diyalog
diyalog

Soğuk bir akşamüstü… Her zaman oturmaktan keyif aldığım deniz kenarındaki kayalıklarda yerimi almıştım. Dalgaların kıyıya nazik dokunuşlarına ve yarattığı hoş görüntüye bakıyordum. Burayı çok seviyordum. Bulduğum her fırsatta gelir, denizi seyrederdim.

Ufukta küçük bir gemi gördüm. Muhtemelen bir balıkçı takası… Görebildiğim kadarıyla içinde iki kişi vardı. Ellerinde oltaları ve ağları ile, kendi hâllerinde balık tutmaya çalışıyorlardı. Gözlerim adamlara dalmıştı. Bir süre sonra, yan tarafımdan gelen hışırtılar beni kendime getirdi.

Çok beklettim mi?

Burada sıkılmadan saatlerce oturabilirdim. Vakit benim için burada değersizdi.

Hayır, yeni geldim sayılır.

İyi, sevindim.

Yanıma oturdu. Normalde hava sıcak olsun, soğuk olsun hep sıkı sıkı sarılırdı bana. Küçük kollarıyla beni sarmalamaya çalışır, başını omuzlarıma yaslar, öylece bakardık denizin kimi zaman haşin, kimi zaman ise sakin dalgalarına. Kıyıya her vurduğunda çıkan sesi dinlerdik gözlerimiz kapalı iken. Bu kez bunun olmayacağını, aynı hisleri yaşamayacağımızı biliyordum.

Hiç şüphesiz, o da biliyordu.

Artık konuşalım mı?

Konuşacak bir şey kaldı mı ki?

Söylenecek her şey söylenmiş, yapılacak her şey yapılmıştı. Yollar çizilmiş, artık üzerinde yürünmeyi bekliyordu. Daha ne kalmıştı eksik olan?

Bu böyle olmamalı. En azından bugün…

Asıl bugün böyle olmalı, bence.

Sözlerimin keskin ve iç acıtıcı olabileceğinin farkındaydım, ama bunu umursayacak durumda da değildim.

Bu, bu kadar kolay mı peki senin için?

Vicdanıma sesleniyordu ama o çağrının yanıtsız kalacağından haberi yoktu. Çünkü bu kararı onunla birlikte almıştım.

Aslına bakarsan değildi, ama bütün bu yaşananlar… Bunu kolay bir hâle getirdi.

Bir süredir üzerimde olduğunu hissettiğim gözlerin şimdi uzaklara baktığını fark etmiştim. Söyleyecek bir şey bulamamanın getirdiği sessizlik, ikimizi de içine hapsetmişti. Bir zamanlar mutlulukla, aşkla baktığımız bu soğuk sulara şimdi hissiz bir şekilde bakıyorduk. Ne kadar da trajik…

Söyleyeceklerin bu kadar mı?

Bir süre cevap vermedim ve denize bakmaya devam ettim. Daha sonra başımı kaldırdım ve yüzüne baktım. Biraz kızgın, biraz da kırgın bir çift göz bakıyordu bana. Kaşları hafifçe çatılmış, dudakları ise her an ağlayacakmış gibi büzülmüştü. Bir süre öncesine kadar aşkla baktığım; ince, narin hatlara sahip bu yüze, şimdi ise hiçbir şey hissetmeden bakıyordum. Belki de biraz acımasızlıkla…

Bir şeyler söyleyecek gibi oldum, ama sonra vazgeçtim. Sadece bir süre gözlerinin içine baktım. Griden izler taşıyan elâ gözlerinde yavaş yavaş gözyaşları beliriyordu. Bir şeyler söylememi bekliyordu. Belki de vazgeçmemi, “her şeye yeniden başlayalım” dememi… Ama bunları söylemeye ne isteğim, ne inancım ve ne de aşkım kalmıştı. İçimde kalan her şey, rüzgâra karşı savrulmuş küller gibi, denizin soğuk sularında kaybolup gitmişti adeta.

Pekâlâ, öyle olsun…

Çok değil, birkaç gün önce benim için her şeyi bitiren cümlelerine karşılık söyleyebildiğim tek şey idi, “öyle olsun”. Şimdi aynısını onun ağzından duyuyor, ama hiçbir şey hissetmiyordum. Yanımdan hızlı adımlarla yürüyerek uzaklaştı. Yavaşça arkama döndüm ve onu izledim. Ağlıyordu… Hıçkırık sesleri, attığı her bir adımda daha da azalıyordu. Bir yerden sonra da ne sesini duydum, ne de kendisini görebildim.

Tekrar denize döndüm yüzümü ve gözlerimi kapattım. Dalgaların kıyıya vurduğunda çıkardığı sesi dinlemeye başladım. Hafif bir meltem esmeye başladı. Kayalardan sıçrayan su damlacıkları rüzgârla birlikte yüzüme çarpıyordu.

Kollarımı arkaya doğru uzattım. Sağ ayağımı sol ayağımın üstüne attım ve kendimi anın tadını çıkarmaya bıraktım. Bu vaziyette ne kadar durdum bilmiyorum, ama bir süre sonra üşümeye başladığımı fark ettim. Gitsem iyi olurdu.

Ayağa kalktım. Ufuk çizgisine dalgın gözlerle bakıyordum. Biraz önce izlediğim balıkçı takası aklıma geldi. Bir süre onu arasam da bulamadım. Kaybolup gitmişti.

Tıpkı biraz önce onun yanımdan kaybolup gittiği gibi…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
32
Sessiz bir çığlık bu, kimseye duyuramadığım. Ve kalabalık bir yalnızlık bu, içimde yaşadığım. Konuşmak istiyorum artık, dilim döndükçe. Ve paylaşmak istiyorum ben, kalemim yazdıkça. Çünkü anlatacaklarım var, içimde tutamadığım. | İletişim: alimertonal@xyazar.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin