çay tüketimi ve sağlık
çay tüketimi ve sağlık

C. Sinensis bitkisinden farklı yöntemler uygulanarak üretilen çayın; siyah çay, yeşil çay ve oolong çay olmak üzere üç farklı çeşidi bulunmaktadır. Üç çay da aynı bitkinin farklı oranlarda fermente edilmesiyle meydana gelir. Siyah çay C. Sinensis bitkisinin tamamen fermente edilmesiyle üretilirken, oolong çay yarı fermente edilmiş, yeşil çay ise hiç fermente edilmemiş olarak üretilir.

Evlerimizde sıklıkla tükettiğimiz çay, çok sayıda kateşin içerir. İyi bir antioksidan olarak bilinen kateşin bir flavonoid grubudur. Fermentasyon sırasında çay kateşinleri okside olmaktadır. Dolayısı ile yeşil çayın kateşin içeriği siyah çaya gore çok daha yüksektir.

Yapılan çalışmalarda çayın içerdiği kateşinler, flavonoidler nedeni ile iyi bir antioksidan olduğu ve hipertansiyon üzerinde göz ardı edilemez etkileri olduğu ortaya konmuştur. Az ve sık içilen yeşil çayın gastrointestinal (sindirim sitemi) rahatsızlıkları önleyebileceği üzerinde de çalışmalar mevcuttur. Yine içerdiği kateşinler sayesinde; kanserden koruyucu etkileri bulunan çayın koroner kalp hastalıkları, obezite gibi hastalıklar üzerinde da olumlu etkileri bildirilmektedir. Yapılan çalışmalarda günde 6-10 fincan kadar tüketilen çayın kronik hastalık risklerini azalttığı gösterilmiştir. 4 fincan ve daha az çay tüketimi bu hastalıklar üzerinde olumlu bir etki göstermemektedir.

Çay her ne kadar sağlıklı beslenmenin bir parçası olsa da kafein içeriği unutulmamalıdır. Tükettiğimiz bir bardak çayda yaklaşık 40-50 mg kafein bulunmaktadır. Sağlıklı yetişkin bireylerde tüketilen kafeinin hemen hemen hepsi emilerek 5 dakikada kana karışmaktadır. Kafeinin günde 5 mg ve üzeri alınması durumunda; koma, istemsiz kas kasılması, solunum ve kalp yetmezliği gibi durumlar görülebilir. Buna ek olarak aşırı kafein tüketiminin baş ağrısı ve migrene yol açabileceği unutulmamalıdır. Kafeine hassas ve peptik ülserli bireylerde olumsuz etkileri bulunmaktadır. Gebe ve emziren kadınlarda sağlıklı yetişkinlere göre daha az miktarda tüketilmesi önerilmektedir.

Çay kateşinleri sindirim sisteminde demiri bağlayarak demir emilimini azaltabilir. Dolayısı ile demir eksikliği olan bireylerde çayın yemeklerle birlikte tüketilmemesi, yemeklerden iki saat önce veya sonra tüketilmesi önerilmektedir. Bunula birlikte C vitamininin demir emilimini arttırdığı, yine demir eksikliği görülen bireylerde çayın limon gibi C vitamini içeren besinlerle tüketilmesinin demir emilimini olumlu etkileyeceği bildirilmektedir.

Sağlıcakla…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
711

3 YORUMLAR

  1. Merhaba, kansızlığın temel nedeni yanlış beslenmedir. Çay, besinlerle birlikte tüketildiği zaman kandaki demiri bağlayarak demir eksikliğine yol açar. Akabinde demir eksikliği anemisi gelişebilir. Özellikle demir eksikliği görülen hastalarda çay tüketiminin yemeklerden 2 saat önce ve sonra yapılması önemlidir.

  2. migren hastalığı olan birisi olarak, çay içmeyince sanki başım ağrıyor gibi hissediyorum ve ardından migrenim tutuyor. Çay içmekle bağlantılı olduğunu düşünüyorum çünkü güzel bir böyle tavşan kanı bir çay içtiğimde (ağrı başlamadan) başım ağrımıyor ve migrenim tutmuyor. Bu sizce psikolojik bir sebebe mi bağlı yoksa vücutsal, biyolojik bir şey mi??

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin