aşık veysel
aşık veysel

Gözü görmemiş belki ama kalbi, gönlü gayet net görmüş. Hayatında belki hiç kitap okumamış ama gayet güzel insanı okumuş, sevgiyi okumuş, aşkı okumuş, tabiatı okumuş, ağaçları çiçekleri hayvanatı okumuş, eline sazını almış müzik okumuş, şiir dinlemiş edebiyatı okumuş. Adeta bir eğitimci, bir felsefeci, bir ziraatçı, bir müzisyen, bir edebiyatçı olmuş.

aşık veysel
aşık veysel

Aşık Veysel Şatıroğlu hepimiz biliyoruz değil mi? Türküleri, sözleri dilimize pelesenk olmuş durumda. Türkülerini söylediğimiz her an Aşık Veysel’i anıyoruz. Peki, söylediklerini ne derece anlıyoruz.

Tarih boyunca insan toplulukları soylarını devam ettirmek ve doğaya karşı kendilerini korumak için bir arada yaşamışlardı. Kendi yapısı içinde sevgisi ve kavrayışı güçlü insanlar, buldukları düşünceleri güzel ifadelerle ortaya koymuşlardır. Giderek bunlara halk âşığı, halk sanatçısı ya da sanatçı denmiştir. Bunlar, çevrenin etkisi ve geleneğin doğal yapısı içinde eğitilmiş, sonra da kendileri birer eğitmen görevi üstlenmişlerdir. Aşık Veysel, yirminci yüzyıl halk müziğimi ve halk edebiyatı içindeki en önemli temsilcilerinden biridir.

Veysel’in dünyaya geliş öyküsü, Anadolu köylerinde birçok çocuğun yaşadığı olağan bir doğum biçimidir. Ama bugün özellikle dışarıdan bakanlar için ilginçtir. Anlatmak gerekirse, annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylarındaki Ayıpınar merasında koyun sağmaya giderken sancısı tutmuş ve Veysel’i yol üstünde dünyaya getirmiş. Göbeğini de kendisi kesmiş, bir çaputa sarıp yürüyerek köye dönmüştür. Babası “Karaca” lakaplı, Ahmet adında bir çiftçidir. Veysel’in dünyaya geldiği sıralar, çiçek hastalığı Sivas yöresini kasıp kavurmaktadır. Veysel’den önce, iki kız kardeşi çiçek yüzünden yaşamlarını yitirmiştir. Veysel yedi yaşında iken Sivas’ta yeniden çiçek hastalığı salgını baş gösterir. Hastalığa yakalanan Veysel sol gözünü kaybeder, sağ gözüne de perde inmiştir. Veysel’in ahırda inek sağdığı bir gün hayvanlardan birinin boynuzu da öteki gözüne girmiş, belki kurtarılması mümkün olacak olan sağ gözünü de kaybetmiştir. Böylece küçük Veysel’in yaşamı boyunca sürecek olan karanlık günleri başlamıştır.1 Hayata küsen âşık, belli bir zaman sonra babasının isteği üzerine güzel vakit geçirmesi açısından 3 telli saz alınmıştır. Bağlamayla tanışmasından itibaren karanlık dünyası birden aydınlanmıştır. 15 yaşında saz çalmaya başlayan Veysel o günlerden itibaren aşıklık yolunda ilerlemeye başlamış ve Aşık Veysel olmuştur.

Aşıklar ince ruhlu, kalp gözü açık insanlardır. Gönüllerinde kimseye karşı kötülük ve kin beslemezler. İnsanı insan olduğu için severler. Yunus Emre’nin  yaratılanı severim yaradandan ötürü anlayışıyla karşısındaki her canlıya sevgi ve saygı duymaktadırlar. Sunay Akın’dan naklettiği bir hikaye bunu gayet güzel bir şekilde anlatıyor.

Bir gün evlenir Aşık Veysel…

Gel zaman git zaman alışır Aşık Veysel eşine… Gel zaman git zaman sever Aşık Veysel eşini… Bir gün öğrenir ki eşi kaçacaktır yanlarındaki yardımcısıyla bir sabahın erken vakti.

O sabaha varmamış gecede, eşinin ayakkabınsın içine olan parasını ve bir not bırakır Aşık Veysel.

Ve yüreği susar, sızlayarak yatar.

***

Kaçış yolunda kadının ayağını bir şeyler acıtmaktadır çıkarır bakar ki ayakkabısını, para ve içinde bir not:

‘Bunca zaman bana emeğin geçti, suyunu içtim ekmeğini yedim, ananın ak sütü gibi helal olsun, kimselere muhtaç olma yaban ellerde’ yazıyordur.

***

Ve artık ne geri dönebilen vardır çıktığı yoldan, ne de bekleyen vardır Aşık Veysel’in içinden!

***

Sonrasında ne mi olur?

Yokluğuna hiçbir zaman alışamayacağı eşinin günlerini, son nefesine kadar kovalayan Veysel, Aşık Veysel olur…

***

Ve anlıyorum ki şimdi, vazgeçmekmiş aslında sevmek!

Ve anlıyorum ki şimdi, vazgeçmemekmiş aslında sevmek!

Sahip olmadan sahip çıkmakmış, ait olmadan var olmakmış o yürekte, bir günden bin gün çıkarmakmış sevmek, sevdiğinin mutlu olduğu yerde kalmasını kabullenmekmiş, incitmemekmiş, o yokken bile onu sevebilmekmiş, yüreğindeki yerini hep sıcak tutmakmış sevmek, özgür bırakmakmış kanatlarıyla olabildiğince hür, belki de her şeye ve herkese rağmen kabul etmekmiş sevmek. Her ne olursa olsun onun iyiliğini istemekmiş, tebessümle anmakmış onu sevmek, baktığı her yerde onu görmek, her adı geçtiğinde sızlamakmış tepeden tırnağa sevmek. Bakmadan görmek, dokunmadan hissetmek, kilometrelerce uzaktan duymakmış yüreğinin sesini… Sensizken de gülen yüzüne özlem duymakmış sevmek…

aşık veysel
aşık veysel

Dava insanlık davası

Allah birdir Peygamber Hak
Rabbül âlemindir mutlak
Senlik benlik nedir bırak
Söyleyim geldi sırası

Kürt’ü Türk’ü ne Çerkez’i
Hep Ademin oğlu kızı
Beraberce şehit gazi
Yanlış var mı ve neresi

Kuran’a bak İncil’e bak
Dört kitabın dördü de hak
Hakir görüp ırk ayırmak
Hakikatte yüz karası

Binbir ismin birinden tut
Senlik benlik nedir sil at
Tuttuğun yola doğru git
Yoldan çıkıp olma asi

Yezit nedir, ne kızılbaş
Değil miyiz hep bir kardaş
Bizi yakar bizim ataş
Söndürmektir tek çaresi

Kişi ne çeker dilinden
Hem belinden, hem elinden
Hayır ve şer emelinden
Hakikat bunun burası

Şu âlemi yaratan bir
Odur külli şeye kâdir
Alevi Sünnilik nedir
Menfaattir varvarası

Cümle canlı hep topraktan
Var olmuştur emir Haktan
Rahmet dile sen Allah’tan
Tükenmez rahmet deryası

Veysel sapma sağa sola
Sen Allah’tan birlik dile
İkilikten gelir bela
Dava insanlık davası…

Türküleriyle Veysel ustayı ilelebet anacağımıza adım gibi eminim. Ama Aşık Veysel’i anmaktan ziyade anlamak daha elzemdir. Bizi biz yapan birlikteliğimizdir. Farklılıklardan güzellikler meydana gelir. Halil Cibran’ın dediği gibi kulağa gelen müzik tekse de onu oluşturan notalar farklıdır. Gök kuşağının güzelliği, içinde bulundurduğu renk cümbüşünden kaynaklanır.

Hakikatler fikir çatışmalarından doğar. Her Allah’ın günü bizi ikiye değil, yüze, bine bölmeye çalışanlara rağmen “Dava insanlık davası” diyen Aşık Veysel’i anlamış bir toplum olma ümidiyle…

1) Aslanoğlu, 1967, 10

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
5
Çukurova Üniversitesi İnşaat mühendisliği öğrencisiyim.Araştırmayı ve okumayı çok seven elimden geldiğince bir şeyler karalayan, sanata ve sanatçıya değer veren birisiyim.. Mühendislik ana bilim dalları ve eğitimiyle alakalı araştırmalarım bulunmaktadır. Ayrıca halk müziği ile ilgilenmekteyim ve bağlama çalmaktayım. Xyazar.com'da yazar olarak görev almaktayım. Soru, eleştiri ve önerileriniz için furkanyildiz@xyazar.com

5 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin