yorgun ve yaşlı adam

yaşlı bir adam…
kahverengi takım elbisesi, siyah ayakkabıları
ayakkabılar kirli, çamurla kaplanmış topukları.
başında şapkası, altın saati.
elini ceketinin cebine atıyor,
sigara paketini çıkarıyor,
usulca bir dal sigara alıyor.
bir kıvılcım,
turuncu, kırmızı, gri, siyah ve kül…
kambur, yorgun ve yaşlı adam.
adımları yavaş, acelesi yok.
yetişeceği bir sofra,
o sofrada bekleyen bir ses yok.
yalnız ve savunmasız adam.
dünyanın tüm yükü omuzlarında.
sonunda Üsküdar-Eminönü iskelesine varıyor.
saat akşama yakın, camilerin ışıkları yanmış,
akşamın sesi yükselecek minarelerden.
vapur iskeleye yaklaşıyor.
curcuna
bir adam önündeki genci itiyor,
bağırış, çağırış.
yaşlı adam ise sessiz…
curcunanın dinmesini vapura binebilmeyi bekliyor.
elinden geldiğince adımlarını hızlandırıyor.
bir köşede yer buluyor kendine.
oturmuyor, ruhunu korkuluklara yaslamış.
dingin ve mavi dalgalar.
yağmur çiseliyor.
gök kara.
ve vapur hareket ediyor.
hırçın ve mavi dalgalar.
rüzgar şapkasını aklanmış saçından ayırmaya meyilli,
koltuğunun altına sıkıştırıyor köşeli kasketini.
binalar geçip gidiyor.
martılar selam veriyor hoyratça.
kız kulesi göz kırpıyor.
galata ise her zamanki gibi dik.
motor yavaşlıyor,
insanlar hareketleniyor,
curcuna
bir adam önündeki genci itiyor,
bağırış, çağırış.
yorgun ve yaşlı adam sessiz,
curcunanın dinmesini, vapurdan inebilmeyi bekliyor.
ve karışıyor caddelerdeki bereketli yalnızlığına.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
101

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin