barbaros'un günlüğü
barbaros'un günlüğü

Barbaros Hayrettin Paşa tarihin en önemli ve muhteşem denizcilerinden birisidir. Midilli adasında doğmuş, “Hızır Reis” olarak halkın ve tarihin lügatına girmiştir. Kendisi gibi abisi de tarihte iz bırakmayı başarmış ve Osmanlı Donanmasının gelişmesine azımsanamayacak katkıları olmuştur.

Oruç Reis ticaret yaptığı yıllarda Papa ve Venedik’in desteklediği şövalyeler tarafından Rodos Adası’nda esir alınmış ve daha sonra adadan kaçmayı başarmış, ileride hristiyan tebaanın kabusu olacak Oruç Reis, Antalya kıyılarında topladığı Leventler ile işe koyulmuştur.

Leventlerini hem maddi hem de manevi yönden doyuran Oruç Reis, Papa’ya ait gemileri batırması ve ani baskınlar düzenlemesiyle adını duyurmaya başlamıştır.

oruç reis
oruç reis

Bu arada Barbaros da deniz ticaretine atılmış, yaptırdığı kalitasıyla deryaya açılmıştır. Kalita ise on dokuz ve yirmi dört oturaklı donanma gemisidir. Tabii o zamanlar Osmanlı donanması bir hayli kötüydü. Düşmandan daha iyi olduğumuz yanlarımız vardı, fakat genel hatlarıyla bakınca bir hayli küçük ve cansız bir donanma olduğumuz ortada.

Osmanlı, karadan gelen saldırıları püskürtürken, denizden gelen saldırılarda bir hayli zorlanmıştır. İşte bu iki şahsiyet “Hızır Reis” ve “Oruç Reis” Osmanlı Donanmasının gelişmesini sağlamışlardır ve Osmanlı’nın yaptığı Deniz Savaşları sonrası daha çok toprak kazanılmış, Osmanlı sınırları genişlemiştir.

Midilli Adası’nı alan Fatih Sultan Mehmet, sipahilerin isteği üzerine, Midilli adasındaki güzel kızları şeriata uygun bir şekilde sipahilerle nikahlayarak orada Türk halkının kalıcı olmasını hedeflemiştir. İşte bu sipahilerden birisi de Oruç ve Hızır Reis’in babasıydı. Sipahi Beyi Yakup Ağa, oğullarının deniz eri olmalarını istemezdi. Denizin tehlikesi, aniden gelen saldırılar, korsanlar nedeniyle tehlikeli olduğunu düşündüğünden oğullarını bu işe koymazdı. Fakat oğulları deniz ticaretine atılmışlar ve alanlarında büyük bir başarıyı yakalamışlardır. Tabi Oruç Reisle ticarete başlayan kardeşleri İlyas hariç. İlyas ise Oruç Reis’in esir düştüğü savaşta şövalyelerin saldırısı sonrası şehit edilmiştir.

osmanlı-venedik savaşı
osmanlı-venedik savaşı

Oruç Reis ise hristiyanlara karşı bir rıhtım baskını düzenlemiş, düşmanı hem maddi hem de manevi yönden zayıflatmıştır. Tabi o zamanlar Avrupa maddi olarak güçlü, manevi olarak ise zayıf durumdaydılar. Özellikle kaybedilen savaşlar nedeniyle hristiyan halkın kiliseye olan güvenleri sarsılmıştır. Rıhtım saldırısından sonra düşman yeni bir saldırı hazırlığı yapmaktaydı. Oruç Reis Akdeniz’de ilerlerken kendilerinden sayıca fazla düşmanın pususuna düşmüş ve engin zekasıyla bu durumda düşmanla savaşmanın bir intihar olacağını düşünmüş, tekneyi terk etmiş ve tekneyi barut fıçılarıyla donatmışlardı. Bu saldırının sonucunda Oruç Reis hiç gazi ve şehit vermemiş, aksine düşman yüzlerce askerini kaybetmiştir.

Teknesiz kalan Oruç Reis, Antalya Valisi Şehzade Korkut’un deniz abdallarını sevip onları koruduğunu duymuştu. Bu yüzden ondan yardım umuyordu. Şehzadenin hazinedarı Piyale Bey’in aracılığıyla Şehzade, Oruç Reis’e bir tekne hediye etmiştir. Tabi bir hediye de Piyale Bey’den gelmiştir.

Yeniden yanına levent toplayan Oruç Reis, deryaya açılmayı ve gaza etmeyi uygun görmüştür. Akdeniz’de birçok düşman gemilerini yol etmiş,  gücüne güç katmıştır. Tabi bu arada Selim Han cülus etmiş ve kardeşleriyle mücadeleye başlamıştı. Piyale Bey ve Şehzade Korkut firar etmiş, Oruç Reis’in ise Şehzadeye yakınlığını bilmeyen yoktu. Bunun üzerine Oruç Reis de tedbirini alarak Mısır’a yol almıştır.

mısır haritası
mısır haritası

Hızır Reis ise ailesinin ve büyük abisi İshak Reis’in isteği üzerine deryaya bir süre ara vermiş, yeniden ticarete atılmıştır. Belli bir süre ticaret yaptıktan sonra hasrete dayanamamış yeniden deryaya açılmış ve abisi Oruç Reis’inde bulunduğu Mısır’a doğru yol almıştı. Abisiyle Mısır’da güçlerini birleştirmiş ve gaza etmeye başlamıştır. O dönemin Mısır Valisinin de desteğini alarak güçlerine güç katmışlardır.

O dönemlerde Osmanlı’nın, İran ve Mısır ile arası iyi değil, savaş eşiğine kadar gelinmişti. Reis kardeşler her iki müslüman devlet yanında savaşa girmemelerinin doğru olduğunu düşünmüşler ve Hızır Reis’in talebiyle Tunus (Mağrip)’ta, Tunus Valisinin yardımıyla kendilerine bir üs kurmuşlardır.

tunus
tunus

Hristiyan tebaaya darbe üstüne darbe vuran kardeşlere karşı, şövalyeler boş durmamış, yeni bir saldırı planı hazırlamaktaydılar. Müslümanların imanının güçlü olduğunu bilen şövalyeler, manevi yönden zayıflatmak için daha büyük ve sağlam bir filo ile saldırı için deryaya açılmışlardır. Bu hazırlığı duyan Reis kardeşler de deryaya açılmışlar, birkaç gün sonra da düşmanla karşılaşılmış, savaş sonucunda düşmanlar yine yenilgiyle yeksan bir hale gelmişlerdir. Bu savaş sonucunda Oruç Reis’in kolunu kaybetmesi herkesi derinden üzmüştü.

oruç reis
oruç reis

Oruç Reis, kardeşi  Hızır’ın ileri görüşlü olması sebebiyle emir ve komutayı kardeşine devretmiştir. Hızır Reis üslerinde dökümüneler, kurdurmuş,  en iyi dökümcüleri ve demircileri Anadolu’ dan toplamıştır. Yapılan topların düşmanınkinden farklı yanı uzun menzilli olmasıydı. Düşman yaklaşmadan uzun menzilli toplarıyla düşman gemilerini dövüyorlar, düşmanın attığı toplar ise tekneye yetişmiyor, birkaç kulaç öne düşüyordu. Ayrıca Hızır’ın yaptırdığı bir diğer silah ise yangın mancınıkları idi.

mancınık
mancınık

Hızır’ın bu yaptığı yenilikler ve kendisinin liderlik vasfı sayesinde, yapılan savaşlar toprak kazanmaya kadar uzanıyordu. Reis kardeşler sadece gaza etmiyorlardı. Eziyet, işkence gören müslüman halka yardım ediyorlardı. Özellikle İspanya egemenliği altına girmiş topraklardan müslüman halkı gemilerle müslüman topraklara taşıyorlardı.

İşkence gören halklardan birisi de Cezayir idi. Cezayir Valisi ülkede yetişen zahireleri, İspanya’ya yolluyor ve buradan para kazanıyordu kendi halkı açlıktan ölmek üzereyken. Cezayir’in ileri helen aşiret reisleri Reis kardeşlere mektup yollamış ve Cezayir’i İspanya egemenliğinden kurtarmak için yardım istemişlerdir.

Mektubu alan Hızır Reis hemen kaptanlarını toplayarak istişare etmiş ve Cezayir’e doğru gazaya çıkmışlardır. Yapılan savaş sonucunda Cezayir ele geçirilmiş ve başına aşiret reislerinin seçtiği Oruç Reis geçmişti. Cezayir de Tunus gibi zenginleşmiş, fakirlerin karnı doyurulmuş ve pazarlara canlılık gelmiştir. Bunları sağlayan ise adalet dağıtan Reis kardeşler olmuştur.

barbaros hayrettin paşa
barbaros hayrettin paşa

Cezayir’in ele geçirilmesi Papa’yı daha çok kızdırmış ve büyük bir haçlı ordusu toplattırmıştır. Büyük bir filoyla Cezayir’e yol alan haçlı ordusu, Tunus Valisini de satın almışlar, Tunus Valisi savaşta tarafsızlığını ilan etmiştir. Kalede Oruç reis yaklaşık 3 bin leventle kalmış bu savaşa ancak 3 ay yetecek erzak ve savaş malzemeleri kalmıştı. Gerçekten de 3 ay dayanan Oruç Reis, düşmanın “Kaleyi teslim edin ve dışarı çıkıp istediğiniz yere gidin” anlaşmasına inanılarak dışarı çıkıp Tunus’a yol almayı düşünmüşler. Fakat düşman sözünde durmamış, Oruç Reis ve leventlerinin peşine düşmüşlerdir. Bir süre koşuşturmadan sonra düşman Oruç Reis’e yetişmişti. Dövüşmekten başka çare kalmamıştı. Tabi bu sırada en büyük abisi İshak Reis de gazaya katılmıştı. Savaş sonunda düşman büyük kayıplar vermiş, kale ele geçirilmiş ve Oruç Reis ile İshak Reis oracıkta şehit edilmişti.

Haberi duyan Barbaros ise birkaç gün üzüntüden kendisine gelememiştir. Barbaros kazandıkları toprakları toprakları Sultan’a hediye etmiş ve Sultan Barbaros’u o topraklara Osmanlı Devleti’nin Valisi olarak atamıştır. Peşine Osmanlı’nın desteğini alan Barbaros, gücüne güç katmış, filosunu gün geçtikçe büyütmüştür.

O dönem de Osmanlı Donanmasının yetersiz olduğunu bilen Sultan, kudretli, öngörüşlü bir kaptan aramaktaydı. Bu özellikleri ise Barbaros’ta bulmuştu. Barbaros Kaptan-ı Derya olmuştu. Bu görevi çok iyi bir şekilde yürütmüş, Osmanlı Devleti’ne toprak kazandırmıştır. Bunlardan birisi de Preveze Deniz Zaferi idi. Şüphesiz bu Hızır Reis’in en büyük zaferiydi.

preveze deniz zaferi
preveze deniz zaferi

Aylar ayları, yıllar yılları kovaladı derken Barbaros yorgun, zaferle dolu yılların ardından emekliye ayrılmıştı. Oğlu Hasan ise tıpkı babası gibi sıkı bir levent olmuştu.

Leventlerin Paşa Babası yüksek ateşten dolayı 4 Temmuz 1546 yılında Konstantinopolis’te hayata gözlerini yumdu.

VESSELAM…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
331

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin