bir göç meselesi
bir göç meselesi

Bu kamyonun tıkırtısı ve zamanın aleyhtarlığı,

hangi yürekte nasıl bir yangın yarası oluşturduğu bilinmiyordu.

Bir göç hikayesinin birer kahramanıydık herbirimiz. Herkes ardında bir şeyler bırakıyordu;

Kimisi en sevdiği komşusunu kimisi de oyun arkadaşını…

Akrebin yelkovana yarenliğiydi sadık oluşun en güzel göstergesi.

Sadık olmak bir insana ve toprak parçasına …

Çamur bulanıklığındaki düşüncelerin boy gösterdiği bir göçtü bu bizimkisi.

Muş ovası selama durmuştu; Bir yolcu vedası daha olmuştu bu bahtsız şehrin

Ah bir duysam bir duysam sesini bu mesaisi bitmiş vicdan zerresinin.

Heyhat! Savaşlarımız,hırslarımız ve dünyevi arzularımız nasıl da yekahenk .

Hep olmayacak duaların amincisiydi yüreklerimiz.

Yaşlı bir amca yokuş yukarı bisikletle çıkmaya çalışıyordu;

Hayat karşısındaki savaşıydı bu, işte oradaydı dinç ve genç…

Biz ki acz ü elemin gamzedelileriydik.

Sanki bir ses çıkıp bağırsa belirecekti sakisi bu meclisin.

Taşın suda belirginleştirdiği halkalar gibiydi dertlerimiz; anlık ve kısa mesafeli.

Göçü vardı insanoğlunun, kimi zaman bir şehre kimi zaman da

Ve bir deklarasyon; Üstü örtülmüş umutlar…

Ve bir ezan sesi duyulur aksiyon tecellisi.

Güzel günlerin hayali ve köşede sarı bir tabela;

                       ”DİKKAT ZEMİN KAYGAN”

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
210
"Mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor" cümlesini yaşam felsefesi haline getirmiş bir adet muallime. Anadolu Üniversitesi /Edebiyat .... kırıldı tenimdeki testi damlada umman arayan hafız oldum. Soru, görüş ve önerileriniz için: hulyaguner@xyazar.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin