araç mı amaç mı
araç mı amaç mı

“İnsan, hür doğmuş ama her yerde zincire vurulmuştur.” Aslında Jean Jacques Rousseau bu sözüyle insanlığa sayısız mesaj vermektedir. Günümüzde insanlar ayaklarına prangaları kendileri vurmaktadırlar. İnsanların kullandıkları araç gereçlerin rolleri değişmiş bu materyaller araç görevinden amaç fonksiyonuna ermişlerdir. İnsanlar artık kullandıkları ve sahip oldukları materyallerin veya her türlü nesnenin efendisi değil hizmetçisi konumundadır. Çünkü ihtiyaç fazlası satın alma hobisi ve eşya kullanma fobisi gittikçe yaşamdaki yerini sağlamlaştırıyor.

Miladını dolduran eşyaları saklamak insanların kaybetme korkusundan kaynaklanan bir ihtiyaçtır. Çünkü insanlar fizyolojik ihtiyaçlarını ve can güvenliğini sağlamak için sürekli bir şeyler biriktirmek zorundadır. Peki hiç ihtiyacımız yokken biriktirdiğimiz malzemelere ne demeliyiz? Mutfak dolaplarımızdaki sayısız bardak ve tabakla işe başlayabiliriz. Kuşkusuz birçoğumuzun evinde yirmiden fazla çay bardağı, su bardağı, kupalar ve sayısız fincan takımı vardır. Aslında pozitif baktığımızda cam ve porselen sanayisindeki çarkların dönmesi için bizim aldığımız bardaklar iş görür, peki olaya farklı açıdan baktığımızda neler değişir?

Yaşanmış şu hikaye aslında ihtiyacımız olmadığı halde ne kadar fazla araç gerece hayatımızda yer verdiğimizi gözler önüne sermektedir. Bir fıçı içinde yaşayan, tek mal varlığı su içtiği çanak olan Diogenes (Diyojen), bir gün çeşmeden avucuyla su içen bir çocuk görünce çanağından vazgeçerek onu da atmıştır. Ve devamında bu çocukta gördüğü davranıştan kendisinin fazla eşyasının olduğunu öğrenmiştir. Diyojen olamayız, olmamıza da gerek yok aslında. Ama İtalyan ozan ve politikacı özelliğiyle bilinen Dante Alighieri’nin de dediği gibi, insan ömrünü 70 yıl üzerinden hesaplarsak, bu kadar kısa zamanda ne kadar az hamallık o kadar fazla vakit. Kısacık bir ömürde geceyi gündüze katıp, alın teri döküp ve dirsek çürüterek kazandığımız paraları hiç kullanmayacağımız veya yaşamımızda çok az yer vereceğimiz araç gereçler satın alarak yaşamı tüketmek aklı selim insanların yapacağı bir durum değildir. Hiçbir mantık ve felsefe de bunu kabullenemez, hatta kabul etmez.

Salon takımlarımız ultra lüks ve üzerine oturmaya kıyamayız; Her evde en az iki televizyon, bir tane laptop, bir tablet ve evdeki kişi sayısı kadar akıllı telefon mevcut; günlük kullandığımız porselen takımlarımız ve misafirler için sakladığımız ancak kullanması nasip olmayan iki maaş ederindeki porselen takımları; buzdolabı ve derin dondurucu; serili halılarımız ve kilerde hali hazırda nöbet bekleyen halılarımız; çocuğumuzun elliden fazla oyuncağı; sayısız temizlik malzemesi; set üstü fırınımız, davlumbaz fırın ve mikro dalga fırın; mutfak dolaplarımız, gömme dolaplarımız, gardıroplarımız, çocuk dolapları ve kilerdeki dolaplarımız gibi sayısız ve çoğu da gereksiz olan malzemeler için kısacık ömrümüzün en güzel ve en verimli yıllarını heba ediyoruz.

Evet insan çalışmalı, ihtiyaçlarını en güzel şekilde karşılamalı ve hayattaki mücadelesine devam etmelidir. Ancak bilinçli bir tüketici, vizyonist bir bakış ve hayatı zirvede bırakacak bir hayat için yaşanmalıdır. Niçin yaşadığımızı unutmadan, yaşamın temellendirerek, yaşamdaki amacımız uğruna çalışarak ve ruhumuzu da doğru bir şekilde besleyerek ömrümüzü geçirmek insanlığın ihtiyacı olan bir dilek olmaktan çok bir yaşam biçimi olmalıdır. O halde yaşamı kucaklayıp, elimizdeki sayısız nimetlere şükredip ve sahip olmadığımız şeyler hakkında şikayet etmeyelim. “Sabahın altı buçuğunda bir çalar saatin sesine uyanıp yataktan fırla, giyin, zorla bir şeyler atıştır, sıç, işe, diş fırçala, saç tara, başka birine büyük paralar kazandırmak ve sana tanınan fırsat için müteşekkir olmak için berbat bir trafiğin içine dal. Nasıl razı olunur böyle bir yaşama?” der Charles Bukowski. Kısa bir ömür su boyuna yürümeye benzer içersin ama yine susarsın. Mutlu olmak için eşyalara değil amaçlara bağlanmak gerek.

Konuk Yazar – Fırat Yardımcıel

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
82

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin