arda boyları
arda boyları

Küçük yaşta bir kız çocuğunun, akşam ödevlerini bitirdikten sonra oturup türkü dinlemesi, dinlediği türkülerin sözlerini ezberlemesi ve kendi çapında söylemeye çalışması o vakitler etrafımdaki büyüklerime ilginç gelirdi. Ama huy işte; kendimi bildim bileli türkülerin yeri bende çok ayrıdır. 11 yaşındayken bir proje gereği en sevdiğim türkülerden biri —hatta belki en sevdiğim— olan Arda Boyları’nın hikayesini araştırmıştım, o günden sonra da türkülerin hikayelerine, ortaya çıkış sebeplerine ilgim uyandı. Bugün de sizlerle araştırdığım kaynaklardan derleyerek Arda Boyları türküsünün hazin hikayesini paylaşmaya çalışacağım. Keyifli okumalar efendim…

Köylerden birinde Halime ile Receb adında, birbirlerine sevdalı iki genç varmış. Gençler birbirlerine bir an evvel kavuşma hayali kurarlarken, köy ağasının oğlu İsmail Halime’ye talip olmuş. İsmail, sahip olduğu imkanlarla kızın ailesinin gözünü boyamış, ve aile biricik kızlarını sevdiği Receb’iyle değil, köy ağası İsmail’le evlendirmekte karar kılmışlar. Çaresiz Halime ne yaptıysa ne dediyse ikna edememiş annesini.

Bunun üzerine Receb, büyük bir öfkeyle ağanın kapısına dayanmış. Ancak ağaya ve etrafındakilere gücünü yetirememiş. Elinde ne sığınacak evi, ne de kaçıracak parası olduğundan sevdiği kızı bu insaf yoksunu insanlardan da kurtaramamış. İçindeki büyük çaresizlikle dağlara vurmuş kendini. O gidince herkes Halime’yi, Receb’in bir başka sevdiği olduğuna, ona kaçtığına inandırmış. Halime’nin yaşadığı hayal kırıklığından faydalanan annesi de hemen düğün işlerine girişmiş.

“Alıverin feracemi annecim diksin
O gıymatlı İsmail’e kendisi gitsin.”

Düğünden önceki gece, Receb yine vazgeçmeyip, elinde hiçbir şeyi olmamasına rağmen sevdasının gücüne güvenip sevdiği kızı kaçırmaya köye gelmiş. Ancak ağanın adamlarıyla karşılaşıp, tehlikeli bir çatışma yaşadıktan sonra dağa geri gönderilmiş. Bu sefer de köyde ‘Receb öldürüldü!’ diye haber salmışlar. Bunu duyan Halime, bu acıya dayanamayıp, ertesi sabah gelinliğiyle birlikte kendini Arda’ya atarak intihar etmiş. Halime’nin canına kıydığını öğrenen Receb’se aynı şekilde Halime’sinin ardından Arda Boyları‘na bırakmış kendini.

Tam burada kulaklarımda türkünün şu kısmı yankılanıyor:

Arda Boylarına ben kendim gittim
Dalgalar vurdukça can teslim ettim

Türkünün sözlerinin tamamı:

Arda boylarında kırmızı erik
Halime’nin ardında on yedi belik (saç örgüsü)  

Ah anneciğim ah anneciğim yaktın ya beni
Şu genç yaşta denizlere attın ya beni  

Alıverin feracemi anneciğim diksin
O gıymatlı İsmail’e kendisi gitsin  

Ah anneciğim ah anneciğim yaktın ya beni
Şu genç yaşta denizlere attın ya beni  

Uyan uyan Recebim senin olayım
Ardalar aldı ya nerde bulayım  

Arda boylarına ben kendim gittim
Dalgalar vurdukça can teslim ettim  

Ah anneciğim ah anneciğim yaktın ya beni
Şu genç yaşta denizlere attın ya beni 

NOT: Arda Boyları türküsünün Şükriye Tutkun tarafından okunduğu versiyonunun klibinde de, türkünün buna benzer bir hikayesi anlatılmış. Ona da bakabilirsiniz.

Şükriye Tutkun – Arda Boyları

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
12

3 YORUMLAR

  1. her türkünün arkasında böyle acı bir hikâye var, sarmaşığın altındaki saat çiçeği gibi… Bunu bilerek o anlamlı sözleri mırıldanmak, herkes Hey Onbeşli türküsünü neşeli bir şekilde söylerken sen Hediye’nin hikayesini bildiğinde o neşeden eser kalmayışı, güzel şey… Eline sağlık :’)

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin