düşünce özgürlüğü
düşünce özgürlüğü

kısa bir yazı olacak. derdim var ve bunu anlatmazsam boğulacağım sanki! fikirlerime katılırsınız, katılmazsınız orası size kalmış. amacım kimseye hakaret etmek ya da hakareti savunmak değil, meseleye duygusal yaklaşmayacağımı da baştan ifade ediyorum.
***
yaklaşık iki hafta önce ODTÜ’de mezuniyet töreni düzenlendi ve daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da verilen mesajlar epey siyasiydi. bunlardan bir tanesinde cumhurbaşkanı erdoğan’ın karikatürü var ve orada “tayyipgiller” yazıyor. çok önceleri, başbakanlığı döneminde çizilmiş ve cüneyt özdemir tarafından da kendisine sorulmuş bir karikatür bu. tekrar gündeme geliyor ve gelmesiyle beraber insanlar o karikatürü taşıyan ODTÜ’lülerin tutuklanmasını istiyor. nihayetinde bildiğim kadarıyla tutuklanıyorlar da.
***
aradan biraz zaman geçiyor, birkaç gün önce ise anıtkabirde bir genç kadın atatürk hakkında konuşuyor. burada söylenenler de bir başka kesimin hoşuna gitmiyor ve bu sefer de onlar kadının tutuklanması için seferber oluyorlar. bir de sosyal medyadaki hakaretler var elbette. insanların bir kısmı madem ODTÜ’lüleri tutukladınız, onu da tutuklayın diyor. sanki iki yanlış bir doğru edecekmiş gibi.

***
temel ilkeler ışığında ele alınması gereken meseleler bunlar.
1- düşünce hürriyeti herkes için gerekli. bir görüş sahibinin tutuklanmasını istemek, diğerini ise savunmak iki yüzlülüktür.
2- düşünce özgürlüğü hoşunuza giden fikirler için değil, bizzat hoşunuza gitmeyen hatta nefret ettiğiniz fikirler için vardır.
3- insanları vicdanlarımızda mahkum etmeyi öğrenmediğimiz sürece her hafta bir başkasını tutuklatmak isteriz, ta ki sıra bize gelene dek.
4- devlete/iktidara/güçlü olana hakareti cezalandırma yetkisini vererek neyin hakaret olduğunun tespitini tayin hakkını da veririz. hakaret ve eleştiri arasındaki çizgi incedir, devlet de genellikle -ve tabiatı gereği- kendi lehine genişletir bunu.
5- hakaret de bir ifade şeklidir. serbest olmalıdır, size göre hakaret olmayan bir ifade devlete göre hakaret olabilir. tehdit olmadığı sürece her hakaret içeren söylemde savcılığı göreve çağırmamalıyız.
6- sonuç niyetine, bir kişinin hakareti ne atatürk’ün değerini düşürür ne de erdoğan’ın. yalnızca daha özgüvensiz ve daha güvenlikçi bir ülke yapar bizi.

amaaaan, rahat olun işte.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
71
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Siyaset bilimi ve hukuk üzerine okumalar yapar; devlet, birey ve özgürlük hakkında düşünürüm. Sinemayla, fotoğrafla ve edebiyatla amatör olarak ilgilenmekle birlikte hayatı ciddiye alır, sözün gücünü önemserim. Düşündüklerimi yazmak, yazdıklarımı paylaşmak için buradayım. Soru, eleştiri ve önerileriniz için: burakhancaliskan@xyazar.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin