aynadaki kadın

kendimden, eksik ruhumdan, çirkin ellerimden, tablalarda külleştirdiğim dünyamdan kaçış yolları arıyorum. aynı sokakları, evimin beş metrelik dar koridorunu ellerim boğazımda adımlıyorum. kahvemin son yudumuyla sigaramın son nefesini denk getirme olayında kendimi başarılı buluyorum. insanları affediyorum ama kendimde bir türlü haklı çıkamıyorum. hercai’yi çelik’ten değil cavid’ten dinleyince anneannemin hayattaki tahta sedirde sigara içisini hayal ediyorum. gözlüğümün camını kırışmış pijamamla siliyorum. sohbet ederken göz teması kurmaya dikkat ediyorum ama cümlelerimi boğaz hapsinden azad edemiyorum. çok dinleyip çok konuşuyorum. hiç susmayacak gibi olurken birden sessizleşiyorum. o sessizlikte uzun ve anlamsızca bakmaya başlıyor dişlerimi sıkıyorum. yedi numara dizisini tekrar izlemeyi ve ekmek teknesine başlamayı arzuluyorum ve yine bahaneler üretiyorum. mandalina kokusunu sigara kokmaktan daha sevimli buluyorum. her pazar eskimiş atlet parçalarıyla yıllar sonra sararacak olan kitaplarımın tozlarını alıyorum. zorunda kalmadıkça büyük harf kullanmıyorum. Ezgi’nin dediği gibi harfler arasındaki hiyerarşi gibi geliyor. portakallı cif kokusunu sevdiğimden lavabo ovuyor sonra da suyla birlikte o beyazlığın akıp gitmesini izliyorum. aynadaki geniş omuzlu kadına çekinerek bakıyorum. her seferinde yeniden tanışmak isteyip ilk defa görmediğime yeminler ediyorum. kemikli ellerine bakıyorum. daha adını soramadan alarm çalıyor. saçlarımı geriye atıyorum, yatağın ortasına doğrulup kedimin tüylerini bıraktığı halıya daldırıyorum gözlerimi. aynadaki kadına bakıyorum. aynada kadın yok.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
323

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin