bir modern sinema alegorisi: black swan
bir modern sinema alegorisi: black swan

Belki de hukukçu olmam sebebiyle diğer tüm kavramlarda olduğu gibi “öteki” kavramına da sosyolik ve politik arka planının dışında öncelikle terminolojik anlamıyla yaklaştım yazının taslağını oluştururken. Felsefi, tarihi ya da sosyolojik yaklaşımın dışında öteki kavramını kullanmak için başka bir nesnenin/kişinin/yaklaşımın seçilmiş olması gerekir. “Benim” ya da “bizim” olmayan, bize benzemeyen, herkes için bir başkası olabilen değişkendir öteki. “Ben” diyebilmenin mecburi yaratısıdır.

Ancak kavramlara yüklediğimiz anlamların varlığımız üzerinde oluşturucu bir önemi olduğunu kabul etmek gerekir. Öteki kavramını özellikle siyasi tartışmalarda post-modern yönelimli kişilerden oldukça sık duyarız. Psikolojide de Lacancı yaklaşımda rastladığımız bu kavram genellikle bunalım zamanlarında suçun üzerine atıldığı, kötü olarak belirlenen sosyal bir kurgudan ibarettir.

Tüm bu yaklaşımların dışında benim için, “öteki”nin zihinsel olarak durduğum noktada çağrıştırdığı farklı bir anlayış var. Öteki kavramını “ötekileştirme” ya da “aykırı” kavramlarından ayrı düşünemediğimi ancak birbirlerine bağlı olsalar da oldukça farklı anlamlara kapı araladığını farkettiğim noktada “ötekinin” benim için ne anlama geldiği de netleşmiş oldu. Öteki, toplumdan izole, ruhsal olarak uç noktalarda yaşayan, ürkek ancak saplantılı derecede olgulara bağlı, yetenek, zeka ve obsesifliğin tek bir kişilikte kombine olduğunu patalojik tiplemeleri çağrıştırıyordu bana. Her ne kadar ilk duyuşta kulağa olumsuz bir kelime gibi gelse de bu anlamıyla benim için hayranlık duyduğum bir prototipi karşılayan kelimenin ta kendisiydi.

İşte bu noktada birçok dev sanatçının gerçek hayatta aslında ne denli silik bir kişilikken, konu yaptığı iş olunca bir o kadar obsesif bir hale büründüğü ve kusursuzluk kaygısı güttüğü gerçeğiyle karşılaşmaktayız. Vincent Van Gogh, Virginia Woolf, Charlie Parker ve diğerleri… Söz konusu yaptıkları sanat olunca kabuğunu yırtarak sahnede olduğunu söyleyen “ötekiler”… Bu yüzden yazımızın odak noktası öteki bir sanatçıyı konu alan Black Swan adlı 2010 yapımı Hollywood filmi olacak.

Black Swan, Pi, Requiem for a Dream, The Fountain, The Wrestler gibi filmlere de imza atmış Darren Aronofsky yönetmenliğinde çekilmiş bir dram-gerilim filmi. Filmin başrolünü üstlenmiş olan Natalie Portman ise filmdeki performansıyla birlikte ‘En İyi Kadın Oyuncu’ Oscar’ını almaya hak kazandı. Mükemmel olma saplantısı, tatmin edilmemiş cinsel arzular, hayaller ve hırs gibi konular filmin ana hatlarını oluşturuyor. Aslında hırs, çaba ve hedefe ulaşma gayesi birçok insanın zihnini dönem dönem süsleyen düşüncelerdir ancak söz konusu düşünceler sanat ve sanatçı arasındaki bağa dayanıyorsa bu bağ onlar için zihinleri süsleyen bağdan ziyade körü körüne aşık oldukları duygular haline gelmekte. Ki bu da kişileri “öteki” kılan mükemmel olmaya duydukları muhteşem arzunun ta kendisidir.

black swan
black swan

Filmimizin baş karakteri Nina (Natalie Portman), binlerce kişinin yaşadığı Newyork metropolünde, bir bale okulunda dansçıdır. Baleye takıntılı derecede bağlı olan Nina, okulun düzenleyeceği eserin “Kuğu Gölü” olduğunu ve oyun için baş dansçı arandığını öğrenir. Nina’nın bu mükemmel olma arzusunun arkasında ise kendi gibi balerin olan annesi kadar iyi olma çabası yatar. Anne Erica (Barbara Hershey), hayatını tamamen kızına ve onun başarısına adamış, onu kontrol altında tutmak için çocuksu bir dünyaya kapatmaya çalışan, ara ara kızını kıskanan ve kızının ona muhtaç olduğunu, ona itaat etmek zorunda olduğunu hissettirmeye çalışan bir tiplemedir. Kızı doğduğu için kendi bale kariyerine son vermek zorunda kalmıştır. Bu haliyle gerçekleştiremediği hayallerini çocukları üzerinden gerçekleştirmeye çalışan ebeveynleri sembolize etmektedir. Pek tabii  bu baskılar baş karakterimiz Nina üzerinde olumsuz etkiler doğurmaktadır. Nina birtakım ruhsal rahatsızlıklar yaşamakta, halisülasyonlar görmekte ve farkında olmadan kendi bedenine zarar vermektedir.

black swan - film analizi
black swan – film analizi
black swan - film incelemesi
black swan – film incelemesi

Filmin bir diğer önemli karakteri ise gösteri sorumlusu Leroy’dur (Vincent Cassel). Leroy kendini bale’ye adamış, karizmatik ama bir o kadar da narsist bir eğitmendir. Bu tipoloji Damien Chazelle’in 2014 yapımı Whiplash filmindeki obsesif eğitmen Fletcher’ı anımsatmaktadır ilk etapta. Leroy başarıya ulaşmak için göstericilerin cinsel eğilimlerini kullanmaktan çekinmeyen, istediği performansı elde etmek için her türlü oyuna başvuran ve böylece Nina’nın benliğini tamamen değiştirmeyi başarmış bir karakter olarak çıkar karşımıza.

black swan - film eleştirisi
black swan – film eleştirisi

Asıl hikaye Leroy’un, oyundaki Kuğu Kraliçe rolü için bir kadın balerin seçeceğini anons etmesiyle başlar ancak bu rol oldukça girift bir roldür zira seçilecek olan kişi hem Beyaz Kuğu’yu hem de Siyah Kuğu’yu oynayacaktır. Nina’yı Odett’in Dönüşümü’nü canlandırırken izleyen Leroy, oyun bittikten sonra Nina’ya yaklaşarak eğer yalnızca Beyaz Kuğu için seçme yapıyor olsaydı onu seçeceğini söyler. Nina’nın kısa süreliğine gururu okşansa da şu sözleri sarfeder Leroy;

– But I’m not. Maestro, Odile’s Coda. Show me your Black Swan, Nina. / Ama öyle değil.(sadece beyaz kuğuyu seçmiyorum.) Maestro, Odile’in(Siyah Kuğun) kodası. Siyah Kuğunu göster bana, Nina.

İşte bu cümle filmin kilit noktalarından biridir çünkü Nina, Siyah Kuğu’yu da Beyaz Kuğu’nun masumiyeti ve ruhuyla canlandırmaktadır. Kısacası Nina’nın Siyah Kuğu’yu canlandırabilmesi için içsel bir dönüşüm geçirmesi gerekir. Tam da bu anda, enerjik, deli dolu bir karakter olan Lily (Mila Kunis) ile karşılaşırız. Lily, ekipte hırçınlığı ve hazzı ile Kraliçe Kuğu rolünü kapmaya yakın olan tek kişidir. Bu düşüncenin getirdiği rahatsızlık ile Nina’nın stres sekansları başlar. Öyle ki baskı ve stresle vücudunu formda tutmak için birçok kez kendini kusmaya zorladığını, halisülasyonlarının arttığını görürüz. Bir süre sonra her gün okula giderken kullandığı metroda karşılaştığı bir kadının onun hareketlerini taklit ettiğini hisseder ve Nina’nın bu kadınla yakınlaştıklarında gördüğü yüz kendi yüzüdür. Bu psikolojik semptomlar ve duygu çatışmaları gidditçe şiddetlenir. Belki de bu Nina için kötü ruha geçiş aşamasının ilk mükemmel senkronudur. İşte bu noktada karakterin zihinsel savaşının seyircide yarattığı paralel gerilim de baş göstermeye başlar.

black swan - nina ve lilly
black swan – nina ve lilly

İşte bu kırılma anının hemen sonrasında Nina’nın annesine karşı başkaldırışı da başlayacaktır. Nina’nın kendi karanlık tarafıyla yüzleşmesi ve her yeni adımda içindeki diğer yönünün ortaya çıkması ise bu başkaldırışla beraber gelir. Lily’nin dışarıya çıkma teklifini kabul eder ve gerçeklik algısının daha da kırıldığı bu gecede Nina’nın gördüğü halisülasyonlar artar. Nihayetinde Lily ile birlikte oldukları –ya da Nina’nın öyle sandığı- o gecede Siyah Kuğu artık gün yüzüne çıkmıştır. Baş karakterimiz Nina “öteki” tarafıya tanışmaktadır nihayet. Bu ikinci kırılma anında seyirci de gerçekliğini kaybetmektedir. Ancak emin olunan tek birşey kalır geriye; metroda endişeyle baktığı o yüz Nina’nın öteki tarafının ta kendisidir.

black swan - natalie portman
black swan – natalie portman

Sabah uyandığında hayaller ve gerçekliğin arasına sıkışıp kalmıştır Nina. Ancak o günün gösteri günü olduğuna emindir. Annesinin tüm engellerine rağmen geç kaldığı gösteriye yetişmek için harekete geçer. Kalabalık salondan içeri girdiğinde Lily’i Kraliçe Kuğu rolü için hazırlanmış bulur. Ve bu görüntü ile Siyah Kuğu’nun uyanmasının son aşaması da gerçekleşmiş olur. Nina içindeki iyi ve kötünün dengesini bu aşamadan sonra kaybeder. Nihayet kırık ayna parçalarını Lily’nin karnına saplarken Nina kendiyle mi çelişmektedir ya da kendine yenik mi düşmektedir, karar veremeyiz. Oysa Nina, tüm bunların bir düş olduğundan, aslında o ayna parçasını kendine sapladığından habersiz vaziyette sahneye çıkar.

black swan film
black swan film

Oyun perdesi açıldığında muhteşem bir performans beklemektedir seyirciyi. Nina hem Beyaz Kuğu’yu hem de Siyah Kuğu’yu yani “öteki”yi kusursuzca canlandırmaktadır. Nina sahneye hakim bir biçimde dakikalarca dans eder. Kendine güvenen, tutkulu, güçlü ve saldırgandır Siyah Kuğu’yu oynarken. Her dönüşünde (fouettes) bu daha fazla bütünleşir Siyah Kuğu ile. Oyunun sonlarına yaklaşırken seyircilerin arasındaki annesiyle gözgöze gelir Nina. Sınırlarını aştığını anlatır gibi bir bakıştır bu. Nihayet Prens ve Rothbar’la oyun biter ve seyirciler Nina’yı dakikalarca ayakta alkışlarlar. Bu Nina için sürekli arzuladığı “kusursuzluk anı”nın ta kendisidir.

black swan filmi
black swan filmi

Nina oyunun bitişi ile sahneden atlar ve yatağın üstüne düşer. Seyirciler ve balerinler onu alkışlamaya, tezahürat etmeye başlar. Leroy yanına koşarak ona övgüler yağdırır. Lily ve Leroy, Nina’nın kanamakta olan karnını fark ettikleri esnada ise o vurucu replik ile film sona erer;

Leroy: What did you do? What did you do?/ Ne yaptın sen?

Nina: I felt it. / Onu hissettim.

Leroy: What? / Ne?

Nina: Perfect. It was perfect. / Kusursuz. Kusursuzdu.

black swan - film özeti
black swan – film özeti

Black Swan, iyiyi ve kötüyü, yani “ben”i ve “öteki”yi kişinin aynı anda içinde bulundurmasının filmidir. Öteki’ni yaratan ise yine kişinin kişiliğinin en dıştaki tarafı olan ve saklamaya meyilli olduğu Persona’dır[1]. Yani Nina hem hastalıklı hali ve baleye olan tutkusu ile toplumda öteki, hem de bastırdığı tarafı ile kendi ruhunda ötekidir. Mükemmel olmanın ise bu dengeyi sağlamaktan ibaret olmadığını ölüm gibi ekstrem bir durumla açıklar Black Swan. Film, başarılı kadrosu, görüntü yönetmeni Matthew Libatique’nin nefis işçiliği ve sahnelerin ruhu ile harmoni içindeki müzikleri ve danslarıyla Hollywood’da konusu neredeyse aynı olan birçok filmi geride bırakmaktadır.

[1] Jung’un temel arketipleri; persona, anima-animus, gölge ve ben (Self)dir. Bizi toplum içinde görünmek istediğimiz biçimde sunan persona arketipi başkalarıyla iletişime geçtiğimizde taktığımız maskeler olarak tanımlanır.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
441

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin