hitler
hitler

İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük kıyım ve yıkım nedir? Sorusuna verilecek tek cevap II. Dünya Savaşıdır. II. Dünya Savaşı, denildiği zaman ise akla gelen ilk kişi Adolf Hitler’den başkası değildir. Bu yazımda Hitler’i Hitler yapan şeylerden bahsetmeyi planlıyorum. Hadi tarihte biraz yolculuğa çıkalım.

Hitler’in Sosyal ve Askeri Hayatı

Adolf Hitler’in özel hayatına çok fazla girmeyi düşünmüyorum çünkü özel hayatı ile ilgili birçok teori ve iddia ortaya atılmaktadır; bu başlık ayrı bir yazı konusudur zannımca.

Adolf Hitler, 1907 yılına gelindiği zaman hem annesini hem babasını kaybetmiştir. O dönem verilen yetim maaşını da kız kardeşine veren Hitler, 1909 yılında evsizler yurduna yerleşmiştir. Hitler, evsizler yurdunda sahip olduğu boş vakitlerini çay, kahve içip; gazete, dergi, broşür okumakla geçirmiştir. Burada belirtilmesi gereken önemli bir husus; okumakta olduğu dergi, broşür, gazetelerin Antisemitizm propagandası yaptığıdır. Kısaca Antisemitizm ise bütünüyle tam bir Yahudi karşıtlığıdır.

Hitler ”Arı ırk” kavramını bu dönemde kafasında oluşturmuştur ve Almanya’nın ekonomik sıkıntılarının ve birçok probleminin en büyük sebebinin Yahudiler olduğunu düşünmektedir.

Hitler, Antisemitizm etkisiyle birçok Yahudi’nin yaşadığı Viyana’da yaşamak istememiş ve bu sebeple 1912 yılında Münih’e gitmiştir. 1913 yılında ise kalıcı olarak Münih’e yerleşmiştir. Münih artık yeni evidir. Münih’e yerleşen Hitler Avusturya’daki zorunlu askerlikten kaçtığı için tutuklanmıştır ve Avusturya’ya götürülmüştür. Pişman olduğu ve fiziki olarak askeri yeterliliğe sahip olmadığı ileri sürülerek serbest bırakılmıştır. 1914 yılında Münih’e dönen Hitler, Alman ordusuna yazılmayı planlamaktadır. Almanya 1. Dünya Savaşına girdiği sırada Bavyera kralından, Bavyera ordusuna girmek için özel izin istemiş ve iznin kabul edilmesiyle Bavyera ordusuna girmiştir.

1. Dünya savaşında muhabere sınıfı olarak görev aldığı sırada zor ve çetin savaş şartlarına dayanmış ve savaşta ki başarılarından dolayı 1914 yılında İkinci Sınıf Demir Haç Madalyası ile ödüllendirilmiştir. 1917 yılına gelindiğinde düşman ateşiyle yaralanan Hitler’e Gazi Nişanı takdim edilmiş, 1918 yılında ise er sınıfı askerlere çok nadir verilen Birinci Sınıf Haç yine kendisine takdim edilmiştir.

1918 yılına gelindiğinde ise İngilizlerin cephede gaz bombası kullanmasından ötürü zehirlenmiştir ve hastanede tedavi altına alınmıştır. Almanya’nın teslim anlaşması ise 11 Kasım tarihinde Hitler hastanede tedavi altındayken imzalanmıştır ve Hitler’e göre bu anlaşmanın imzalanması Almanya’ya apaçık ihanettir. İlerleyen zamanlarda bu anlaşmayı imzalayanlar için ”Kasım Suçluları” ifadesini kullanacaktır.

hitler alman ordusunda
hitler alman ordusunda

Nazilerin Doğuşu

1919 yılında Hitler, REICHSWEHR isimli istihbarat teşkilatı bünyesine katıldı. Hitler’den o dönem Alman İşçi Partisi (DAP) isimli partiye sızması istendi. Hitler ilerleyen dönemde fikirlerinin baş mimarlarından birisi olacak olan Anton Drexler ile de bu vesileyle tanışmış oldu. Zaman geçtikçe Anton Drexler’in fikirlerinden ilham alan Hitler casusluk görevini bir kenara bırakıp parti içinde aktif siyasete katıldı. Drexler’in Antisemitizm çerçeveli Yahudi fikirleri, Almanların bir araya gelerek güçlü bir iktidarla güçleneceğini söylediği milliyetçi, antikapitalist ve anti Marksist söylemleri Hitleri derinden etkiledi ve kendisinin akıl hocası olacak kişi olan Dietrich Eckart ile de bu dönemde tanıştı. Eckart; konuşma, giyinme, tavır ve hal gibi konularda bir siyasi olarak nasıl hareket edilmesi gerektiği konusunda Hitler’i aydınlatmıştır.

Parti içindeki tartışmalar sonrası yeni DAP başkanı Drexler olmuştur. Drexler’in parti başkanı olmasıyla birlikte Hitler yönetime dahil olmuş ve kendini gitgide göstermeye başlamıştır. Partinin haftalık yayın organlarında yazılar yazmaya başlamış ve partilileri ve halkı güçlü hitabet yeteneği ile etkilemeye başlamıştır.

1921 yılına gelindiğinde ise partilileri arkasına almayı başaran Hitler Drexler’in yerine başkan olmuştur. Hitler’in partinin başına geçtikten sonra yaptığı ilk iş ise partinin adını ALMAN NASYONAL SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (NSDAP) olarak değiştirmesidir. Partililer ise kendilerine kısaca Nazi, demektedir.

Nazilerin Yükselişi

Hitler bu dönemde tek millet olacaklarını sıkça bağıra çağıra halka söylüyordu ve toplum tabanını harekete geçirmeye çalışıyordu. Partide iyice gücünü arttırıyordu hatta o dönemde yakın adamları kendisine ”Führer” (Tüm Almanya’nın Lideri) şeklinde hitap ediyordu. Hitler’in parti içinde otoritesini iyice arttırması ve diktatörmüş gibi hareket etmesi parti içi rahatsızlığa sebebiyet verdi. İstifası istenen Hitler 11 Temmuz 1921 tarihinde istifa etti.

Hitler’in yokluğu partinin neredeyse yok olma derecesinde güç kaybetmesiyle sonuçlandı ve kendisi geri çağırıldı, yeniden parti başkanı oldu.

1921 yılında Weimar Cumhuriyeti’nin yıkılması, Hitler için oldukça uygun bir ortam hazırladı. Hitler öncelikli olarak Bavyera’da güç ve etkinlik kazanmaya çalışıyordu. Irk temelli bir milliyetçi olan Hitler Reich ordusu, sendikalar, sanayiciler ile yararlı ilişkilere girip nüfuzunu arttırmaya çalıştı. 1.Dünya savaşından sonra büyük saygınlığa kavuşan ve halkın gözünde kahraman olan General Ludendorff dahi Nazileri destekleyeceğini belirtti.

Hitler bu dönemde S.A. birliklerini kurdu. S.A. birliklerinin sayısı 55.000 civarındaydı ve bu birlikte yer alan kişiler resmen Hitler fanatiğiydi. ”Kahverengi Gömlekliler” olarak da bilinen bu birlik karmaşık bir yapıya sahipti. İşçi, işsiz, muhafazakâr, asker toplumun birçok kesiminden kişi bu örgüt içerisinde yer alıyordu. Bu kişilerin ortak özellikleri ise hiddetli, genç ve gamalı haçı omuzlarında taşıyor olmalarıydı. S.A. birlikleri Bavyera’da Nazi karşıtı irili ufaklı parti ve örgütlerle mücadele etmekteydi.

1923 yılına gelindiğinde ise Almanya için birçok önemli olay gerçekleşti. Versay Anlaşması gereği Almanya, savaşın maddi zararlarından dolayı sorumluydu. Çok ağır bir para borcu altına giren Almanya haliyle bu parayı ödeyemediği için Ruhr bölgesini Fransa ve Belçika birlikleri işgal etti. Orada bulunan halk ise karşı koymaya çalıştı ve direndi. Bu olay üzerine oradaki Komünistler ve halk ayaklandı. Yine bu dönemde Alman ekonomisi o kadar batık haldeydi ki 1923 yılında 4,2 trilyon mark 1 ABD doları ediyordu. İnsanlar gıda malzemelerini trampa yoluyla elde etme yoluna gitmişti. Ruhr bölgesinin kaybedilmesi ekonomik anlamda çok kötü durumda olan Alman ekonomisini iyice işin içinden çıkılmaz bir hale soktu. İşsizlik hat safhadaydı ve Almanlar büyük bir bunalımın içindeydi.

Toplumun bu halini en iyi değerlendiren isim ise Hitler’di. Meydanlarda güçlü bir duruşla Versay Anlaşmasını imzalayanları lanetliyor, onlara kin ve öfke kusuyordu. Hitler, çok iyi bir hatip olmasının ve insanların içindeki bastırılmış duyguları rahat ve etkili bir biçimde ortaya dökmesinin de etkisiyle halkta karşılık tabi ki buldu.

Hitler en başından beri gözünü iktidara dikmişti ancak iktidar için öncelikli olarak Bavyera eyaleti kontrol edilmeliydi. Tarihe ”Birahane Darbesi” olarak geçen olay cereyan etti ve Hitler darbe girişiminde bulundu. Bu girişim başarıyla sonuçlanmadı. Karmaşık ve zor bir durumda olan Hitler teslim olmayı düşünürken General Ludendorff Berlin’e yürüme teklifini ortaya attı ve Hitler’i ikna etti. Naziler iktidar için Berlin’e yürüyecekti. Berlin’e yürüyüş Münih sokaklarında polisler tarafından bastırıldı ve Hitler yaralandı. Yürüyüşten iki gün sonra ise tutuklandı.

nazilerin iktidara yürüyüşü birahane darbesi
nazilerin iktidara yürüyüşü birahane darbesi

Partisi kapatılan ve tüm mallarına el koyulan Hitler, siyasi anlamda mahvolmuş vaziyetteydi. Tutuklandıktan sonra Avusturya vatandaşı olmasına rağmen Avusturya’ya iade edilmemiş ve yargılanıp cezaevine konulmuştur. Bu durum ise Hitler’in halk nezdinde popülaritesinin artmasına olanak sağlamıştır. Ayrıca ”Kavgam” adlı eserini de burada kaleme almıştır.

Cezaevinde sadece 9 ay kalan Hitler, toplum için tehlike arz etmiyor, sebebiyle serbest bırakılmıştır. Hapisten çıktıktan sonra ise partisini toparlamaya uğraşmıştır.

24-29 yılları arasında Alman ekonomisi biraz daha iyiye gitmeye başlayınca insanlar Naziler ve Hitler’i unutmaya başlamış ve ”Birahane Darbesi” olayı sebebiyle de onlarla alay etmeye başlamıştır. Ancak bu unutuluş ve sünme 1929 yılına kadar sürmüştür. 1929 yılında gerçekleşen ”Büyük Buhran” toparlanmaya çalışan Alman ekonomisini fena halde vurmuştur.

ABD bankalarından aldıkları krediler ile iş görmeye çalışan sanayiciler iş göremez hale gelmişlerdir. Bu durum beraberinde işsizliği arttırmış ve ekonominin çökmesine sebebiyet vermiştir. Ekonominin çökmesi ise Weimar Hükümetine olan az buçuk güveni ortadan kalkmasına neden olmuştur. Hitler ise bu kaos ortamında yine ön plana çıkmanın hesaplarını yapmaktadır.

Meydanlara dönüş yapan Hitler, müthiş hitabet yeteneği ile kitleleri uyandırmaya, kendine çekmeye çalışmıştır. İnsanlara bu durumda olmalarının sebeplerini zayıf iktidar, Bolşevikler, ”Kasım suçluları”, Yahudiler olarak açıklamaktadır ve halkın öfkesini kontrol altına almaya çalışmaktadır.

Toplumun alt tabakasındakilere basit ama etkili bir söylemle iş, güçlü bir devlet sahibi ve ardından onuru yüzeye çıkmış bir vatandaş olmanın hayalini kurdurmakta ve ekonomik durumu düzelteceğini söyleyerek yeminler ederek kitlelere adeta enerji vermektedir. Zor durumda olan Alman ağır sanayi burjuvaziyle görüşen Hitler onlara da çeşitli vaatlerde bulunup desteklerini kazanmış ve ardından 1930 seçimlerinde Almanya tarihinin en büyük seçim kampanyasını, gördükleri büyük destekle icra etmişlerdir.

İlk seçimlerde %2,6 oy alan Naziler meclise girmeyi başarmıştır. Nasıl girdi? Diye soruyorsanız Weimar Anayasası Liberalliğin doruklarında bir anayasadır ve her türlü marjinal partinin meclise girmesine olanak sağlamaktadır. Az sayıda milletvekili ile meclise girmesine rağmen Naziler, Hitler ve konuşmaları sayesine en çok konuşulan parti haline gelmiştir.

Bir sonraki seçim olan 1930 seçimlerinde ise yapılan propaganda ile Nazi Milletvekili sayısı 12’den 107’ye çıkmıştır. 1931 yılında Brüning hükümetine katılması teklifi götürülen Hitler bu teklifi kesin bir dille reddetmiştir. Kendisi yine Cumhurbaşkanı Hindenburg’un görev süresinin 2 yıl uzatılmasının karşılığında Şansölye olma teklifi için de aynı tavrı takınmıştır.

Temmuz 1932 seçimlerinde 230 milletvekili çıkaran Nazi partisi iktidara gelememiştir çünkü yeni Şansölye Von Papen tarafından Naziler iktidara gelmesin diye parlamento feshedilmiştir. Aralık seçimlerinde ise 196 milletvekili çıkaran Naziler muhafazakarlarla iktidarı paylaşmayı kabul etmiş ve Hitler, Hindenburg tarafından 1933 yıllında Şansölye ilan edilmiştir.

Nazi Devletine Doğru

Daha ilk günden beri Anayasal kalıplara ve kurallara uyma gibi bir fikri olmayan Hitler, Almanya’yı parti devleti haline getirmek için harekete geçti. Nazi partisi, tek başına iktidar olmak için yeterli milletvekili sayısına sahip değildi ve azınlık iktidarı konumundaydı.

Adolf Hitler’in Şansölye olmasından sonra bir komünist Alman Parlamento binası Reichstag’ı yakınca bu kaos durumundan Naziler avantajlı çıktı. Halkta bulunan Komünist düşmanlığının yanı sıra Komünistlerin şiddet ve baskıyla yönetimi ele geçireceğine yönelik söylemleri ile Anayasanın 48. Maddesi devreye sokuldu. 28 Şubat Kararnamesinin yayınlanmasıyla Nazi hükümeti neredeyse durdurulamaz hale geldi.

48. Maddenin uygulanması demek birçok özgürlük ve hakkın sınırlandırılmasının meşru olması, demekti. Basın özgürlüğü, gösteri ve yürüyüş hakkı, ifade özgürlüğü gibi haklar rafa kaldırıldı. Polisin kovuşturmalardaki sınırlandırılmaları tamamen kalktı. Halkta bulunan Komünist düşmanlığının yanı sıra Hitler ve Nazilerin yaptığı etkili propaganda ile adeta ülkede Komünistleri süpürme harekâtı başladı. İnsanlara göre Nazilerin Komünistlere yaptığı muamele doğal ve meşruydu. İnsanlara göre Hitler’in ve Nazilerin yaptıkları şeyler Almanya’nın güçlü bir devlet olması için yapılması gereken şeylerdi ve Hitler, verdiği sözü tutuyordu. Bu olaylardan sonra 5 Mart 1933’te Almanya bir daha seçime gitti. Bu seçimde de geçen seçimde %20 oy alan Komünistlerin seçime girmelerine izin verilmemesiyle birlikte Naziler istedikleri çoğunluğu elde ettiler.

Bu seçimlerden sonra ise Almanya tarihinde bir kırılma noktası olan bir Anayasa maddesinin geçişi için Hitler ve Naziler uğraş verecekti.

“Hukuka aykırılığı ortadan kaldıran durum” yasası ile beraber Naziler hiç kimseye sormadan diledikleri konuda diledikleri şekilde kanun çıkarabilme yetkisine sahip olacaktı. Adolf Hitler, parlamentodaki diğer milletvekillerine bu yetkinin son derece dikkatli bir şekilde kullanacağına dair söz verdi. Hitabet ve insanları etkileme yeteneğini burada da güçlü bir şekilde gösterdi ve yasanın geçmesinden sonra Almanya’ya bir gölge gibi çöktü. Önce ”Uzun Bıçaklar Gecesi” olarak tarihe geçen olay ile parti içindeki rakiplerini diskalifiye etti. Daha sonra ise kendisinde Cumhurbaşkanlığı ve Şansölyelik yetkilerini topladı ve yeni lakabı ”Führer” oldu.

Bundan sonra tüm muhalefet partileri kapatıldı. Devletin tüm organları ”Nazileştirildi”. Alman demokrasisi ve yönetimi tek kişinin eline kaldı. Herhangi bir denetim ve kural olmadan yapılan etkili propaganda ile de II. Dünya savaşına giden süreç hazırlandı. Bu süreçten sonra yapılan savaşlar, katliamlar, insanlık suçu muameleler ise malumunuz ayrı bir yazı konusu yine çok değinmeyeceğim.

Benim burada değinmek istediğim nokta ise insanların bu süreçte takındığı tavır. Belki de insanlar işin sonunun bu noktaya geleceğini bilseydi bambaşka davranırdı ancak iyiye gideceklerini düşünerek kendi felaketlerini kendi elleriyle hazırladı. İşte burada propaganda kelimesi üzerinde biraz durup düşünmemiz ve yerli yersiz propagandanın sonunun nereye gideceğini iyi analiz etmemiz gerekmektedir.

nazi almanyası
nazi almanyası
Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
44
PAYLAŞ
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Yazmayı, okumayı ve araştırma yapmayı seven biriyim. Xyazar.com'da yazar olarak çalışıyorum ve faydalı içerikler oluşturmaya çabalıyorum. Soru, eleştiri ve önerileriniz için: alperotluoglu@xyazar.com

3 YORUMLAR

  1. Ya çok iyi bir yazı olmuş, normalde tarihi bu kadar ilgiyle okuyamam uykum falan gelir ama akıcı bir şekilde okudumm, gerçeklikten sapmadan aktarabilmeniz de mutlu etti, tebrikler :))




    5



    0
  2. Kardeşim yazın gerçekten kalite kokuyor. Özellikle bu konu hakkında araştırma yapanlar için tam bir kaynak olmuş. Ayrıca yapılan diğer yoruma da katılıyorum. Sıkılmadan okunuyor. Kalemine sağlık. Takipteyiz 😉




    2



    0

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin