cengiz hana küsen bulut
cengiz hana küsen bulut

“27 Eylülde bulunduğumuz yere bir albay ile iki binbaşından oluşan bir İngiliz askeri kurulu geldi. Resmi geçitle onların önünde yürüdük, selamladılar hepimizi. Sonra komutan çadırında topluca yemek yedik. Yugoslavlar arasında yabancı partizanlar olduğumuz için bizi de aralarına almışlardı. Beni tanıştırdıkları sırada albay, nazik bir biçimde elimi sıktı; çevirmen aracılığıyla nereli olduğumu sordu, kısaca anlattım.(…) Aramızda uzun konuşmalar oldu. İngilizlerin bu yalın, içten davranışından çok hoşnut kalmıştım. Albay büyük bir şansın, onun sözleriyle, faşizme karşı birleşmede yardımcı olduğunu söyledi. Eğer aramızda birleşmesek, Hitler’e karşı koymanın iyice zorlaşacağını belki de savaşın parçalanan halklar için felaketli bir sonla bitebileceğini belirtti.”

Bu cümleler “Gün Olur Asra Bedel” kitabının kahramanlarından Abutalip Kuttubayev’in  anılarına yazılmıştı. Abutalip Kuttubayev, 2.Dünya Savaşı’nda Rusya saflarında Almanlara karşı savaşır ve esir düşer. Kuttubayev esaretten kaçar ve Yugoslav partizanları ile birlikte çarpışmaya başlar. Yugoslavya o dönem Tito yönetimi altındadır. Rusya ise Stalin yönetimi altında.. İkisi de sosyalist olan bu devletler birbirine düşmandır.

Savaş sonrası Sarı-Özek bozkırındaki Boranlı köyünde yaşamaya başlayan Abutalip, anılarını “Partizan Defterleri” ,“Yugoslavya’da Geçen Geceler” adını verdiği defterlerde toplar. Ne var ki o dönem müfettişlerinden Tansıkbayev, Abutalip’i “Buradan da anlaşılıyor ki  Stalin’in dehası olmadan zaferin gerçekleşemeyeceği konusunda Kuttubayev, İngiliz albayına herhangi bir itirazda bulunmamış. Sanki partizanlar Avrupa’da her yerde çarpışsalar ya da başka şeyler yapsalar ellerinden bir şey gelirmiş gibi. Adamın kafasında  Yoldaş Stalin’e saygı dahi yok.” diyerek Abutalip’i eşinden  ve çocuklarından bir ömür ayıracak o cümleleri kuruyordu.

Gün Olur Asra  Bedel’i okuyanlar için Abutalip Kuttubayev’in ölümü, tamamen bir sırdı. Çünkü yukarıda bahsettiğim Abutalip’in tutuklanmasından sonraki bölüm, yazar Cengiz Aytmatov tarafından dönemin siyasi koşulları sebebiyle çıkarılmak zorunda kalmıştı. Sebebi ise Rus örgütü KGB’ye ağır eleştirilerin bulunmasıydı.

kgb rusya
kgb rusya

Abutalip Kuttubayev’in ölümünün uzunca anlatıldığı  “Cengiz Han’a Küsen Bulut” aslında “Gün Olur Asra Bedel”i tamamlayan uzunca bir bölümdür. Ne var ki bu roman Cengiz Aytmatov’un hayat aynası gibidir. Aytmatov babası Törekul Aytmatov’u,  1937 yılında Stalin’in temizlik harekatında kaybetmişti.

Romanda ise  Abutalip, anılarında Stalin’e zıt olan Yugoslavya’dan ve İngiliz işbirliğinden bahsettiğ i için  adım adım intihara sürüklenmişti. Ve yine Aytmatov’un kardeşi Roza Aytmatov’a göre Abutalip’in biricik eşi Zaripa ile kendi annesi Nagima Hamzayevna Aytmatov arasında inanılmaz benzerlikler  vardı. İkisi de sevgili eşlerini kaybetmişti bir kere.. Zaripa Kuttubayev, çocukları Ermek ve Daul için Nagima Aytmatov ise kendi çocukları Cengiz, Ilgaz ve Roza için hayatta kalmak zorundaydı.

Nitekim kitabın en vurucu noktası Kuttubayev’in defterinde Cengiz Han efsanesine yer verişiydi. Yazarın kendi ifadesiyle bu destanı yazmakla Abutalip, kendisi için en büyük felaketi hazırlamış oldu.

İşte bu denli zordu o dönemde kalemi dahi ele alabilmek. Böyle bir dönemde kendi romanını yazmıştı Aytmatov. Bu belki onun için salt kitaptan bir bölümü çıkarmaktan çok farklıydı şüphesiz. Ki ne kadar bastırılmaya çalışılırsa çalışsın gür bir ses olarak dünya edebiyatında yerini aldı. Herkes  ona ‘kelimelere hükmedebilen insan’ dese de o kendini ve insanı şöyle tanımlıyordu:  “İnsan  her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler  de her şeyi anlatmaya yetmez…”

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
2522

11 YORUMLAR

  1. Yazının konusu oldukça dikkat çekici. Ben de bu hikayeyi biliyordum, çıkarıldığını da biliyordum. Bir xyazar takipçisi olarak yazıyı ve konuyu oldukça çok beğendim. Ancak keşke biraz daha uzun olsaydı. Yani tam böyle kendimi kaptırdım gidiyorum pat bitti. Üzüldümm :(( Ancak sonraki yazılarınızı da takip edeceğimm. Daha uzun yazarsanız, zaten ben de okumayı seviyorum. Kimse okumasa bile okurumm ki okunur muhtemelen böyle konular. Takipteyiz :))))

    • İlk yazım olduğu için sıkmak istemedim galiba ama bir dahakine daha ayrıntılı ve uzun bir yazı olucak inşallah

  2. Aytmatov ülkemizde nedense hak ettiği ilgiyi görmemiş bir yazar. İngiltere’de bile bizdekinden fazla kucaklandı eserleri. Hasılı Paulo Coelho, Garcia Marquez peşinde koşan okurumuz Aytmatov’dan uzağa düşüyor bir şekilde. Yazınız mutlu etti beni, keşke onun gibi yazarları hep yazsanız. Son olarak Jehan Barbur’un Selvi Boylum şarkısını armağan ediyorum size. İlk yazınız da hayırlı olsun 🙂

    • Teşekkür ediyorum sanırım şarkınız eşliğinde sıradaki yazımı yazabilirim. 🙂 Aytmatov benim için bakış açısı olarak çok kıymetli. Ben de hak ettiği değeri görmesi için büyük çaba harcayacağım.

  3. Yetersiz gibi geldi bana ancak ilk yorumu yapan kişiye katılıyorum bu sebepten. iyi yazı ama biraz daha derinine inilmesi gerekiyordu

  4. İşte dönemin siyasi koşulları, her şeyi etkiliyor. Söylenemeyen cümleler, kısık sesler. Ancak aytmatov yine de devrimci bir karakter dönemine göre…

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin