tevfik fikret
tevfik fikret

Kendi fildişi kulesinde tabiatla bütünleşip, gündüzlerin geceleri, gecelerin gündüzleri kovalamasını her gün aynı yerden izleyen, hayata ve yaşananlara dair fikirleri olan, karamsarlıkla iyimserliğin, hayal kırıklığına uğramakla, sınırsız bir idealistliğin arasında sıkışıp kalan bir şair: Tevfik Fikret.

Tevfik Fikret, iki farklı dünya demektir. İki farklı ve zıt dünyanın aynı vücutta yaşam bulması demektir. Çelişkiler, bu vücudun kaçınılmaz bir parçasıdır. Çünkü zıt dünyaların birlikteliği, sadece ve sadece çelişkilere gebe bir vücut ortaya çıkartabilmektedir.

“Bağımsızlık!” diye tüm yeryüzüne haykırır Tevfik Fikret. Bir sanatçının bağımsız olması gerektiğini savunur. Böyle der ancak kendisi, belki de hiç fark etmeden öfkenin ve nefretin kölesi oluvermiştir. Tevfik Fikret’in “sanatçı, bağımsız olmalıdır!” söyleminde amaçladığı “bağımsızlık” belki de bağnaz olmamaya, siyasi ideolojilerin kölesi olmamaya işaret etmektedir ancak bağımsızlık, niteliği gereği hiçbir maddi veya manevi unsura bağlanmadan, onların iradeyi etkileyen taraflarından da bağımsız olabilmeyi kapsamaktadır. “Bir Lâhza-i Teahhur” adlı şiirindeki şu dizeler, belirtmiş olduğum nefret ve öfkenin kıvılcımlarının görülmesini sağlayacaktır.

“Dursaydı bir dakikacağız devrî bî-sükûn,
Yâhud o durmasaydı, o iklil-i ser-nikûn.
Kanlarla bir cinâyete pek benziyen bu iş
Bir hayr olurdu, misli asırlarca geçmemiş.
Lâkin tesadüf., âh, o kaviler münâdimi,
Acizlerin, zavallıların hasm-ı dâimi.
Birden yetişti mahva bü tedbir-i hârikı.
Söndürdü bir nefeste bu ümmîd-i bârikı;
Nakş etti bir tehekküm için baht-i bî-şuûr
Târih-i zulme bir yeni dibâce-i gurûr.”

İşte “Bir Lâhza-i Teahhur” adlı şiirindeki bu dizelerle birlikte Tevfik Fikret, nefretin ve öfkenin kendisini ne kadar büyük bir ölçüde ele geçirdiğini, şiirini okuyan herkese kendi lisanıyla açıklamaktadır. Osmanlı padişahlarından Abdülhamit’e düzenlenen suikastın bir anlık gecikme ile gerçekleşmemesine neredeyse ağıt yakacak olan Fikret, Abdülhamit’e karşı bir terör eylemini destekleyecek derecede büyük bir nefret duymaktadır. Bu nefret, Tevfik Fikret’in kalemine ve fikirlerine hükmedecek kadar büyük olduğundan dolayı şairin bağımsızlıktan bahsetmesi, bağımsızlık sözcüğünün niteliği gereği onu bir anlamda çelişkiye düşürmektedir.

Tevfik Fikret, aynı zamanda idealist bir şairdir. Ülkenin ideal gençliğini “Haluk” özelinde tasvir eder. Tüm gençliğe, “Haluk” imgesi üzerinden bir misyon, bir vizyon yüklemeyi amaçlar. Şairin bu yapısı ve amaçladığı bu güzel hedef, etkilenilmeyecek gibi değildir.

“Evet, sabah olacaktır, sabah olur, geceler
Tulû-ı haşre kadar sürmez; akıbet bu sema,
Bu mâli gök size bir gün acır; melûl olma.
Hayata neş’e güneştir; melal içinde beşer
Çürür bizim gibi… Siz, ey feza-yı ferdanın
Küçük güneşleri, artık birer birer uyanın!”

Tevfik Fikret’in “Sabah olursa” adlı şiirinden alıntılanan yukarıdaki dizeleri gördüğümüzde, idealist ve fütürist ögelerin Fikret’te ne denli tezahür ettiğini fark edebilmekteyiz. Böylesine güzel cümleler kuran, gençliğe “uyanın!” misyonunu yükleyen, “Haluk” üzerinden ideal bir gencin nasıl olması gerektiğini anlatan ve eserlerinde Haluk nezdinde tüm gençliğe tavsiye ve önerilerde bulunan Tevfik Fikret, “Bir Lâhza-i Teahhur” adlı şiirinde, beklentileri ve onun şahsında kurulmuş olan yüksek ve kaliteli imajı büyük ölçüde yıkmıştır.

“Bir Lâhza-i Teahhur” adlı şiirinde, nefretin ve öfkenin kendisi üzerinde tahakküm ettiğini, onu çepeçevre sardığını ve kendisini bir anlamda körleştirdiğini, bahsettiği “bağımsızlık” kelimesinin geniş anlamda yorumlanması sonucunda, kelimenin niteliği ile çeliştiğini görmekteydik. Yine aynı şiirle birlikte geleceğe yönelik fikirleri olan, gelecekçi olarak yani bir fütürist olarak tavırlar sergileyen, bu anlamda fikirlerini ortaya koyan Fikret’in Abdülhamit’e düzenlenen suikast girişimini savunması ve bu suikastın gerçekleşmesini istemesiyle birlikte Abdülhamit sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nun ne yönde ilerleyeceğini, kimin devleti idare edeceğini belirtmemesi, alternatif sunmaması, şiirde hengâmeci bir bakış açısını yansıtması, şairin gelecek kurgusundaki eksikliği ve gelecek yerine anı, hırs ve diğer benzeri duygularla ele almasının bir sonucu olarak “fütürizm” ile çelişen bir Tevfik Fikret karşımıza çıkmaktadır.

Tevfik Fikret’in idealist fikirlerinin ve idealist yapısının da “Bir Lâhza-i Teahhur” adlı şiirinde yara aldığı görülebilmektedir. Gençlere, geleceğe yönelik vizyon ve misyon aşılayan, onların uyanması gerektiğini belirten, hayatı ve yaşananları sorgulamalarını tavsiye eden şairin, tüm bu idealist geçmişini bir kenara bırakıp;

“Ey şanlı avcı, dâmını bîhûde kurmadın!
Attın… Fakat yazık ki, yazıklar ki vurmadın!”

Şeklinde lanse etmiş olduğu nefreti, idealist bakış açısından üstün tutan bir yanını ortaya çıkartması, fikirlerden çok insanı eleştirilerinin merkezine koyarak, insan hayatını arka plana atması ve terörizm gibi kanlı eylemleri konu alan yapıları desteklemesi “idealizm” ve “hümanizm” ile çelişen bir Tevfik Fikret karşımıza çıkartmaktadır.

Ancak Tevfik Fikret, her ne kadar kendisiyle çelişen bir şair, bir sanatçı da olsa, şahsıyla, fikirleri ve eserleriyle Türk Edebiyatında birçok ilki gerçekleştirmiş ve Türk Edebiyatının kilometre taşlarından bir tanesi olabilmeyi başarmıştır.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
81

4 YORUMLAR

  1. Tevfik Fikret’in bahsettiğiniz şiiri Abdulhamit için yazdığını bilmiyordum ve ölmesini isteyecek kadar nefret biriktirdiğini. Yazı bana yeni şeyler kattı. Analiz çok iyi. Tebrik ederim. Teşekkürler 😊

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin