıları

On sekizinci yüzyılda yazılan ve günümüze kadar ünlenerek gelen bir başyapıt, Genç Werther’in Acıları. Goethe‘nin yazmış olduğu bu eser okurları müthiş bir etki altına alıyor, öyle ki Genç Werther’in karşılıksız aşkını okuyup intihara sürüklenenler dahi olmuş. O zamanların yani on sekizinci yüzyılın modasının, yine Genç Werther tarafından etkilendiği söylersek abartmış olmayız. İşte tüm bunlara sebep olan Genç Werther’e ait altı çizilesi alıntılar:

“Ah, insanın kendinden yakınmaya hakkı olabilir mi?”

“Değerli dostum, keşke insanlar -niçin böyle olduklarını Tanrı bilir!- geçip giden şimdiyi yaşamak yerine, geçmişte kalan bir sıkıntının hatıralarını anımsamak için hayal gücünü bu kadar zorlamasalar.”

“Yalnızlık bu cennet yörede kalbim için harikulade bir merhem oldu.”

“Artık ne yönlendirilmek, ne teşvik edilmek, ne de coşturulmak istiyorum, bu yürek zaten yeterince fırtınalı; benim ninniye ihtiyacım var.”

“İnsan aslında karmaşık bir varlık değil. Çoğunluğu zamanın büyük bir bölümünü yaşamak için kullanıyor, geriye kalanı ise, özgür oldukları küçük zaman diliminden öyle korkuyorlar ki, ondan kurtulmanın her türlü yolunu deniyor.”

“Neşeli ve mutluyum, yani gerçekçi olmam mümkün değil.”

“Biz insanlar güzel günlerimizin azlığından, kötü günlerinse çokluğundan sık sık yakınırız.” diye konuşmaya başladım, “bana kalırsa bu doğru bir bakış açısı değil. Tanrı’nın bize her gün sunduğu güzel şeylerin tadını çıkaracak kadar kalbimizin kapıları açık olursa, başımıza eken kötü şeylere katlanacak gücümüz olur.”

altı çizilesi genç werther'in acıları
genç werther’in acıları

“Tembellik neyse keyifsizlik de odur, tembelliğin bir türüdür. Doğamızın buna eğilimi var, ancak toparlanma gücünü bulursak, kolaylıkla çalışmamız mümkün olur, gerçek hazzı elde etmenin yolu çalışmaktan geçer.”

“Birbirimizi mutsuz kılmamız yetmiyormuş gibi, bir de herkesin kendine ara sıra sağlayabildiği sevinci elinden mi alalım?”

“Evet, Wilhelm, bazen bir anlığına beni yerimden sıçratıp kendime getiren bir cesarete kapılıyorum, o an nereye gideceğimi bilsem, koşa koşa gideceğim.”

“Ciddiye almayınca her şeye katlanılır! Ciddiye almamak mı? Nasıl oldu da kalemimden böyle bir söz döküldü, bu beni güldürür ancak. Ah, birazcık kaygısız olmak, beni şu güneşin ışıdığı dünyada insanların en mutlusu yapardı.”

“Kimsenin içinden geldiği gibi yaşamasını onaylamayan bir sosyal sınıfa mensup olması onu bunaltıyor. Kalabalıktan kaçma özlemi içinde, bazen kırlardaki katıksız mutlulukla ilgili hayaller kuruyoruz.”

“Ah, benim bildiklerimi herkes bilebilir, bana özgü olansa yalnızca yüreğim.”

“Tanrı biliyor ya, çoğunlukla bir daha uyanmama arzusu, hatta ümidiyle yatağa giriyorum. Ve sabahleyin gözümü açıp yine güneşi görünce neşem kaçıyor. Ah keşke huysuz biri olabilsem, suçu havaya, üçüncü bir şahsa, başarısız bir girişime yükleyebilsem, o zaman keyifsizliğimin katlanılmaz sıkıntısı yarı yarıya azalırdı. Vay halime, tüm suçun yalnızca kendimde olduğunu biliyorum.”

“Of, of, şu sıkışmış yüreğime hava aldırmak için bıçağı yüz kere elime aldım. Safkan atların bir türünden bahsederler, aşırı koşturulmaktan korkunç kızışan atlar, ferahlamak için içgüdüsel olarak bir damarlarını ısırırlarmış. Sık sık ben de kendimi böyle hissediyorum, beni sonsuz bir özgürlüğe kavuşturacak bir damarımı kessem diyorum.”

“Ah bu boşluk! Göğsümün içinde, şurada hissettiğim bu korkunç boşluk! Eğer onu bir kez olsun, bir kez olsun şu kalbe bastırabilsen, bu boşluktan eser kalmaz diye düşünüyorum çoğunlukla.”

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
481

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin