beyaz kırmızının yaması - edebiyat - hikaye - hikaye köşesi - edebi - yazı - edebi metin
beyaz kırmızının yaması

Esen rüzgar, sonbaharın yaklaşmış olduğunu hatırlatıyordu. Ağaçların yaprakları yerlere dökülmüş, dalları eksik kalmıştı. Kışın gelmesini iple çekiyordum. Karın ilk toprağa değişini seyretmek için uykudan mahrum kalmayı yeğlerdim. O beyaz kar tanesinin nasıl suya dönüşüyor olduğunu çocukken delicesine merak ederdim.

Öyle güzel ve paktı ki. Gözlerimi çekip alamıyordum ondan. Bir çocuktan daha saf olduklarını düşündüğümü hatırlıyorum. Oysa o zamanlar ben de çocuktum.

Sanki güzel duyguların hepsi, o küçük sivri uçlardaydı. Bütün kar tanelerini avucumun içinde toplamak ve orada kalmalarını sağlamak istedim. Erimeleri, ellerimden öylece kayıp gitmeleri beni öylesine bir hüzne boğuyordu ki, delirecek gibi oluyordum. Kelimenin tam anlamıyla delirmek işlevini yerine getiremeyecek kadar akıllıydım ne yazık ki.

Günler rutin bir şekilde tamamlanmaya devam etti ve bir sabah, yastığın üzerinden düşen başım sayesinde gözlerim aralandığında onları gördüm. Birçok kar tanesi toprağa dökülüyordu. Her görüşümde gözlerimi böyle bir güzelliği gördüğü için azat etmek istiyorum. Bulutların ağzını kapamak ve yağmuru yağdırmamaları için onlara rüşvet vermeye bile hazırdım. Mümkün olduğunca. Her elime dokunuşlarında, tatmin olmayan ne varsa o güne kadar, hepsi halloluyordu. İçim tıka basa sevinç ile doluyor, gözlerimden yaşlar geliyordu. Uzanırken gözlerimin önüne asılmış olan esere baktım. Ellerim terlemeye, vücudumu büyük bir heyecan kaplamaya başladı. İçim kıpır kıpırdı ve bu kıpırtı dışarı çıkmadan durmayacaktı. Anneme seslendim:

-Anne, buraya gelip beni dışarı çıkarmaya ne dersin?
+Bekle biraz, gelirim az sonra. İşlerim var şimdi.

Öfke bütün hücrelerime yayılmış gibiydi. Beni, onca güzellikten mahrum bırakıyordu. O, beni onlardan ayırmak istiyordu.

-Tam şu an yanımda olmanı istiyorum. Bekleyemem, gel buraya.
+Beni beklemek zorundasın. Ha, ben yerleri süpürmek istiyorum diyorsan orası ayrı.
-Yalvarırım gel, lütfen. Anne, yağmur yağarsa ne yaparım ben!
+Benimle doğru düzgün konuşmayı öğreneceksin. O zamana kadar o odada kal da, aklın başına gelsin.
-Sana muhtaç olmaktan nefret ediyorum!

Odamda, yine bir başıma kalakalmış haldeyim. Eksiğim, dokunamıyorum. Hissedemiyorum. Öylece yatıyorum. Düşünceler üzerime seriliyor.

O gecede kar yağıyordu. Annemin sesi endişeli ve korkmuştu. Gözlerime takılı kalan kar taneleri, o gece de bu kadar güzeldi. İlk o zaman sevmiştim onları. Kar taneleri kırmızının üzerine düşüyordu. Annem, o iki renk birbirini sever demişti elimi tutarken. Gözleri de kırmızıydı annemin o vakit.

O gece, arabanın altından çıkınca demek ki o yüzden beyaz kar taneleri bacağıma konmuştu. Güzel bir düştü benim için, sevenleri kavuşturmuştum sonuçta. Sonra, boya bacağımdan çıkmayınca kesmek zorunda kaldılar. Oraya doldu kar taneleri. Eksikliğimi gidermek, sırf bana yardım etmek için yağdılar. Onlar birer melek. Onlar, çıkmaz sokakta açılan bir kapı. Ah, onlar çok güzeller. Kapının gıcırtısı içine daldığım anıdan çekip aldı beni.

Annem odaya gelerek, yatağımın önünde elleriyle oynamaya başladı. Ne söyleyeceğini biliyordum. Her zaman aynı şeylerdi. Ezberlemiş olduğum cümleleri bir kez daha duymamak adına, ondan önce davranıp söze atladım.

-Az önceki tavrım için üzgünüm. Bir daha olmayacak.

Yüzünde söylediklerimden memnun olduğunu belirten bir ifade yer edinince, konuşmaya devam ettim.

-Lütfen beni dışarıya çıkar. Onları ne kadar sevdiğimi biliyorsun. Bir daha seninle öyle konuşmayacağım, söz veriyorum. Sadece bir anlık sinirle söylenmiş sözler, kendime hakim olmayı öğreneceğim.

Yüzüne yerleşen gülümseme, başarımı simgeliyordu.

Yavaşça bedenimi kaldırdı. Oturduğum yer aşağıya doğru çekilince kilo aldığımı düşündüm. Oysa ben kilo almamıştım. Sahi, en son ne zaman bakmıştım kiloma, hiç hatırlamıyorum.

Annem, arabayı ittirdikçe yüzümdeki gülümseme artıyordu. Dışarı çıkmış olduğum saniyeler öyle güzeldi ki benim içim, delirecektim. Kar yavaşça süzülüp, ellerim arasında eriyor. Kıyafetlerime siniyorlar. Tam şu an ölebilirim. Onlar yanımdayken ölmek ne çok isterdim.

Düşüncelerimi bölen annem oldu. Üşüdüğünü dile getirdikten sonra tekerlekleri, bir sonraki istikamete –apartmanın girişine doğru- itmeye başladı. İlk katta oturuyor olmamız, onun için büyük bir şanstı. Odama girdiğimde, sıcak hava gözlüklerimi buğulandırdı. Gözlüklerimi buğulardan kurtardığımda, ait olduğum yerdeydim. Yatağıma uzanmış bedenim ve annemin çok sevdiği kocasının bana bıraktığı armağan ile baş başa idim.

Saatlerce öylece yattım. Hava kararınca, kar taneleri daha çok belli olsa da yağmur ortaya çıkıyordu. Eriyordu her bir kar tanesi yavaşça. Onları çok özlüyordum. Biliyordum ki, bir dahaki kar taneleri yağmaya başlayıncaya kadar bu odada kalacaktım. Annem, kar tanelerinden konuşmayı pek sevmez ve yağıyor olduğu zaman sadece birkaç saatliğine dışarı çıkarır beni. Gelin-kaynana ilişkisi yaşıyorlar ama biliyorum ki, o da benim gibi sevecek onları.

Her gece uykuya dalmadan önce, gözlerimin sürekli olarak bakışıyor olduğu tavandan üzerime yağdıklarını söylemedim anneme. Kesin kıskanırdı onları. Yine gelecekler, biliyorum. Her gün olduğu gibi, uykuya dalmadan önce bekleyeceğim onları.

Kalbime girerlerse ısınırlar değil mi? Orada saklıyorum onları. Her gece o odaya girdiklerinde kilitliyorum kapılarını. Sırf benden kaçmasınlar diye. Özlemim dinmiyor. Ellerimden kayıp gidişlerini hatırladıkça, bir kesik atıyorum bedenime. Tıpkı, o gecede ki gibi yaramı sarsınlar diye.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
342
Anadolu Lisesinde okuyorum. Edebiyatın dallarına sarılmış ve elimden geldiğince kendimi bir adım daha öteye -yukarı- çekmek adına çabalamaktayım. Öykü ve şiir ağırlıklı yazarak kalemimdeki mürekkebi kurutuyorum. Soru, görüş ve önerileriniz için: fatmanuruyar@xyazar.com

2 YORUMLAR

  1. Harika bir yazıydı Fatma Hanım.. Her yazının bir kilit noktası vardır benim için; anahtarı çevirip yazıya girebildiğim. Bu yazıda da “Sonra, boya bacağımdan çıkmayınca kesmek zorunda kaldılar. ” bu cümle kilit nokta oldu. Tebrikler, yeni yazılarınızı bekleyeceğim….

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin