gökyüzü ve hayat insanlar ve yıldızlar
gökyüzü ve hayat insanlar ve yıldızlar

Karanlığın hüküm sürdüğü gecelerde gökyüzündeki yıldızlara imrenip duruyorum. En büyüğünden en küçüğüne kadar ama az ama çok hepsi bir şekilde kendisine bir yer bulup varlıklarını belli edebiliyorlar. Kaç bin kilometre uzakta olduğunu bilmediğimiz halde başımızı gökyüzüne kaldırdığımızda ufak ufak parlayan yıldızları görüyoruz. Gündüzleri güneşin yakıcı sıcaklığına, geceleri zifiri karanlığın varlığına rağmen “Yıkılmadım ayaktayım” diyor her biri.

gökyüzü ve yıldızlar
gökyüzü ve yıldızlar

Gökyüzü bir insan hayatından kesitler barındırıyor bana göre. Bakıldığı yere göre değişen bulutlar hayattaki durumları anlatıyor mesela. Hani o büyük ve güçlü duran bulutlar var ya onlar karşılaştığımız ve aşılamayacağını düşündüğümüz sıkıntılarımıza benziyor. Sanki hiç bitmeyecek ve gitmeyecekmiş gibi görünse de o bulutlar gibi gidiyorlar. Her gün yeni bir bulut serisi geliyor gökyüzüne. Yeni başlangıçlar, tercihler ekleniyor. Birbirini takip eden günler, aylar, yıllar böyle geçiyor. İnsan ömrü gibi yüzyıllar tüketiyor da bu kovalamaca bir türlü bitmiyor.

Geceleri karanlık vurduğunda ise  insanların içinden çıkamadıkları büyük zorluklar geliyor aklıma. Bütün hayatın merkezindeki o büyük sıkıntılar. Çoğumuzun pes ettiği, vazgeçtiğimiz o sıkıntılar. Hiç umudumuzun olmadığı, kendimizden vazgeçtiğimiz, o karanlığın içinde var olduğunu ispat eden küçük yıldızlar birer umut ışığı oluveriyor. Ufakta olsa bir pırıltı halinde olmaları karanlığın bile uzun süre devam etmediğini gösteriyor. Önlerinde büyük bir karanlık var diye vazgeçmeyip parlamaya devam ediyor o yıldızlar. Önümdeki karanlık gördüğüm şeyler tüm Dünyayı saran karanlıktan daha büyük olabilir mi? Vazgeçtiğim zaman daha büyük bir karanlığa doğru sürüklenmiyor muyum? Korkularım, kaygılarım beni ben yapmaktan alıkoyarken mutlu bir insan olarak yaşayabiliyor muyum?

Yağmurlu zamanlar oluyor bazen, hüzünlendiğimiz ve ağladığımız günleri temsil eden. Her biri farklı şekilde olan kar taneleri düşüyor toprağa, kaybettiğimiz her bir farklı insana benzeyen. Şimşekler çakıyor kavgalarımız gibi olan. Bazen yakıp geçen her şeyi bazen ise sadece gürültüde kalanı. Güneş ışığı en güzel şekilde parlıyor bazen, en mutlu olduğumuz günlerdeki gibi. Orası da kalabalık ve yoğun tıpkı hayatımız gibi. Aynı Dünya içinde bir altta bir üstte temsil ediyoruz hayatı. Birimiz sesli anlatırken birimiz sessiz anlatıyor.

mevsim geçişleri
mevsim geçişleri

Durup durup gökyüzüne bakıyorum; yağmuruyla, bulutuyla, ışığıyla, karanlığıyla, yıldızlarıyla, karıyla… Her şeyi ile sonunu bilmediğim halde onu seviyorum. Hayatıma bakıyorum; acısıyla, kavgasıyla, korkusuyla, endişesiyle, sevdiklerimle, sürprizleriyle, tercihleriyle, “Ben yoruldum hayat gelme üstüme…” türküsüyle, Belkıs ablanın “Hayat sevince güzel…” dizeleriyle. Her şeyi ile sonunu bilmediğim halde onu seviyorum. 

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
251

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin