cleopatra
cleopatra

Cleopatra Kimdir?

MÖ. 300 yıllarında Büyük İskender ile Mısır’a yerleşmişti ataları. Hiçbir zaman gözü alçaklarda olmadı. Büyük İskender ile aynı hayali paylaşıyordu. Onun hayali bir dünya imparatorluğu oluşturup, bu dünya imparatorluğuna” imparatoriçe olmaktı. Kimileri hayaline giden yolda adımlarını güzelliği ve cazibesiyle; kimileri ise kıvrak zekası ve güçlü stratejik planlarıyla attığını söyledi. O ise hayaline kavuşmak için hem güzelliğini hem zekasını kullanan bir kadındı. O kişi günümüzde herkesin adını bildiği Cleopatra‘dan başkası değildi.

Onun hikayesi, o daha 18 yaşındayken başladı. Babasının ölümünün üzerine en büyük kardeş olarak tahta geçecekti. Yalnız ona sıkıntı çıkaracak bir kanun vardı ki o da: Kraliçe, bir kralı olmazsa tahta geçemezdi. Bu problemin bir çözümü vardı elbette. Kardeşi ile evlenmek. Ve kardeşi VIII. Ptoleme ile evlendi. Evlilikleri sırasında Ptoleme 13 yaşındaydı. Günümüzde ahlaki olarak uygun olmayan bu durum, o günlerde çok sık başvurulan bir yöntemdi. Özellikle de Makedon kanından gelen Cleopatra ve ailesi soylarını Mısırlılarla karıştırmamak adına bu yönteme başvuruyorlardı. Ancak akraba evliliklerinden dolayı çok sayıda engelli bebek dünyaya geliyordu.

mark antony cleopatra coin
mark antony cleopatra coin

O, Tüm resmi belgelerde kral/kardeş Ptoleme’nin isminin önde yazılması için çeşitli direktifler alıyordu ancak, kendi isminin önüne kral/kardeşinin ismini yazdırtmak bir yana Ptoleme’nin ismini tüm resmi belgelerden sildirip sadece kendi ismini bıraktırıyordu. Bunun yanı sıra yapılan tüm portrelere kendini çizdirip, sikkelerin üzerine de kendi ismini yazdırıyordu. Halkı onu sevsin diye kendini Mısır dinine verdi. Ptoleme hanedanlığı 300 yıldır Mısır’da olmasına rağmen Cleopatra yerli Mısır dilini konuşan tek yönetici olmuştu. Ayrıca ülkesi kuraklıkla savaştığı için ülkesine sulama kanalları yaptırmış, ekonomik reformlara adım atmıştı.

İlk Darbe

Cleopatra gün geçtikçe güçleniyor, hanedanlığı tek başına yönetmeye her geçen gün daha da alışıyordu ki bir gün bu durum geleneklere bağlı saray halkını ayağa kaldırdı. Pothinus isimli bir harem ağasının önderliğiyle çıkan ayaklanmada Cleopatra yönetimi devrildi. Ve Cleopatra kız kardeşi Arsinoe ile birlikte Mısır’dan kaçmak zorunda bırakıldı.

Cleopatra’nın sürgünde olduğu o yıllarda, eskiden yol göstericiliğini yapan Pompey isimli lider, Roma’da Caesar’a karşı çıkan iç karışıklıklara dahil oldu. Ancak Caesar onun yutabileceği bir lokma değildi. Pompey, Caesar’dan kaçıp Mısır Kralı Ptoleme’ye sığındı. Ptoleme ise Caesar’a yaranmak adına Pompey’in kellesini alıp Caesar’ın ayaklarına serdi. Tabii işler her zaman insanın planladığı gibi gitmiyor. Pompey her ne kadar Caesar’ın damarına basmış da olsa kayınbiraderiydi ve Roma Konsülü’nün üyesiydi. Caesar için Pompey ne kadar değerliydi bilinmez ama bu durumu kullanmakta gecikmedi ve bu gerekçeleri göstererek Mısır’ın başkentine el koydu. Caesar taht kavgası içinde olan iki kardeşin yani Ptoleme ve Cleopatra’nın arasına girdi.

Cleopatra Roma’ya Açılıyor

cleopatra roma
cleopatra roma

Caesar’ın tüm bunları yaparken bir hedefi vardı: Mısır’ın üzerinde daimi bir hâkimiyet kurmak. Ancak bilmiyordu ki Cleopatra’nın yapacağı hamle daha çarpıcıydı. Cleopatra’nın kölesi Apollodoris, Cleopatra’ya bir fikir verdi. Bu fikir günümüze kadar ulaşan o efsanevi aşk hikayesinin riskli ama dahiyane başlangıcıydı. Cleopatra kendini Caesar’a sunulacak bir İran halısına yarı çıplak bir vaziyette sardırdı. Halı Caesar’a sunulduğunda ise Caesar şaşkın bir şekilde ayaklarının dibinde Cleopatra’yı buldu. Caesar genç, bir o kadar zeki kadına aşık oldu. Ve 4 yıl sürecek ilişkilerine başladılar. Cleopatra Roma’da olduğu dönemlerde Caesar onu Tibet Nehri kıyısındaki villasında ağırladı.

1 yıl sonra kucaklarına ilk çocuklarını aldılar. Cleopatra çocuğa Ptoleme Caesar adını koysada çocuk küçük Caesar anlamına gelen Caesarion adıyla anılıyordu. Ancak Caesar’la hiçbir zaman evlenemediler. Çünkü Roma yasalarına göre evliliğin geçerli olması için iki tarafında Romalı olması gerekiyordu. Caesar’ın 3. Eşiyle 10 yıldır süren bir evliliği vardı ve hiç çocukları olmamıştı. Durum böyle olunca halk Caesar’ın Cleopatra ile olan ilişkisini zina olarak görmediler ve müsamaha gösterdiler.

Caesar’dan Gelen İntikam Jesti

Caesar çocuğunun annesini Mısır’ın başına geçirecekti ve resmi olarak Mısır’ın başına geçmese bile alttan alta Mısır’ı yönetecekti. Caesar kendi hayallerini hayata geçirirken sevgilisini de unutmadı. Ptoleme ve Cleopatra’yı barıştırdı ve sonra da zamanında Cleopatra’yı tahtından deviren harem ağasını öldürtüp Cleopatra’nın intikamını aldı. Durumlar Ptoleme’nin iyice canını sıkıyordu ki Ptoleme bir iç savaş çıkardı; çıkardığı bu iç savaşta başarısızlığı tattı. Kısa bir süre sonra da esrarengiz(!) bir şekilde XIII. Ptoleme’nin cesedi Nil Nehri’nin sularında boğulmuş olarak bulundu.

cleopatra ceaser
cleopatra ceaser

Mısır yine kralsız kalmıştı ve Mısır kanunlarına göre kraliçenin yanında bir kral olmak zorundaydı. XIII. Ptoleme’nin ölümü üzerine Cleopatra’nın tahtına diğer erkek kardeşi XIV. Ptoleme ortak olunca Cleopatra’nın hayalleri bir kez daha Nil’in sularında boğuldu. Ancak yapılacak bir şey yoktu ve durumu bir süre içinde olsa kabullenmek durumunda kaldı hırslı kadın.

Bu olaydan birkaç yıl sonra suikastçılar Caesar’ın generali olan Marcus Antonius’un dikkatini dağıtıp Caesar’ı öldürdüler. Bu olaydan bağımsız olarak bir süre sonra da Cleopatra’nın taht ortağı olan XIV. Ptoleme hayata gözlerini yumdu. Bunun üstüne Cleopatra Mısır tahtına oğlu ile birlikte geçti. Caesar’ın ölümünden sonra üçlü iktidar sistemini (triumvirate) ikinci defa oluşturdu ve Batı Roma’nın tahtına Caesar’ın manevi oğlu ve varisi Octavian; doğu Roma tahtına da Caesar’ın generali Marcus Antonius geçti. Afrika ve İber Yarımadası’ndaki toprakların başına da Lepidus geçti. Ancak bu üçlü sistemde en güçlü isim olarak Marcus Antonius herkesin dikkatini çekiyordu.

Roma’ya Açılan Yeni Yelken

Cleopatra Mısır’da açlık, susuzluk ve fakirlik çeken halkı ile birlikteydi. Oğlunun Roma’da da hakkı olduğunu düşünüyordu ve çocuğunun hakkını gözetmek ile birlikte Mısırdaki bu zor durumun üstesinden gelmek için gözüne Marcus Antonius’u kestirdi. Marcus’un içkiye, şatafata ve kadınlara olan zaafını bilen Cleopatra planını yapmıştı. Marcus’la bir buluşma düzenletti. Bu buluşmaya giderken ülkesinde fakirlik olmasına rağmen, sanki lüks içinde yaşıyormuşçasına en pahalı takıları takıp, en pahalı kumaşlardan dikilen elbiseleri giydi. Nitekim beklediği gibi de oldu. Marcus bu çekici, zeki ve asil kadına aşık oldu.

marcus ve cleopatra
marcus ve cleopatra

Marcus ve Cleopatra’nın ikizleri oldu. Marcus bir gün Perslerle olan savaşından dönerken İskenderiye’ye uğradı Cleopatra ile aşk tazelediler ve o günden itibaren orada yaşamaya başladılar. Bu dönemde ise bir çocukları daha oldu. Marcus, Octavian’ın kız kardeşi Octavia’yla evliydi ancak Octavia orta sınıf bir kadın olduğu için Marcus’un dikkatini Cleopatra kadar çekemiyordu. Ve Marcus Mısır ayiniyle Cleopatra ile evlendi.

Marcus, Cleopatra ve oğluna Mısır ve Kıbrıs’ın ortak hükümdarı ilan ederek taç giydirtti. Cleopatra’dan olan ikizlerinden erkek olanı Orta İran’ın, kız olanı bugünkü Libya’nın; İskenderiye’de dünyaya gelen çocuklarını da Güney Anadolu’nun başına geçirtti. Bu uygulamasının adını ise ”İskenderiye Bağışları’‘ olarak koydu. Marcus, Roma Senatosuna bu durumu “Güneye sadık yöneticiler atıyorum” diyerek açıklayacaktı ancak bu durum Senatonun hiç hoşuna gitmemişti.

Kralların Kraliçesi

Cleopatra İskenderiye bağışları ile tüm evlatlarını çeşitli bölgelere kral ve kraliçe olarak atandırttı ve o günden sonra “Kralların Kraliçesi” unvanını aldı. Bu unvanı her ne kadar göz kamaştırıcı olsa da onun hayali tüm dünyaya hükmetmekti. Sık sık yakınındakilere bu hayalinden bahseden Cleopatra “Roma’nın başkentinde benim hükmüm geçecek!” diyordu. Roma Cleopatra’dan ve onun Marcus’la olan ilişkilerinden hiç mi hiç hoşlanmıyordu. Octavian Roma’nın bu durumundan haberdardı ve Senatoyu onlara karşı kışkırttı. MÖ. 32’de Roma Marcus ve Cleopatra’ya savaş açtı.

MÖ. 31’de bir rivayete göre Cleopatra ve Marcus tüm Roma’nın hâkimiyeti için Octavian’a savaş açtı. Aktium açıklarında karşı karşıya geldiklerinde bir tarafta Octavian’ın güçlü donanması, diğere tarafta da Marcus’un orta halli donanması ve Cleopatra’nın zayıf donanması duruyordu. Octavian’ın büyük gemilerini gören Cleopatra yenileceklerini anladı ve kaçtı. Mısır’a kadar Cleopatra’nın peşinden giden Marcus, aşkının öldüğünü zannetti ve kendi kılıcıyla hayatına son verdi.

Gururum Canımdan Daha Değerli

kleopatra
kleopatra

Kralların Kraliçesi yine yalnız kalmıştı. Ve Octavian, Marcus ve Cleopatra’nın peşinden Mısır’a kadar gelmişti. Mısır Kraliçesi yakalandı ve Octavian’ın karşısına çıkarıldı. Ancak Octavian’ın ne Caesar ne de Marcus’da olduğu gibi Cleopatra’nın cazibesine kapılmaya hiç mi hiç niyeti yoktu. Aksine intikam almak istiyordu. Kralların Kraliçesi’ni hükümdarı olduğu Mısır’da köle olarak dolaştıracaktı; ancak Cleopatra gururlu bir kadındı ve böyle bir şeyi kaldıramazdı. Hayatına böyle bir utanç lekesi sürmektense ölmeyi tercih eden Cleopatra dönemin tarihçilerinin anlattığına göre elini içinde Mısır kobra yılanının bulunduğu bir sepete soktu. Mısır inanışlarına göre bir insan kobra zehri ile ölürse ölümsüzlükle ödüllendirilirdi. O da kendine böyle bir intihar şekli seçerek hayata gözlerini yumdu.

Cleopatra’nın büyük bir hayali vardı: Dünya İmparatoriçesi olmak. O Makedon’du ve ataları Mısıra MÖ. 300’lerin başında Büyük İskender ile birlikte gelmişti. En büyük hayali Büyük İskender’le aynıydı. Kralların Kraliçesi bu hayal uğruna yeri geldi canını tehlikeye attı, yeri geldi can aldı. Yeri geldi zekasını kullandı yeri geldi güzelliğini… Mısır Cleopatra’nın sayesinde fazladan 20 yıl daha bağımsız kalmayı başardı ancak onun ölümünün ardından oğlu Caesarion, Octavian tarafından öldürüldü ve Mısır da Roma’nın bir vilayeti olmaktan kurtarılamadı.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
246

10 YORUMLAR

  1. Gerçekten çok etkileyici, sizin gibi insanlara ihtiyaçlar var bizleri bilgi sahibi yapıyorsunuz. Gelecek yazınızı heyecanla bekliyorum😉😍

  2. Çok yalın ve açık bir dille yazmışsın. İlgi çekici ve güzel buldum bir sonraki yazını merak ediyorum 🙂

  3. Keyifli ve kaliteli bir yazı olmuş, aramızda sizin gibi güzel kalemlere sahip olmak gurur verici. Sonraki yazınızı dört gözle bekliyorum 🙂

    • Teşekkür ederim 🙂 Bir yazar arkadaşımın yazımı beğenmesi beni oldukça onore etti 🙂

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin