ateş böceği
ateş böceği

Ceyda Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında kendini küle dönüşmüş olarak buldu. Önce anlam veremedi etrafındaki gri tozlara ve o tozlara çoktan karışıp gitmiş ruhuna, anlam verebildiği tek şey bu tozları bir daha üzerinden silkeleyemeyeceğiydi.

Uyandım, yıllardır içinde debelendiğim o sonsuz uykudan uyandım. Bu bir rüya mıydı yoksa yıllardır rüyamın içinde yaşadığım bir gerçek mi? Ve eğer uyandıysam burası neden karanlık? Artık yanmadığım için mi yoksa etrafımda bana ışık olacak biri olmadığı için mi?

Etrafıma baktım bunca zamandır asla belli etmediğim iç döküntüm artık her yerimdeydi. Şimdi her yerim dökülmüştü. Sonunda içi dışı bir olmayı başarmıştım. En azından bütün döküntülerim bir arada diye düşündüm. Son bir hamle kaldı ya üfleyeceksin ya da savuracaksın beni, dağılacağım. Çünkü artık kendime, beni oluşturan artık dökülmüş olan parçalarıma katlanamıyorum. Kendimle bir arada bulunmak istemiyorum.

Sen yaktın sen söndürdün. Son hayal son suya düşüş işte son kıvılcımım o suya yenik düştü. Bu sefer kendimi değil seni suçlayacağım sadece seni de değil seninle beraber pek çok kişi suçlu. Çünkü yaptıklarınız, söyledikleriniz yüzünden ben hep bir bardak soğuk su içmek zorunda kaldım. Beni siz azalttınız. Beni siz söndürdünüz. Bütün heyecanımı, bütün tahammülümü, bütün sevgimi, bütün nefretimi şimdi gri bir tozun içinde izliyorum. Ve artık hiçbir soruma cevap arayamıyorum, şimdi ne olacak diye meraklanamıyorum çünkü benden geriye sönmüş bir külden başka bir şey kalmadı.

Bir şey bekliyordum, beni kurtaracak bir şey. Düştüğüm son suda boğulmamak için tutunacağım bir can simidi. Fark ettim ki kaçıyormuşum bunca zamandır, can simidine değil daha derine yüzmüşüm. Yarım bıraktığım onca yazıdan, kuramadığım cümlelerden, sessiz herhangi bir yerde düşüncelerimi sustursun diye dinlemek zorunda kaldığım şarkılardan, son zamanlarda kafam dağılsın diye sıklaşan okumalarımdan, yaşayamadığım hisleri bana hissettirsin diye izlediğim diziler ve filmlerden sonra kendinden kaçmanın hiçbir şeye yaramadığını sonunda anladım. Kabullenmekten kaçamayacağımı fark ettiğim zaman uyandım. Kendimi zincirlere vurduğum zindanlarda aslında kapıların artık açıldığını, zincirlerimin çözüldüğünü çıkışa koştuğum zaman fark ettim. Etraftaki tek aydınlığın kendi yangınımdan kaynaklandığını, senin ve artık kimsenin bana ışık olmadığını ben söndükten sonra her yerin karanlığa gömülmesinden anladım. Artık seni görünce ellerimin ve ayaklarımın titremediğini seni son kez balkonda izlediğimde tecrübe ettim. Ben aslında çoktan kül olmuştum kabullenemediğim için uyanamıyor, söndüğümü göremiyordum. Ama artık uyandım şimdi elimde olan ve senin için biriktirdiğim bütün sevgimi, sadece sevgiden oluşturduğum kalbimi gri bir tozun içinde diğer parçalarımdan ayıramadığımı görüyorum. Ve bunca zamandır bir ateş böceği olduğumu fark ediyorum. Ben yandığım için önümü görebildim sen ya da siz bana ışık olduğunuz için değil.

Şimdi bütün sevgim yandı, bitti, kül oldu. Bugün için ezberlemiş gibiyim o tekerlemeyi. Bir kalbin ölümünü içindeki sevgi kül olurken izledim ve onun artık kalp değil yürek olduğunu bir şarkıdan öğrendim. “Kalp sevince değil yanınca yürek olur.” Kül olmuş bir kalbe ise ne diyeceğimi bilemiyorum. Aslında külden başka bir şey de dendiğini düşünmüyorum. Tek görebildiğim gri bir toz. Bu sefer hamleyi senden veya başkasından beklemeyeceğim. Kendi karanlığım içinde, kendi döküntülerime ben rüzgar olacağım. Bütün küllerimi sizin bulamayacağınız, artık bana yaklaşamayacağınız yerlere savuracağım. Son kez dağılacağım.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
361

2 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin