geçmiş zaman düşünürleri ve tarihsel bağlam - filozof - platon - aristo
geçmiş zaman düşünürleri ve tarihsel bağlam

Bir metni tarihsel bağlamından koparmak, o metni tarihe gömmektir. Platon da olsan yaşlanırsın.

Alfred North Whitehead, “Tüm Batı felsefe tarihi Platon’a düşülen dipnotlardan ibarettir.” diyerek, ne batı felsefesini küçümsemek, ne de Platon’u olduğundan büyük göstermek niyetindedir. O esasen Batı medeniyetinin kaynağını ortaya koymak istemekte ve Batı’yı anlamak isteyenlere Platon’u işaret etmektedir. Tabi, o Platon demişse siz arkasındaki Sokrates’i ve ardındaki Aristotales’i unutmayın.

Nedir bu kadar önemli kılan Sokratesi’i, Platon’u, Aristotales’i merak ettiniz mi? Platon’a akademia’yı, Aristotales’e liseyi kurdurtan güç, daha da önemlisi halen daha bu kavramları kullandırtan bağlılık nereden gelmekte?

Pek çoğumuz onların zamanın ötesinde fikirlere sahip olduğunu düşünüp, hak veririz bu şöhrete. Peki gerçekten de öyle mi? Örneğin Platon devlet için iyi ve doğru olan bir şeyin, aynı zamanda adaletli de olduğunu düşünürken günümüz insan haklarına ne derece saygılıydı?

Platon açıkça adaleti devletle özdeşleştirmiş ve devlet aleyhine olan her faaliyeti bir bakıma adaletsiz olarak nitelendirmiştir. Aynı Platon’un sınıflar arasındaki eşitsizlikle ilgili görüşlerinin de bugün terk edildiğine şahit oluyoruz.

Bununla birlikte görüyoruz ki Platon’un öğrencisi Aristotales’in kölelikle bir sorunu yoktu ve öyle ki onu doğal bir durum olarak görüyordu.

Bu girişi yaptım çünkü bir kısım insanların zihninde geçmişte yaşamış filozofların yanlış anlaşıldığını görüyorum. Yunan filozofları bugünün liberal-demokrat paradigmasıyla okursanız; bireyin yerine kolektif çalışmanın önemsendiğini, devletin hürriyetten üstün tutulduğunu ve adaletin devletle özdeşleştirildiğini görecek, hüsrana uğrayacaksınız.

Bugünkü zihin yapımızı oluşturanlar Sokratesler, Platonlar değil; Rousseau’lar, John Locke’lar, Hayek’ler. Bizler bu yüzden Platon’un Devlet’indense Rouuseau’nun Toplum Sözleşmesini okumaktan daha büyük keyif alırız fakat unutmamamız gereken nokta az önce saydığım yakın tarih düşünürlerinin zihin yapılarını oluşturan da, daha öncesinde ifade ettiğim geçmiş dönem filozoflarından başkaları değildi.

Ne anlatmak istiyorum? Tarih durağan değil, süregelendir. Felsefe kümülatiftir, yığılarak gelir. Bunu anlayamazsak ne geçmişi anlar, ne geleceği planlayabiliriz. Sokrates’in savunmasını okumadan, Toplum sözleşmesini kuramazsınız. Belirli tecrübeleri yaşamadan, olması gerekene ulaşamayız.

Tarih boyunca atalarımız bu tecrübeleri yaşadı ve günümüz insanı kısmen de olsa yaşamaya devam ediyor. Bugün tartışmayı bile bıraktığımız kölelik kurumu 19. yüzyıla kadar varlığını sürdürdü, birkaç yüzyıl önce dünyaya gelmiş olsaydı bir düzine köle sahibi olacak olanlar, 2017 Avrupa’sında yaşadıkları için kölelik sistemini rahatlıkla eleştirebilmekte. Belki de bugün özgürlük olarak gördüğümüz pek çok hareketimiz de birkaç yüzyıl sonra ayıplanacak, hatta lanetlenecek.

Bu kısa yazımda geçmiş zaman düşünürlerini ele alırken tarihsel bağlamından koparmadan ele almanın gerekliliğini savunmakla beraber, tarihin süregelenliğini ve felsefenin kümülatifliğini hatırlattım ki –nasipse gelecek olan- sonraki yazılarımda derdimi daha rahat anlatabileyim.

Bu anlayışı oturtmadan geçmişi düşünmemiz hata yapmamıza sebep olacaktır, daha da kötüsü bunu zihinlerimize yerleştiremezsek belki de yüzyıllar sonra yazdıklarımızı okuyanlar bizi o günün paradigmasıyla değerlendirecek, hak etmediğimiz eleştirilerde bulunacaktır.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
342
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Siyaset bilimi ve hukuk üzerine okumalar yapar; devlet, birey ve özgürlük hakkında düşünürüm. Sinemayla, fotoğrafla ve edebiyatla amatör olarak ilgilenmekle birlikte hayatı ciddiye alır, sözün gücünü önemserim. Düşündüklerimi yazmak, yazdıklarımı paylaşmak için buradayım. Soru, eleştiri ve önerileriniz için: burakhancaliskan@xyazar.com

8 YORUMLAR

  1. Gerçekten harika bir yazı olmuş. Düşünsel zemin çok iyi oluşturulmuş. Tebrik ediyorum. Gelecek yazılarınızı da takip ediyor olacağım.

    • Teşekkürler. Bu altyapı olmadan okumak yanlış anlaşılmalara yol açabilirdi. Bugün veya yarın bir yazı daha yayınlamayı düşünüyorum. İlginize sevindim

  2. Tarihsel paradigma içerisinden çıkartılan her olay, durum ya da eylem yanlış okumalara sebebiyet vermektedir ve verecektir. Yazınıza ufak bir eleştiri olarak Batı düşünce tarihinde istemeden de olsa bir anakronizm yapmışsınız ve Antik Yunan filozoflarının aydınlanma sonrası düşünce tarihine etkisinin aracısız olduğu izlenimini uyandirmissiniz. Bu noktada Batı’nın karanlık döneminde İslam medeniyeti filozoflarının, özellikle Endülüslü filozofların, aydınlanma üzerine etkilerini göz ardı etmemek konuya daha çok açıklık getirecektir. Güzel bir yazı olmuş takip edeceğim.

    • Merhabalar, ilginize teşekkür ederim. Eleştirinize gelirsek, haksız sayılmazsınız. Bahsi geçen sıralamada aradaki dönemleri ve düşünürleri atladığım doğrudur. Bu yazıdaki maksadım aydınlanma sonrası zihniyeti ile doğrudan alakalı olduğu için bahsettiğiniz gibi İslam medeniyetine ait isimleri es geçtim. Lakin şunu da belirtmekte fayda var, bırakın İslam medeniyetine ait düşünürleri, yalnızca İbn-i Haldun’dan bahsetmeye kalksak sayfalarımızı alır. İnşallah ilerde o “altın çağdan” da bahsetmeye imkanım olur da dile getiririm. Selametle.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin