yalnızlık manifestosu
yalnızlık manifestosu

İnsanın kendi kendine yetebilmeyi öğrenmesi gerekiyor. Bu mecburi gereklilik belki de yaşamdaki en önemli öğretilerden hatta en önemlisi de diyebiliriz. Kendi kendimize kaliteli zaman öldürebilmek adına çok çalışmalıyız. İnsan eninde sonunda yalnız kalacaktır! Sosyalleşmenin uyuşturucu etkisi, insanda bazı şeylerin farkındalığının oluşmasını engelliyor.

Çevremizde insanlar varken, arkadaşlarımız, sevdiklerimiz, bize ihtiyacı olanlar; bizleri arayıp sorarken ve çıkarı olup bir şeyler paylaşırken, hiçbir zaman, bir gün yalnız kalacağımızı düşünmeyiz. Halbuki herkesi kaybedebiliriz ve bu çok kısa sürede olabilir. Bunun için bir yedek plan bulundurmalıyız. En iyi yedek plan; en kötü senaryoya hazırlıklı olandır, yani yalnız kalabilmeye.

Herkes yalnızlıkla başa çıkabilecek bir mücadele planı oluşturmalı! Her insanın bu çetin mücadelede kendini kurtarabilmesi için çabalaması gerekiyor. Elbette yalnızlıktan kastım; ticari yalnızlık değil çünkü bizler fiziksel olarak dışarıya muhtacız. O yüzden yalnızlıkla olan mücadelemize bu durumu eklememeliyiz.

Elimizden gelen meziyetler bizi her ne kadar dışarıya daha az bağımlı etse de tamamen bir bağımsızlıktan söz edemeyiz. Yani birisi ekmek yemek istediğinde fırıncıya muhtaç ya da ayakkabı için ayakkabıcıya muhtaç. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Bundan dolayıdır ki; ticari olarak bağımlı olduğumuzu kabul edebiliriz, bu pek bir şey kaybettirmez hatta yararımıza olur. Böylece her şeyle uğraşmayıp zaman kazanmış ve kendi kendimize yetebilmek adına yeni meşgaleler üretebiliriz. -İlkel çağlarda bu durum biraz farklı ama kendimizi günümüze uyarlamalıyız- Benim kastettiğim sosyal çevre yani ticari anlaşmalarla kurulamayan ortam. İşte bu konuda dikkatli olmalıyız; hayat her an bize hazırladığı sürprizi sunabilir ve dımdızlak kalabiliriz, yalnız ve yorgun.

Her insanın herkesten gizlediği bir mağarasının olması şart! Bu yazılı olmayan ama gerekli olan bir kuraldır. İnsanın kendi kendine yetebileceği, kendini dinleyebileceği, kendini sevebileceği bir mağara. Kimsenin, hatta en yakınımızdakilerin bile nerede olduğuna dair hiçbir fikre sahip olmadığı bir mağaradan bahsediyorum. Eğer bir kere bile sizin bir mağaranız olduğunun farkına varırlarsa, ulaşmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Sizinle iyi olacaklar ve hayatımızdaki en kötü senaryo ihtimaline karşın yedek olarak kurduğunuz plana karşı kondisyonunuzu azaltmak hatta tamamen işlevsiz kılmaya çalışacaklardır.

Öyle bir cennetin içine daldıracaklar ki sizi, Hasan Sabbah’ın kurduğu cennet onların kurduğu cennetin yanında yavan kalacak. Sizinle ilgili olacaklar bir süre ve sizler bir planınızın olduğunu bile unutacaksınız. Sonra sizleri kendilerine alıştıracak ve bir şekilde sizi terk edeceklerdir. O yüzden “asla yalnız kalmayacağım” düşüncesini sizin için oluştursalar bile asla kendinizi tamamen sosyalliğin uyuşturucusu etkisi altına bırakmamalısınız. O yüzden mağara şart!

Bu bakir mağara size ruhunuzun en derinlerine kadar gitmenize olanak sağlayacak. Bu mağara bir oda değil, tavanı gökyüzü olan bir sokakta olabilir. Bir odaya kapanmaktan bahsetmiyorum çünkü insan sosyalken de yalnızdır. Sadece sosyalliğin uyuşturucu etkisinden dolayı acı hissetmediğimiz için yalnız olmadığımızı anlayamayız.

Peki insan yalnız olduğunda acı çekmek zorunda mıdır? Hayır tabii ki sadece sosyalleşmenin uyuşturucu etkisindeki bir insanın ruhuna ilmek ilmek işlenmiş “Başkalarına muhtacım, onlar olmadan kendimi kötü hissederim” düşüncesini söküp atmak kolay değil. O yüzden ilk başta duyduğumuz acı zamanla hafifler ve yok olur. Bir süreden sonra yalnızlığın o keyif veren tadına öyle bir alışıyorsunuz ki hem kendi kendinize yetiyor hem de fazla insanın o sinir bozucu gürültüsüne katlanamaz hale geliyorsunuz.

Eğer dediklerimden yine de tatmin olmadıysanız, zamanın mutlak gücüne sizin de esir olacağınızı ve bu gerçeği şimdi öğrenmeye tenezzül etmezseniz ölüm sessizliğinde öğrenmek mecburiyetinde kalacağınızı büyük bir üzüntüyle bildirmeliyim. Aradaki tek fark ben uyarı dilini seçiyorum, zamansa acı dilini. Kararı siz verin!

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
411

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin