beton
beton

Ruhunuz betonla kaplı sizin! Bir çocuğa çiçek sunacak verimli topraklarınız hep betonla kaplanmış. Hava çiçek yetiştirmek için elverişli ama içinizde büyüttüğünüz çocuğun dünyayı kurtarabileceğine olan inancını öldürmüşsünüz. Zihniniz, ruhunuz güneş görmeyen beton yapılarla dolmuş. Siz ideallerinizi betonlaşmış maddiyatçı hayallere sattınız. Cezanız ise basit, sıradan bir ölüm!

Vasat hayatınızı küçük bir ölümle taçlandıracaksınız. Bir “hiç” gibi. Belki de bir “hiç” olmayı o zaman anlayacaksınız. Çünkü yetmiş yıl sadece yatlar, katlar, arabalar almakla meşgul olmaktan “hiç”lik kavramını hiç düşünmediniz. İz bırakmak sizin için m2 ve kilometreden başka bir şey değildi.

Kabul edin, siz kaybettiniz. Zaten kaybetmeye de mahkumdunuz! Korkmayın! Karanlığın hüküm sürdüğü mabedinize ışık getirmedim. Sizden tiksindiğimi söylemeye geldim! İğreniyorum bu devirden, her şeyinizden; kibrinizden, tahammülsüzlüğünüzden, miras kavgalarınızdan, dedikodularınızdan, kabalığınızdan, hayatı hızlıca tüketmenizden, yapmacık gülüş ve hareketlerinizden, imalı sözlerinizden… Toplum beni sizinle yaşamaya zorladığı için sizden iğreniyorum.

Sizler hiçbir zaman beni anlamadınız. Ben de hiçbir zaman sizler gibi olamadım. Çünkü sizinle yaşarken öleceğime, ölüler diyarında nefes almayı yeğlerim! Biliyorum içinizden hayatın gerçekleri zırvalıklarını haykırıyorsunuz. Sizin bitmek bilmeyen bu zırvalıklarınızdan da sıkıldım. Bıktım. Yoruldum.

Alın ne istiyorsanız alın! Para, mal, mülk… Hepinizin ne alacağını biliyorum. Yeter ki susun! Nefes alırken ki ritminiz bile para kokuyor!  Zaten somutlaşmış dünyanızda kendinizden ve çıkarlarınızdan başka neyi önemsediniz ki?

Ah siz! Kıyas içinde boğulacaksınız. Çocuklarınızı, kendiniz gibi narsist duygularınız eşliğinde hayallerinizin temeline beton olarak kullandınız. Zihinlerini, hayallerini çimento yığınlarına çevirdiniz. Siz tanıdığım en aşağılık varlıklarsınız. Sizden nefret ediyorum! Sizin toplumunuzun bir parçası olduğum için kendimden de tiksiniyorum.

Kusura bakmayın ama tüm o pisliğiniz içinde boğulacaksınız. Bedenleriniz toprak altında çürürken, toprak üstünde ki o tüm ömrünüzü feda ettiğiniz şeyleri sanki siz yokmuşçasına kullanacaklar.

Size dönüşmekten öylesine korkuyorum ki, iğrenç toplumunuz beni buna zorluyor. Bir gün sizin gibi olup yine de yaşamaya devam etmekten korkuyorum. Bu öyle bir korku ki, dizlerim titriyor! Gidin! Gidebildiğiniz kadar gidin. Dünya ağzına kadar beton doldu. Keşfedilmemiş yerlere gidin! Yeter ki, gidin!   

Biliyorum, ölümsüzlük sizin için imkansızlık kavramına eşit. Oysa ben ölümsüz olmak istiyorum. Size çok saçma geldiğini biliyorum. Kahretsin! Tüm gizeminizi yitirdiniz çünkü tahmin ediliyorsunuz. Vereceğiniz tepkilerin hepsini ezbere biliyorum. Ama siz bilmiyorsunuz! Bilemeyeceksiniz! Beni çözmenize izin vermeyeceğim!

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
411

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin