hepimiz - suriyeli çocuk - suriyeli bebek - arakan - myanmar - bayram - neokrifili
hepimiz

Sıcak günlerin içine serpiştirilmiş fırtınalı sabahlarla uyandık bu hafta… Güneş tutulmasıyla ürperdik, Kilis Öncüpınar Sınır Kapısına toplanıp ülkelerine bayram ziyareti için dönen Suriyelileri hayretle izledik. Hayretle, çünkü Suriyeliler konusunda millet olarak ne hissedeceğimize henüz karar veremedik. Orada en çok da Müslümanın Müslümanı kırdığı bir savaş var.

Ortak vicdanımız savaş alanında ölen sivillere üzülüyor, abluka altındaki bölgelerde açlık ve susuzlukla terbiye edilmeye çalışılan çocukların “en son ne zaman yemek yedin” sorusuna ağlayarak verdiği cevapla düğüm düğüm yutkunuyor, ne yapacağını bilmez halde, yasadışı yollardan denizaşırı ülkelere kaçmaya çalışırken, bazen özellikle tekneleri batırılarak bazen sorumsuzca bindirildikleri botlarla suya gömülürken kıyıya vuran yavrucaklara günlerce yas tutuyor, göçük altından çıkarılan Ümran’ın soğuk kanlılıkla yüzündeki elindeki kanları temizlemesine içimiz yanıyor ama ülkemize gelip bir insanın asla emeğinin karşılığı olamayacak paralara geçimlerini sağlamaya çalışmalarına tahammül edemiyoruz. Bazımız, nargile salonlarında, tatil beldelerinde, lüks muhitlerde gördüğü; ırkları itibariyle zaten iri yapılı olan bu ademleri gayet sağlıklı ve bakımlı görünce iyice zıvanadan çıkıyor, “gidip savaşsa ya!” demekten kendini alamıyor, bazımız bayram ziyareti heyecanıyla ülkelerine koşmalarına bile tahammül edemiyoruz. Sorulsa; ne zenginliklerinde, ne şen şakrak oluşlarında, ne de gayet sağlıklı oluşlarında gözümüz yok. Gençleri gitsin savaşsın, yaşlı, kadın  ve çocuklarda bizim asla yapmayacağımız işlerde geçimlerini sağlayıp, ucuz semtlerde bizim asla  yaşamayacağımız evlerde yaşasın gitsinler…

Her gün sosyal medyada; Myanmar, Arakan, Filistin konulu acıklı paylaşımlar yapmayı vazife edinen, alt alta yapılan yorumlarda, ağlayan yüzlerle, kahrı çağıran dualarla birbirinden korkunç beddualarla yaşanan açıya buğz eden insanlarla bir haftadır bayram seviciyle ülkesine koşan Müslümanları eleştirenlerin aynı kafadan olmaları bir tek şekilde açıklanabilir; Nekrofili yani ölü sevicilik ya da en avamcası “ kör ölür badem gözlü olur ” hali…Nekrofili bir sapkın hal aslında…Ama içinde bulunduğumuz durumu da sosyolojik anlamda açıklıyor.   Olması gereken zamanda hissedilemeyen yaşanmayan ya da bastırılan duyguların ölümle birden akla gelivermesi… tamda bize göre bir şey; canlıyken yakınlaşamadıklarımızın ölümüyle depreşen keşkelerimiz… yaman bir çelişki bizi yiyip bitiren…

Suriyeliler ile ilgili politika farklı yürütülebilir, onlar ülkenin bu kadar batısına göç ettirilmeyebilir veya sınır kapısı hiç açılmayabilirdi.. Bunlar işin siyasi kısmı… fakat insani kısmında bizi empati ve sempatiden daha yoğun bir bilinç bekliyor. Çünkü empati -karşısındakini her durumda anlamaya çalışma-, duyuşsal boyutta kalan bir sorumluluk olmasına karşın, ‘komşusu açken tok yatmama’ hali Müslüman için bir davranış beklentisidir.

Sosyal medyada iyi niyetli paylaşımlarda bulunmak bizi İslami sorumluluğumuzdan kurtarmaz. Oturduğumuz yerden yaptığımız tek tuşla dünyayı kurtardım hissiyatı tamda batılıların kavramlarıyla, empati ve sempatiyle açıklanabilir tarzda… Dokunmatik şövalyeliğe devam edeceksek bilelim ki sıra bizde… Batının yeni savaş stratejisi bu; ülke içinde çıkarttığı yapay bölünmelerle insanı insana kırdırmak. Umarım bizim savaşımız daha adil olur o zaman…Suriye’de olduğu gibi kardeşinizin Amerika tarafından desteklenen orduda, amcanızın Rusya yapılanmalı orduda olduğunu düşünsenize…. İstediğiniz kadar iri kıyım bir delikanlı olun… Kiminle ne için savaşacağınızı bilemedikten sonra… Vicdanınızla iyi savaşlar dilerim size… Birlik ve dirlik içinde kalın….

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
171

2 YORUMLAR

  1. “Bazımız, nargile salonlarında, tatil beldelerinde, lüks muhitlerde gördüğü; ırkları itibariyle zaten iri yapılı olan bu ademleri gayet sağlıklı ve bakımlı görünce iyice zıvanadan çıkıyor, “gidip savaşsa ya!” Utanmamız gereken bir gerçeklik….

    • Ne yazıkki… orada yaşanan savaş yapay şartlarla olusturulmus bi savaş…oradan kaçanlarda bu durumun en çok farkında olanlar aslında…kiminle ne için savaşmak..

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin