medya
medya

Bir besinin tek başına vücutta belli bir organa iyi geldiği yanılgısı, kürler, mucize vaat eden tarifler, popülerliğini televizyon haberlerinde, sabah programlarında ve sosyal medyada sürdürüyor. Bunların ortak noktası, anlatan kişinin bunları neye dayandırarak söylediğinin bilinmemesi, sorulmaması, en önemlisi de literatüre geçmiş güçlü bir çalışmanın olmamasıdır. Sorgulamanın önüne geçen çokça şeyden bir tanesi belki de bunların ikna edici bir şekilde empoze edilebilmesi ve bilimde yeri olup olmadığına bakılmaksızın beslenme önerilerinin popüler medya tarafından halka kolaylıkla ulaşabilmesidir. Kilo yönetimi ve hastalıklarda tıbbi beslenme sürecinde tıbbi yardım almak gerekliliği yönlendirmesi vermek yerine dikkat çekici manşetler atılıyor, bireysel farklılıklar göz ardı ediliyor.

Bugün Google’da sağlık ile bilgi edinmek istersek iddiası asılsız, bireysel değerlendirmelerden uzak, detoks pazarlamalarına, ünlülerin, popüler kişilerin öne çıktığı sayfalara yönlendirilebiliriz çoğu kez. Yaşam şeklinizi değiştirmeksizin kilo yönetimi sağlayacak sihirli kürler, ürünler, metabolizmanın işleyişine aykırı miktarda yağdan kilo kaybını vaat edenler, yiyecekteki bir bileşenin yağ yakıcı olarak belirtilmesi, buğday ve süt ürünleri gibi temel besin öğelerimizden birinin çıkartılanlar şeklinde çoğaltabiliriz bunları. Bu yiyeceklere alerjiniz olduğunda, çıkartmanız gerektiğinde öncelikle uygun tanı konması gerekir. Herhangi bir tıbbi müdahale olmadan bunların sınırlandırılmasına teşvik etmeye çalışmakla, çıkartılan besin yerine uygun olanı konulmadığında bu uygulamalar gerekli değil, hatta zararlıdır.

Birçok konuda kısa zamanda istenilen sonuçların gerçekleşmesi kulağa çok hoş geliyor, ancak biz işin aslına bakmalı, arkasındaki mekanizmayı incelemeliyiz. Örneğin, detoks diyeti adı altında pazarlamalar. İnsan vücudunda karaciğer, böbrek, deri, akciğerler, sindirim sistemi yabancı maddeleri uzaklaştırarak, çeşitli kimyasal tepkimelerle kendi başına yapıyor. Toksin ayrıştırma işlevini kendi mekanizmalarıyla yapıyor yani. Sürdürülen çalışmalar, detoks pazarlamalarının kanıtlarla desteklenmediği, sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarına uyum sağlamadığı üzerine. Bunların pazarlamasında yabancı kimyasalların vücutta biriktiği, hastalıkların sebebi olabileceği öne sürülüyor, ancak bu varsayım olmaktan öteye gitmiyor. Yetersiz besin ögeleri içerdiklerinden vitamin, protein yetersizliklerine yol açabilirler. Hızlı bir ağırlık kaybı meydana gelebilir, ancak bu yağdan ziyade su ve karbonhidrat depolarının kaybıdır ve beraberinde halsizlik ve baş dönmesine sebep olabilmeleri mümkündür. Sebzelerin suyu sıkıldığında daha faydalı olmuyor, ki burada çiğneme fonksiyonunun gerçekleşmesinin gerekli olduğu göz ardı ediliyor. Elbette sebze ve meyveler beslenmenin bir parçasıdır ancak başlı başına ilaç veya iksir olamaz.

Bu uygulamalara “… diyeti” adı konması bir çelişki yaratıyor. Diyet kelimesinin aslı Yunanca’dan gelmekte ve “way of life, yaşam yolu, yaşam tarzı” anlamı taşır. Kişinin kendisine uygun olan ve bunu uzun süre sürdürebileceği beslenme şeklidir. Kişi bundan huzursuzluk duymaz çünkü sistemlerini şoka uğratacak uygulamalar yapmaz. Aç kalmak veya sadece kilo vermek için girilen bir süreç olmadığını bilirsek bizi endişelendirecek bir durum yoktur. Ne yazık ki kavramların yanlış anlamlandırılmasıyla popülarite uğruna doğru olmayan uygulamalar ortaya çıkmaya başlıyor. Sağlık çalışanlarının halka bilgi sunarken bu konunun farkında olduğu, medyanın popülerlikten ötede sağlık konusuna filtre koyduğu, bu konuda daha çok denetim ve mevzuat yapılan çalışmaların gerekliliği söz konusudur.

Ezbere listelerle her bireyin ihtiyaçlarını karşılamak mümkün değildir, tıbbi tarama, anamnez ve beslenme durumu saptanması gerekliliği diyetetiğin temel parçasıdır ve bu önem unutulmamalıdır.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
51

2 YORUMLAR

  1. Diyet, detoks ve benzeri kavramların da artık tamamen ticarî düşüncelere malzeme edildiğinin ve bu işleri yapanların insanların sağlığını değil, kendi ceplerini düşündüklerinin fark edilmesi lazım. Klişe ama doğru: Kapitalizm önce bir ihtiyaç yaratır, sonra çözümünü satar. Obezite, birkaç on yıl öncesine kadar bir sorun değilken neden şimdi çok ciddi bir sorun hâline geldi? İşte tam da bu yüzden…

    Emeğinize sağlık.

    • Çok teşekkür ederim yorumunuz için. Obezite ve birçok hastalığın görülme sıklığı arttı. Yaşam tarzımız, her kafadan bir ses çıkması, psikolojimiz, her türlü şey etkili olabilir bunda. Evet kapitalizmin ürünleri de bunları önleyemiyor. Sağlık alanı işini iyi-doğru yapanlar ve şov yapanlar şeklinde ayrılmış durumda. Etikten yana olursak bir sorun olmayacak gibi.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin