fahreddin paşa - çöl kaplanı - fahreddin paşa kimdir - fahreddin paşa hayatı
fahreddin paşa

Fahreddin Paşa’nın adını şu günlerde kamuoyunda ve medyada sıkça duymaktayız. Bu konuda sevgili xyazar.com okurlarımızın esaslı bir bilgiye sahip olmasını istediğimden bu yazıyı kaleme alıyorum. Hadi tarihimizde önemli izleri bulunan bu şahsiyeti biraz daha yakından tanıyalım ve yaptıklarına ufak bir göz gezdirelim.

Fahreddin Paşa’nın İlk Yılları

Bulgaristan Rusçuk doğumlu olan Fahreddin Paşa’nın tam adı Ömer Fahreddin Türkkan’dır. Babası Nizam-ı Cedit ordusunda Topçu başı olan Ömer Ağa’dır. Annesi Fatma Adile Hanım, meşhur Akıncı Beyi Bali Bey’in soyundan gelmektedir. 93 Harbi’nden sonra göçe zorlanılan birçok Müslüman Türk ailesi gibi göçe zorlanmaları sonucu ailesi ile birlikte İstanbul’a yerleşmiştir. İstanbul’a yerleştikten sonra Mektep-i Harbiye’yi (Kara Harp Okulu) birinci olarak bitiren Fahreddin Paşa daha sonra Erkân-ı Harbiye (Harp Akademisi) Mektebini bitirdi. Kurmay Yüzbaşı Rütbesiyle mezun olan Paşa Osmanlı Ordusuna 1891 yılında katıldı. Merkezi Erzincan olan 4.Kolordu’da 1908 yılına kadar vazifesini icra etti. Meşrutiyet’in ilanından sonra Yarbaylığa yükseldi ve İstanbul Selimiye 1.Nizamiye Tümeni Kurmay Başkanı vazifesine atandı. Görevini bir müddet burada sürdürdü. Balkan Savaşı’nda görev aldı. Edirne’nin geri alınmasında ve Çatalca Savunmasında önemli vazifeler üstlendi. Balkan Muharebelerindeki başarısıyla 4.Ordu’ya bağlı 12. Kolordu Komutanlığı vazifesine atandı.

Medine Müdafaası’na Doğru

Fahreddin Paşa, 12.Kolordu komutanı olduğu sırada Musul’da bulunmaktaydı. Musul ve çevresinde başarılı görevler icra etti ve 1915 yılında 4.Ordu Komutan Vekilliğine tayin edildi. Bu görevini sürdürürken bölgede çıkan Ermeni İsyanlarını bastırmakla uğraştı. Urfa, Musa Dağı, Zeytun, Haçin’de çıkan Ermeni isyanlarını başarılı bir şekilde bastırdı. Ek olarak da göçe zorlanılan Ermenilerin yerleştirilmesiyle uğraştı. 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa tarafından 1916 yılında Medine’de çıkan İngiliz destekli Şerif Hüseyin isyanını bastırmak ve kutsal toprakları korumak amacıyla Medine’ye gönderildi.

çöl kaplanı fahreddin paşa
çöl kaplanı fahreddin paşa

Medine Müdâfii

İngiltere’nin ve İtilaf devletlerinin Ortadoğu’yu Osmanlı’dan koparıp Ortadoğu’yu sömürme planlarını gerçekleştirme noktasında önemli bir adım belki de en önemli adım kutsal toprakların Osmanlı’dan kopartılmasıydı. Bu bağlamda Hicaz Emiri Şerif Hüseyin İngiltere’nin desteğiyle ve gazıyla Osmanlı’ya karşı isyan etti. Hicaz Seferi Kuvvetlerinin başına getirilen Fahreddin Paşa kısıtlı imkânlara rağmen Medine’yi ve Peygamber efendimiz(sav)’in emanetlerini son ana kadar son askerine kadar korumuştur.

Fahreddin Paşa ilk etapta Arap isyancı çetelerinin başı olan Şerif Hüseyin’in oğlu Abdullah’ın kuşatmasını bertaraf etmiştir ve Medine’yi kontrol altına almıştır. Şehrin yağmalanma ihtimaline karşı şehirde bulunan kutsal emanetleri Anadolu’ya yollamıştır. Medine’yi ve kutsal toprakları bir an önce ele geçirmek isteyen İngilizler ise büyük umut bağladıkları Arap çetelerinin başarısız olmasından sonra saldırılarını daha da hiddetlendirmiştir. Savaşın şiddeti her geçen gün artmaktadır. Osmanlı askerleri, komutanları Fahreddin Paşa etrafında tek yekûn bir biçimde bir araya gelerek İslam’ın mahremi konumundaki bu toprakları Küffara ve onun destekçilerine karşı onurlu bir biçimde savunmaktadır.

İngilizler bu şekilde ele geçiremeyeceklerini anlayınca Medine’ye çıkan tren yollarını bombalamış ve ele geçirmiştir. Merkezle bağlantısı kopan Medine’ye herhangi bir destek ve erzak gönderilmesi mümkün değildir artık. Karşıdaki düşman ise ne yazık ki insan onurundan ve şerefinden nasibini alamamıştır. Medine’nin bağlantısını kesmemekle kalmamıştır. Zira şehrin su kuyularını zehirlemiş ve zorlu bir su kıtlığına girilmesine sebep olmuştur.  Bununla birlikte çöl sıcağı, ilaçların tükenmesiyle İspanyol nezlesi ve iskorpit gibi hastalıklar, gıda malzemelerinin tükenmesiyle birlikte açlık Fahreddin Paşa ve onun deyimiyle Mehmetçiklerinin karşısına çıkmaktadır. Fahreddin Paşa, bunca zorluğa rağmen bir an bile teslim olmayı düşünmemiş geri adım atmamıştır. Mehmetçiğe son raddede çekirge bile yedirmiş ve son ana kadar direnmiştir.

medine müdâfii
medine müdâfii

1918 yılında İtilaf devletleriyle Osmanlı hükümeti arasında Mondros Ateşkes anlaşmasının imzalanmasıyla Osmanlı yenildiğini kabul etmiştir. Merkezden Fahreddin Paşa’ya Medine’yi teslim etmesi emredilse de bunu kabul etmemiştir.  Ona göre Peygamber efendimizin bu mukaddes şehri kesinlikle küffara teslim edilmemelidir. Birçok vilayetin işgale uğradığı bu sırada Kudüs de işgale uğramıştır. Kudüs ve Hicaz topraklarını aynı anda savunacak gücü kalmayan Osmanlı, Hicaz kuvvetlerinin Kudüs’e kaydırılmasını kararlaştırmıştır. Komutanına çektiği telgrafta kendisine bir alay asker bırakılmasını isteyen Fahreddin Paşa son ana kadar direnme isteğini kararlı bir biçimde göstermektedir.  Bu talebi karşılıksız bırakmayan Enver Paşa, Medine’nin boşaltılması kararını göstermelik bir şekilde onaylamış lakin Osmanlı askeri Medine’yi terk etmemiştir.

Fahreddin Paşa’ya Medine’yi boşaltmadığı takdirde İstanbul’un İtilaf devletleri tarafından işgal edileceği belirtilmiş ve Devlet söz konusu olduğu için zar zor ikna edilebilmiştir. Medine’nin teslim anlaşmasını imzaladıktan sonra kılıcını İngilizlere teslim etmeyen Fahreddin Paşa, Peygamber efendimizin kabrine giderek kılıcını onun başına bırakıp, dua edip ağlamıştır. Bir grup subay tarafından incitilmeden zorla çıkarılmış ve Medine-i Münevvere artık İngiliz Kontrolündeki Araplara geçmiştir.

İngilizler tarafından tutuklanan Fahreddin Paşa önce Mısır daha sonra Malta’da tutuklu kaldı. 1921 tarihinde Malta’dan kurtulunca Ankara’ya Milli Mücadele’ye katılmak maksadıyla gitti. Ankara’ya vardıktan bir müddet sonra TBMM tarafından Kabil büyükelçisi olarak atandı. Afgan halkından Milli Mücadele için destek istedi ve büyük miktarda maddi yardım topladı.

Gazi Mustafa Kemal ise Fahreddin Paşa’nın bu başarılarına ve duruşuna karşın: “Sağlığında adını tarihe altın harflerle yazdıran komutan!” demiştir. Yıllarca İslam’ın sancaktarlığını yapmış olan Türk milletinin gösterebileceği en asil duruşu göstermiştir. Türklük ve Müslümanlık şiarının tam anlamıyla hakkını veren bu komutan, hala daha yaptıklarıyla kimi çevreleri rahatsız edebilmektedir. Böyle bir rahatsız edilme sebebi olduğunu bilseydi eminim mutlu olurdu ya neyse…

Mekânı Cennet Ruhu Şad olsun!

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
344

9 YORUMLAR

  1. Yazıyı okurken tüylerim diken diken oldu. Yani ne denir bilemedim ama bir şeyler yazmak istedim. Şunu söylemek gerekir ki yazı çok iyiydi. Fahreddin Paşa gözlerimi doldurdu. Bu nasıl bir inançtır? Bu nasıl bir kuvvettir? Bu nasıl bir mücadeledir? Örnek alınası şahsiyetlerden bir tanesi. Siyasi bir yorum olmasın, siyasi bağlamın dışında söylüyorum ancak BAE Dışişleri Bakanı’nın söyledikleri sadece onun küçüklüğünü gösterir nitelikte. Böylesi bir şahsiyeti eleştirecekse bile adam gibi eleştirseydi. Ancak vefasızlık böyle bir şey demek ki…

  2. Fahreddin Paşa gibi kahramanlarımız olduğu için tarihimizle gurur duyuyorum. Yazının zamanlaması ve üslubu çok iyiydi. Tebrikler dostum

  3. “Sağlığında adını tarihe altın harflerle yazdıran komutan!” diyen Mustafa Kemal Atatürk sözleriyle İslam’ın sancaktarlığını yapan Fahreddin Paşa’ya hakkını vermiştir. Bize düşen ise saygıyla Fahreddin Paşa’yı anmak ve onun mücadelesini ideal olarak belirlemektir. İyi yazıydı helal

  4. Bu azim, bu direnç gerçekten büyük saygı gerektiriyor. Çok başarılı bir yazı olmuş. Kalemine sağlık kardeşim.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin