insan mevcudiyeti
insan mevcudiyeti

Aslında her insanın yaşam sentezinde süzülen birer varlık olduğunu anladığımdan beri farklıyım toplumdan. Yılların bize sunduğu o güzel alışkanlıkların davranışa dönüştüğü mekânların bizden uzaklaşması kadar zordayız aslında. Şu karantina günlerinde düşünmek, okumak, araştırmak ve var olmak amaçlı çalışmalarıma vaktim fazlasıyla mebzul. İnsana ihtiyaç hissetmeyişimin temelinde yine insanın yattığını derin bir özlemle mazmunlaştırıyorum. Evimin içinden duyduğum araba, çocuk ve yetişkin seslerine o kadar ısınmışım ki; bedenen hissetmediğim canlılar ruh alemimde çoktan yerini almış. Her gün okula giden çocuklar, işlerine giderken kaldırımı hırpalayan hafif kel amcalar. Hiç tanışmasak bile varlığına şükürler ettiğim seslermiş meğerse yaşamları. Nerede bu güzel ilhamlarım? Nerede bu sabık yaygara?

Bir varlığın var olduğunu yok olunca anlamak sadece fani mevcudiyetin işi olabilir. Toplumun içinde olup, onu hissetmemek derin bir tasa olarak dönüyor ruhuma. Yanımızdan geçen insan, altında serinlediğimiz ağaç, tepemizde uçan kuş ve binbir mevcudiyet. Kâinatın bu derece sükûneti bende derin hüzün. Kahvaltıda dizilerime eşlik eden motor seslerini sevmezdim sözde, özlemişim meğerse onu hissediyorum. Kuş seslerine her zaman meftun olmuşumdur. Onlarda azaldı bu sıralar. Kuşlar tembel hayvanlar da benim mi haberim yok? İnsan görmeyince uçmayı mı bıraktılar? Yayınladıkları bir genelgeyi mi kaçırdım? Nerede bu kuşlar penceremde değilse? Atlatacağız, her şey varlığını mevcudiyetiyle devam ettirecek. İnanıyorum… Bakarsanız bir varlığın kocaman boşluğundayız hepimiz. Hissettiklerimizin dışında birde bize sunulanların karmaşık dünyasına adım atıyoruz. Yaşamak kolay değil sadece biz onu geçiştiriyoruz. Geçiştirecek kadar zamanımız var mı peki? Toplumun kabul görmesi gereğince yaşamın saçmalığını çekiyoruz. Bu hayat bizim… Kızdığımız arabalar, büyük topluluklar ve ayağını vura vura merdivenden inen komşular hissettiklerimizin çok dışında, bizi rahat bırakmayanlar. Aslında hiç tanımayanlar, tanınmayanlar. İnsan insanın yaşamına ilaçmış. Kabul görülen her düşüncenin sahibi olduğu gibi sokakların da sahibi çokmuş. Sahipsiz hiçbir olgu alışılagelen kadar güzel durmuyormuş.

Yine uzak duracağım, yine sessiz, huzurlu olmaya çalışacağım. Ölüm gerçeğini kabul etmeyen insanlara sessizliğin huzurunu fısıldayacağım. İnandığımız değerler uğruna insanlara daha çok bağlanacağım. Yoldan geçene de yakın dostuma da tüm evrene en sıcak karşılaşmayla yaklaşacağım. En kısa zamanda seslerini işitmekten daha mutlu olacağım insanlara kavuşmak dileğiyle.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
1911
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümü öğrencisiyim. Cemil Meriç'in dediği gibi 'Ben aydınlanmak ve aydınlatmak isteyen bir insanım.' Yaşadım demek için arama, bulma, öğrenme, ve keşfetmek arzusuyla meftun olmalıyım. Bu yolda sizinle fikirlerimi,anılarımı yahut düşlerimi paylaşacağım. Soru, görüş ve önerileriniz için ahmetkarakus@xyazar.com'a mail gönderebilirsiniz.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin