ben
ben

Bazı kavramlara sanırım gereğinden fazla değer yüklüyorum. Ne diye fıstıkçı şahabı film yıldızı edersin. Kıvrımlarımda dünyayı güzelliklere taşıyacak, belki de kurtaracak kelimelerin sıkıştığı kitaplardan rahatsız olanlar varmış. Alenen şikayet dilekçeleri yazmışlar. Yüzsüz gibi bir de kibritin icadı zor olmasa gerek diyorlarmış. Kibritin kükürtlü kısımlarında eritmek gerekir o zorbaları!

Hain duygular esir etmişken insanlığı, bir parça şiir alıp varıp gitmeli bu diyardan. Bu gitme öyle bir gitme olmalı ki; bir eline ayı, bir eline güneşi verseler bile vazgeçemeyeceğin bir emel uğruna canını hiçe saymak için olmalı!

Bir kemanın ruhumu okşayan nağmeleriyle içimde bir yerde bir sarmaşık bir güle dönüşmek ister. Ölümün bile yaşamak için yalvardığı bir yer burası. “Hiçlik” düşmüş toprağa bitmek bilmez hasadıyla.

Oysa ki ben, güzel cümleler kurmak için milyonlarca kitap okumak isterken, onlar devasa bir yangın oluşturup İbrahim’i yakmağa uğraştılar. Kelimelerle ahenk dansı bu! Emin olun bir kibritin icadından zor.

Bakın belki inanmazsınız ama evrende dile gelmiş gezegenler, dünyayı konuşuyorlar. Samanyolu galaksisinde her bir yıldız kıskançlık mabedinde kendi ateşinde yanarken, gözleri kör olmuş şekilde, insanoğluna en yakışan gezegenin kendileri olduğunu dile getiriyorlarmış.

Bu duyulan feryat bir ana çığlığı değil, bu yaşanan bir romanın bestesidir ahali! Kalabalığı zoraki, yalnızlığı gönüllü seçen bir insanım. Bir sokak çocuğunun hayat mücadelesinde nasırlaşmış parmakları arasında tuttuğu bozuk paraların sesiyim! Ben savaş meydanında bacakları kopmuş bir askerim! Bir cümlenin bitmek bilmeyen yargısıyım!

Küsurat mıyım? Net miyim? Ah! Anlamaya çalıştığım, karanlıkta kaybolan benliğim. Bir ben var ki, benden öte. Bu öyle bir şey ki, havada bulut yok ama bardaktan boşanırcasına yağmur yağmasıyla eşdeğer. Akordu bozuk ritimle çalan bir şarkı bu. Düzelmez artık!

Kovaladıklarım içimde birer pusu kurmuş. Barikatları taşlıyorlar. Kendimden kaçıyorum. İki yanlışın bir doğruyu elediği bir sınav çok kolay olmasa gerek. Sığamadım tarihe, sığamıyorum anılara. Küçük bedenimin büyük ruhu! Ah bir yaksam ruhumu! Tüm ömrümce odun kullanmaya gerek kalmaz.

Bahsetmeyin şu nice halimden. Düşkünüm. Düşebildiğim kadar düşmüşüm. Susabildiğim kadar yalnızım. Ben, ben olduğum için bir şiir gibi haykırıyorum dünyaya. Kim olursanız olun ama bırakın ben yine ben olayım.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
251

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin