islam iktisadı
islam iktisadı

Uzun süredir Türk-Amerikan ilişkileri, benzeri daha evvel görülmemiş, fecaat niteliğinde bir yığın sıkıntılara sahne olmuştur. Son zamanlarda ise ülke olarak, makro iktisadi değerlerimiz, üretim gücümüz, istihdam düzeyimiz ve bankacılık sistemimiz veri kabul edilmeksizin; toplumun huzur ve refahına gölge düşürecek suni finansal istikrarsızlık dalgalanmalarına maruz kalıyoruz.

Küresel finansal sistemin en büyük oyuncusu olan Donald Trump’ın seçildiği günden bu yana yapmış olduğu sansasyonel çıkışları, hiçbir değer ve ilke tanımayan söylem ve politikalarıyla başta Türkiye olmak üzere Çin, Rusya ve İran gibi ortaya koyduğu nüfuzun tehditkarları olarak gördüğü ülkelerde, Adam Smith’in mimarı olduğu ve günümüz Ana Akım İktisadi Düşüncenin temellerini oluşturan Kapitalist sistemin hakimiyetini devam ettirmek ve hegemonyasını küresel ölçekte sürdürmek istediği alenen ortadadır.

Yaşadığı 1929 Büyük Buhran, 1970 Petrol Krizi, 2008 Küresel Finansal kriz ve son olarak içinde bulunduğumuz dönemde oluşturulan kur dalgalanmalarıyla tanık olduğumuz Hakim İktisadi Düşünce‘nin, hiçbir ahlaki değere sahip olmayışı, firmaların aşırı kar, tüketicilerin ise aşırı tüketim hırsı ile hareket etmesine devamında da gelir dağılımındaki adaletsizliğin, sosyal, psikolojik ve sağlık sorunlarına yol açarak suç oranlarının yükselmesine neden olmaktadır.

”İktisadın amacı sınırlı olan kaynaklar ile sınırsız olan insan ihtiyaçlarını karşılamak, diğer bir ifadeyle insanların huzurunu artırmaktır.” Diye tanımlanan Hakim İktisadi Düşünce‘nin, ne insanların mutluluğunu artırdığı, ne de sosyal adaleti tam anlamıyla sağladığı söylenebilir.

Afrika Kıtası’nda milyonlarca insan açlıkla mücadele ederken özellikle Batı Dünyasında sadece milyarlarca doların güzellik malzemelerine ve evcil hayvanların bakımına harcandığı günümüz modern dünyasında Pragmatist bir insan tipi oluşmaktadır.

Homo Economicus olarak adlandırılan bu pragmatist insan tipi kendi faydasını maksimize ederek toplumun faydasını maksimize edeceğini ve birey için iyi olanın toplum için de iyi olacağını düşünür.

Çağımızdaki faize dayalı uygulamalar sermayenin lehine, emek ve hizmetlerin aleyhine aşırı ve yıkıcı denilebilecek sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Gelir dağılımındaki dengesizliklere neden olan bu mekanizmanın yasalarla güvence altına alınması, faize dayalı haksızlıklara karşı hukuka ve yargıya başvurma yollarını da kapatmıştır.

Refah döneminde geniş kitlelere refah artışından kaşıkla pay verirken kriz döneminde verdiklerini kepçeyle geri alan Ana Akım İktisadi Düşünce, her ekonomik kriz döneminde sorgulanmış lakin geçen zaman içinde alternatif bir model geliştirilemediğinden hızla kendisini yenileyerek varlığını sürdürmüştür.

Bu ve benzeri muadil olmayan faizli ekonomi uygulamalarının ortaya çıkardığı sömürü, adaletsizlik ve ağır iktisadi sonuçlar günümüzde faizsiz, refahın ve adaletin esas alındığı alternatif bir sistemin yeniden gündeme taşınmasını gerekli kılmıştır.

Muhteva ve mahiyetinde ahlaki değerlere, adil paylaşıma, helal üretim kazanç ve tüketime, yardımlaşmaya ve infak etmeye vurgu yapan Kuran-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’nin yapı taşlarını oluşturduğu İslam İktisadı, üzerinde ihtimamla çalışmalar yapılması gereken zaruri bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Büyük sorumlulukları temsil etmek üzere yeryüzünde bulunan Müslümanlar, bu ihtiyacı İslam İktisadi Ekolü‘nü oluşturarak karşılaması gerekmektedir.

Öncelikle İslam İktisadının gelişmesi için bu alanda Entelektüel bilgi birikimine sahip insan gücüne olan ihtiyaç, Üniversitelerin İktisat ve İlahiyat Fakültelerinde yapılacak Akademik çalışmalar teşvik edilerek karşılanmalıdır. Bu alanda ihtisasını tamamlamış uzmanların Ekonomi ve Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası Başkanlığı ve Büyük Finans kuruluşları gibi iktisadi karar alma mekanizmalarında görevlendirilmeleri yapılmalıdır.

Devamında gerek Küresel Ekonomide gerekse toplum nazarında ön plana çıkabilmesi için yapılan çalışmaları yayınlayabilecekleri ve sunabilecekleri konferanslar paneller ve söyleşiler düzenleyerek İktisat Literatüründe ve Medyada yerini almalıdır.

Sonuç olarak 19.yy Müstemlekeciliğinin Modernizme evrilmiş hali olan günümüz Hakim İktisadi Düşüncenin yerine ikame edilebilecek, somut teorileri Ayet, Hadis ve Fıkıh perspektifinde oluşturulmuş İslam İktisadı, başta 1.5 Milyarlık İslam Alemi olmak üzere tüm insanlığın selameti ve onurunu muteber kılacaktır.

Aksi taktirde çok yönlü ve etkili tehditlere cevap verme ihtiyacı duymaz, cevap vermek bir yana dursun tehdit unsurlarıyla bütünleşen, hayatını bu unsurlara göre şekillendiren bir topluluk olmaya devam edersek Medeniyet tasavvuru ve tahayyülü etrafında yoğun bir propaganda dili kullanıyor olmamızın hiçbir değer ve anlam taşımayacağını da bilmemiz gerekir.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
16722
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Hukuk Fakültesi Adalet Meslek Yüksek Okulu öğrencisiyim. Liselerarası aktif bir Gençlik Projesinde yöneticilik yapıyorum. Toplumsal ve siyasal gelişmeleri yakînen takip ediyorum. Kitap okumayı ve gezmeyi seviyor, kendi eğitim gördüğüm alanla ilgili çeşitli araştırmalarda bulunuyorum.Soru, eleştiri ve önerileriniz için : halilibrahimozmen@xyazar.com

3 YORUMLAR

  1. İslam iktisadı demişsiniz ancak ben burada teorik bir bilgiye ya da pratikteki bir uygulamaya rastlamadım. Yazı daha çok “adaletsizlik, haksızlık, hede hödö” kelimelerinin sıkıştırıldığı -klişe- bir eleştiriden oluşuyor. Serbest piyasa ekonomisi ile İslam iktisadı (ki böyle bir şey var mıdır?) arasında bir tercih yapmaya zorlamışsınız ancak piyasa ekonomisini anlatmamış, sadece eleştirel (ki ne derece nesnel?) bir bakışla yorum yapmışsınız. Başlığı görünce umutla açtım ancak sonuna geldiğimde anladım ki bir yazıya ancak giriş olabilecek harfler dizgisi ile karşılaşmışım. İslam’ın ekonomi üzerine ilkeleri, kaideleri değerli lakin onları burada göremedim.

    • Yazı içeriğinde genel olarak İslam İktisadının gerekliliğinden bahsettim. İslam İktisadının metodolojisi ile ilgili ayrıca bir çalışma yapmayı düşünüyorum. Başlık metinde anlatılanları en iyi biçimde özetleyen söz ya da söz grubudur. Sanırım başlık yazının içeriğini tam olarak karşılamamış ki hede,hödö gibi üslupsuz bir eleştiride bulunmuşsunuz. Eleştiri yapmadan önce eleştirinin ne olduğunu öğrenmenizi temenni ederim.

      5
      1
  2. Her ne kadar zor olsa da yapılması gereken, adaletli ve paylaşımcı bir ekonomik model inşaa edilerek, finans kapitalizmin acımasızlığını ortadan kaldırmaktır. Sistem tamamen faiz üzerinden işliyor olsa da, katılım bankalarının toplam sermayedeki oranı ne kadar az olsa da, gereken çaba her zaman gösterilmeli ve bu acımasızlığa son verilmelidir… Yazınıza bütünüyle katılmasam da büyük ölçekte doğru buldum. Tebrikler…

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin