boşnak lider aliya

Balkanlarda bir inci olan Bosna Hersek’i duymuşsunuzdur. Peki ya Bosna’nın meşhur lideri Aliya İzzetbegoviç’i duydunuz mu?

Bu yazıda Boşnak Lider Aliya’yı bir parça da olsa tanımaya çalışacağız düşünce ve idealleriyle. Ama bazı şeylerin netleşmesi için, Aliya’dan önce yaşamış olduğu coğrafyanın tarihine bakmamız gerekir. Coğrafyanın kader olduğu hakikati burada da karşımıza çıkacaktır.

bosna - bosna hersek - bosnia herzegovina - bosna tarihi - aliya izzetbegovic
bosna

Bosna Hersek… Beş yüz yıl boyunca Osmanlı hakimiyetinde olan bir Balkan şehri. 1878’de Osmanlı-Rus savaşıyla birlikte gücünü iyice kaybeden Osmanlı, Avusturya-Macaristan İmparatoru’nun Bosna Hersek’i işgalini kabul etmek zorunda kalır. 1908’de Avusturya Macaristan  İmparatorluğu Bosna’yı  resmen ilhak eder. 9 Temmuz 1919 Versay Konferansı’nda Sırp-Hırvat-Sloven krallığının bir parçası olmaya zorlanan Bosna daha sonra Yugoslavya Krallığı ve devamı olan Yugoslavya Federal Sosyalist Cumhuriyeti içinde yer alır. 1980’de Yugoslav lider Tito’nun ölmesi üzerine ekonomi ve siyasi açıdan zayıflama dönemiyle birlik 1990’lı yıllarda çatırdamaya başlar. Federe devletler Hırvatistan ve Slovenya’nın 1991 yılında bağımsızlık ilanı üzerine Bosna bir yol ayrımına girer. Bosna Hersek’in bağımsızlığını ilan etmesi, Sırp-Hırvat-Boşnaklar arasında üç yıl sürecek savaşı ateşleyecek ve Bosna’nın verdiği bağımsızlık mücadelesi  tarihe kanlı harflerle “Srebrenitsa” olarak yazılacaktır.

Aliya İzzetbegoviç, Bosna daha bu buhranlı süreçten geçmeden 1925 yılında Bosanski Samac’da doğar. İki yaşındayken Bosna’nın başkenti olan Saraybosna’ya göç etmek zorunda kalırlar. Saraybosna’da gittiği okullar Sırpların hegemonyası altındadır ve öğretmenler, Sırplar ve Hırvatlarla ilgili Hristiyanlığın kutsallarına fazlasıyla müsamaha gösterirken Müslümanlık söz konusu olduğunda bu hoşgörüyü esirger. Aliya’nın daha küçük yaşta yaşadığı bu ayrımcılık, hayatı boyunca onunla birlikte gelir ve Müslüman kimliğinin oluşmasını sağlar.

Aliya çok okuyan, araştıran ve meraklı biri olduğu için okuduğu bazı dergi ve kitaplarla lise yıllarında okullarında esen ideolojik rüzgara kapılarak komünist ve ateist propaganda taşıyan yoğun bir okuma faaliyetine girişir. Descartes, Heidegger, Camus gibi düşünce adamlarından Kant’a kadar geniş çaplı okumalar gerçekleştirir. Okurken her türlü düşünceye eleştirel bakar, okuduklarını mantık süzgecinden geçirir.

“Ben olsam Müslüman doğudaki tüm mekteplere eleştirel düşünme dersi koyardım. Batı’nın aksine doğu, bu acımasız mektepten geçmemiştir ve bir çok zaafın kaynağı budur.” sözü ile de bu konuya vurgu yapar.

Lise yıllarında yaşadığı düşünce karmaşasından sonra İslam’a daha sıkı sarılır. İslam’a dönüşünün önemli sebeplerinden biri olarak Komünizm ve faşizme duyduğu nefreti gösterir. Hatıralarında lise yıllarında geçirdiği buhranlı yıllardan bahsederken, “Tanrısız bir hayat benim için tahayyül edilemezdi.” der

Lise yıllarında dini konuları tartışmak için kurduğu Genç Müslümanlar Kulübü kısa zamanda büyür ve yardım derneğine dönüşür. O dönemdeki komünist rejimin ülke yönetimini ele geçirmesiyle birlikte, İslami görüşü savunduğundan ve ateizme karşı olduğundan mevcut yönetimin hedefi haline gelir ve bu sebeple beş yıl hapis cezasına çarptırılır.

1949 yılında Ziraat Fakültesine kayıt yaptırır. O zamanlar oldukça rağbet edilen bu fakültedense Aliya’nın gözü Hukuk Fakültesindedir. Pratiğini yaptığı işlerin teorisini de öğrenmek ister, onu hukuki temellere dayandırmayı arzular. 1956’da Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra bir süre avukatlık yapar.Hukukla ilgili düşüncelerini şu sözleriyle ifade eder: “Hukuk benim için sadece meslek değil inancım yaşam tercihim ve hayat felsefem!”

1979’dan 1983’e kadar Müslümanlar üzerindeki baskı artar. Bu yıllarda İzzetbegoviç ve arkadaşları komünist rejim altında İslam’dan uzaklaşma meselesine daha çok odaklanırlar. Bir araya gelerek bu gidişata dur demek için neler yapılabileceğini tartışmaya devam ederler. 1983’te “İslamî Manifesto” adıyla yayınlar. İzzetbegoviç’in daha önce 1970’te de bu adla bir kitabı yayınlanır. 1983’te söz konusu kitabın yayınlanması epey bir yankı uyandırır. 23 Mart 1983 yılında Aliya’nın evine baskın gerçekleştirilir. Aliya ve bir grup İslamcı aydın tutuklanır. 100 günden fazla süren sorgulamalarda bir hücrede tutulur. Devlete karşı fesat tertibi ve düşünce suçu işlemekten suçlanmışlardır. Kurgulanan her mahkemede olduğu gibi Saraybosna Davası’nda da yalancı şahitler ,dikkate alınmayan savunmalar ve medya yoluyla yargılananlar üzerinde oluşturulan psikolojik baskı dikkat çeken unsurlardır.

Saraybosna Davası’nın karadan önceki  son oturumunda savcı, ‘İslam Deklerasyonu’nun toplumsal düzenin değerlerine yönelik saldırı olduğu, içinde mutlak bir tehlike, yazılı ve sözlü suç, karşı eylemci etkinliklere dair bilinç yattığını, düşman propagandası ile bazı benzerlikleri olduğunu iddia ederek tüm sanıkların suçlu bulunmasını iddia eder. Bu kurmaca mahkemenin hükmünü çoktan verdiğini farkında olan Aliya, mahkeme heyetine tarihe geçen şu sözlerle karşılık verir:

“Yugoslavya’yı seviyorum, ama onun yönetimini değil. Bütün sevgimi özgürlüğe veriyorum ve geriye yetkililer için bir şey kalmıyor. Ben bu ülkenin yasalarını çiğnemiş olmaktan yargılamıyorum çünkü böyle bir şey yapmadım. Ben aramızdaki tekil iktidar sahiplerinin, izin verilmiş ve yasaklanmış olana ilişkin standartlarını, anayasaya ve yasaları dikkate almaksızın empoze etmelerine yarayan yazılı kuralları çiğnemiş olmaktan yargılanıyorum. Nereden bakılırsa bakılsın yazılı olamayan bu kuralları vahim bir biçimde ihlal ettim. Bu itibarla beyan ederim ki; ben bir Müslümanım ve öyle kalacağım. Kendimi dünyadaki İslam davasının bir neferi olarak telakki ediyorum ve son günüme kadar da öyle hissedeceğim. Çünkü İslam benim için güzel ve asil olan her şeyin diğer adı; dünyadaki Müslüman halklar için daha iyi bir gelecek vaadinin ya da umudunun, onlar için onurlu ve özgür bir hayatın, kısacası benim inancıma göre uğrunda yaşamaya değer olan her şeyin diğer adıdır.”

Saraybosna Davası’nda Aliya İzzetbegoviç için 14 yıl mahkumiyet verilir . Fakat bu mahkumiyet onun kitabının bütün Bosna’da duyulmasını ve tesirini göstermesini sağlar.1988 yılında çıkarılan bir afla serbest bırakılır.

1990’da Demokratik Hareket Partisini kurar ve Bosna Hersek haklarının eşit ve özgür yaşamalarını savunur. Partinin siyasal talebi Bosna’daki Katolik Hırvatlar ve Ortodoks Sırplar ile Müslüman Boşnakların eşit haklara sahip eşit yurttaşlar olarak birlikte özgür yaşamalarını teminden ibarettir. İlk seçimlerde parlamento çoğunluğunu kazanır ve Bosna Hersek devletinin devlet başkanı unvanına sahip olur. On yıl devlet başkanlığı yapar.

Aliya, insan doğasındaki ve hayattaki gerçeklik olan düalist yapıyı ret etmeyen tek dinin İslam olduğunu ve İslam’ın birlik içinde adil bir yaşam inşa ettiğini savunur. Kendisinin hoşgörüsünü Batı hoşgörüsü değil İslam hoşgörüsü olarak tanımlar. Kendisindeki olumlu özellikleri işaret edene bunların islama ait özellikler olduğunu ve Müslüman’da olması gereken meziyetler olduğu ifade eder.

Kendisini hem Avrupalı hem de Müslüman olarak tanımlayan Aliya içinde yaşadığı sorunlara çözüm arayan bir aydındır. Bu çözüm yollarını özüne inerek İslam’da bulur. Doğu ile Batı Arasındaki İslam eseri de bu uğraşların ürünüdür.Bu kitabın ilk müsveddelerini hapishane yıllarında ele alır. İslam’ın materyalizm ve din dışında insan hakikatini bütünüyle kavrayan tek alternatif olduğu tezi kitabın temel fikridir.

Hapishanede tutuğu notlarda “Bir insanın çok okuyabilmesi için ya çok zengin ya da çok fakir olması gerekir.” sözüne şunu da ilave eder “..ya da bir mahpus”.

Hapishanede yattığı yıllarda yasak olmasına rağmen tuttuğu on üç ciltten oluşan notları yılar sonra ünlü bir kitabevi tarafından basılır. Türkçe’de ise 2005 yılında Özgürlüğe kaçışım ismiyle yayımlanır. Bir konuşmasında, “Bu kitaba bu ismi vermemin nedeni, ruhumun özgürlüğe kaçışını okuma ve yazmada bulmamdandır.” der.

Begoviç’e göre önemli olan, haklılığına inandığı bir düşüncenin cesaretle çıkıp söylenmesidir. Lise yıllarında Türklerin aleyhine konuşan hocalarına karşı çıkar ve doğru bildiğini dile getirmekten çekinmez. O medeniyetler çatışması tezinin sahibi Samuel Hangtinton ile aynı fikirde değildir. Ona göre tarih ne matematik ne de fizikle kıyaslanabilir. Tarihin değiştirilemez kuralları yoktu. Tarihin gidişatı tahmin edilemezdi. Tarih bir bakıma insanlarla diyalog ve iş birliğine bağlıydı.

Aliya; Kant gibi, ahlakı ödev üzerine temellendirir ve hümanizmayı da ödev bilinci ile tanımlar. Dinsiz ahlakın gerçekçi olmadığını ve yine dinsiz hümanizmanın gerçekçi olmadığını düşünür. İnsana ve hayata adil yaklaşan ve ötekinin hukukunu ve adaletini temin edici emirler içeren İslam ise insanlık için en fıtri – insan doğası en uygun – din ve hayat programıdır inancındadır. Ödev kavramı ile hak ve adalet kavramları birlikte tesis edilmediğinde bireyin özgürlük alanı yok olacağını ifade eder. Bu anlamda sosyalizm ve kapitalizme yönelik karanlık yönlerini tarif eden görüş ve yazıları, eleştirileri çokçadır.

Aliya için çocukluk hayali olan hukuk tahsilinin arkasında Alak ve Rahman sureleri vardır. Alak okumayı, Rahman ise teraziyi doğru tutmayı emreden değerler içermektedir. Çocukluğunda her sabah namazında imam bu iki sureyi okuduğunu ve bu iki surenin kendi ruh yapısında yankı bulduğunu anılarında beyan etmektedir.

1990 yılında Cumhurbaşkanı seçildiğinde, kendisini hapishaneye attıranlara karşı nasıl davranacağı merak edilmiştir. O, kin ve intikam peşinde olmaz. Saraybosna Davası’nın tahkikat subayları, savcı yargıçları, onun cumhurbaşkanlığında hayatlarına normal bir şekilde devam eder hatta terfi bile alır. İzzetbegoviç, “Bir politikacı olarak onları affettim ama bir insan olarak değil.” demekle yetinir.

“İntikam değil adalet isteyin.” diyen lider savaş esnasında savaş ahlakına uyulmasını ister, düşman ne kadar yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden katletse de  o; yaşlı, kadın ve çocuklara dokunulmamasını emreder.

Srebrenitsa

srebrenitsa - srebrenitsa katliamı - bosna - bosna katliamı - bosna hersek - bosnia herzegovina - bosna hersek katliamı
srebrenitsa

Boşnak lider her ne kadar kendisini “Müslüman bir Avrupalı” olarak  dünyaya tanıtsa da aynı ülkede yaşadıkları Sırplar ve Hırvatların gözünde Boşnak demek  Türk demekti ve bağımsızlıkları söz konusu olamazdı. Ortadan kaldırılmaları gerekiyordu. Sırp saldırılarından kaçan binlerce Boşnak, BM tarafından “güvenli bölge” ilan edilen ve 400 Hollandalı barış gücü askeri tarafından korunan Srebrenitsa’ya sığınır. Sığınmacılardan yaklaşık 25.000’i, barış gücü askerlerince Srebrenitsa’ya birkaç kilometre mesafedeki Potaçari’de bulunan bir akü fabrikasına yerleştirilir. Fabrikadaki savunmasız binlerce Boşnak, Hollandalı askerlerce 11 Temmuz 1995’te Ratko Miladiç, nam-ı diğer “Sırp Kasabı”, komutasındaki Sırp askerlerine teslim edilir. Askerler 12 yaş üstü tüm erkekleri bir yana, kadınları da diğer yana ayırırlar. Kadınlara tecavüz edilir, erkekler ise kamyon ve otobüslere doldurularak ölüme götürülür.

srebrenitsa çiçeği - srebrenitsa katliamı - bosna - bosna hersek - bosnia herzegovina - bosna katliamı - bosna hersek katliamı
srebrenitsa çiçeği

Srebrenitsa’daki kıyımdan Tuzla’ya kaçmaya çalışan 12.000’i aşkın Boşnak, dağlık güzergâh üzerinde pusu kuran keskin nişancı Sırp askerleri tarafından âdeta tek tek avlanır. Dağlardaki bu zorlu kaçış yolundan yaklaşık 3.000 kişi sağ olarak Tuzla’ya ulaşabilir. Srebrenitsa’dan Tuzla’ya uzanan yolda 10 gün içerisinde 10.000’den fazla kişi katledilir. Srebrenitsa’da yaşanan bu katliam Avrupa’da hukuksal olarak belgelenen ilk soykırım olarak tarihe geçer.

Bütün bunlar olurken Aliya tüm bağlantılarını kullanır ama kayda değer bir sonuç alamaz. Bir liderin yaşayabileceği en kötü şeyi yaşamış halkının gözleri önünde katledilmesini çaresizlikle izlemiştir. Çoğu devlet bağımsızlığını kolayca sağlamasına rağmen Bosna’nın bunun için ödediği bedel ağır olmuştur. 1995 yılında Dayton anlaşmasına çaresiz bir şekilde onay vermek zorunda kalınır ve ülkenin %51 Müslümanlara %49’u  Hristiyan Hırvat ve Sırplara verilir. Anlaşmayla Amerika Birleşik Devletleri, aynı zamanda Müslümanlara ellerindeki silahları imha etmelerini ve ABD patentli silahları, yedek parçasız bir şekilde satın almalarını şart koşar.

Bosna’da üç buçuk yıl devam eden savaşta 312.000 kişi hayatını kaybeder, 2 milyon kişi evini terk etmek zorunda kalır. 27.734 kişi resmî kayıtlara kayıp olarak geçer. Toplu Mezarları Araştırma Enstitüsü’nün 18 yıldır sürdürdüğü çalışmalarda 20.000 kayıbın cesedine ulaşılır, bunlardan yaklaşık 18.000’inin kimliği belirlenir. Toplu mezarlarda bulunan cesetlerin çoğu parçalandığı ve yakıldığı için kimlik tespit çalışmaları zorlukla sürdürülür.

Bosna – Hersek Kayıpları Arama Enstitüsü verilerine göre, 1995 yılından bu yana ülke genelinde 500’den fazla toplu, 5.000’in üzerinde müstakil mezar bulundu. Kimlikleri tespit edilen kurbanlar, her yıl 11 Temmuz günü düzenlenen törenle toprağa Srebrenitsa’da toprağa veriliyor.

“Beni Şehitlerin Yanına Defnedin!”

aliya izzetbegovicin mezarı - aliya izzetbegovicin anıt mezarı - aliya izzetbegovicin mezarı nerede - aliya izzetbegovic - bosna - bosna lideri - boşnak lider aliya - bosna hersek
aliya izzetbegovicin mezarı

Ülkesinin yaşadığı katliamı Bosna’nın verdiği bir sınav olarak değerlendiren bu metanetli lider, 2003 yılında evinde geçirdiği bayılma sonucu düşerek dört kaburga kemiğinin kırılması üzerine hastaneye kaldırılır. Öldüğünde herkes onun Gazi Hüsrev Bey Kabrine defnedileceğini düşünürken o vasiyetinde “Beni şehitlerin yanına defnedin.” ibaresini koyar. Kabri Saraybosna’da olan Kovaçi Mezarlığı‘na defnedilir.

Tarihe Geçen Sözleri

aliya izzetbegoviç sözleri - söz - özlü söz - edebi söz - aliya izzetbegovic - bosna - bosna katliamı - bosna hersek
aliya izzetbegoviç sözleri
aliya izzetbegovic söz - aliya izzetbegovic sözleri - aliya izzetbegovic sözü - aliya izzetbegovic - bosna - bosna hersek
aliya izzetbegovic söz
aliya izzetbegovic - aliya izzetbegoviç - bosna - bosna katliamı - bosna hersek - bosna hersek katliamı
aliya izzetbegovic
en kötü kombinasyon - aliya izzetbegovic sözleri - aliya izztbegovic söz - bosna - boşnak - bosna hersek - bosna lideri - bosna katliamı - srebrenitsa
en kötü kombinasyon
yeryüzünün öğretmeni - aliya izzetbegoviç sözleri - boşnak lider aliya - aliya izzetbegoviç - bosna - bosna hersek
yeryüzünün öğretmeni

Takipte kalın 🙂

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
41

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin