füruğ ferruhzad hayatı
füruğ ferruhzad hayatı

Benim payıma düşen,
bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür,
benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir
ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette,
benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü gezintidir.
(Füruğ Ferruhzad – Yeniden Doğuş)

Füruğ Ferruhzad, İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen ve ressamdır. Onun için kullanacağım tek bir cümle aslında her şeyi özetler. On parmağında on marifet tanımı, tam ona göre bir tanımdır. 20.yy’da İran’da yetişmiş olan Füruğ Ferruhzad, İran’ın en önemli şairleri arasındadır. 5 Ocak 1935 yılında doğmuştur. 13 Şubat 1967 yılında yani 32 yaşında, genç yaşta hayata veda etmiştir.

füruğ ferruhzad
füruğ ferruhzad

Füruğ Ferruhzad, şiirleriyle bizlere tüm içtenliğiyle yakın hissettirmiştir. Anlatmak istediklerini, yazıya dökmeye çalışmış, bir o kadar başarılı olmuştur. Onun şiirlerini okurken, kelimelerin içinde kendimizi hissedebiliyor ve o kelimeler diyarında gezebiliyoruz. Bunu başarabilmek büyük bir uğraş gerektirir. O, penceredeki yalnız kadındı. Güvercinin ruhuydu. Şiirlerine dalıp giden kadındı çünkü şiirleri hep yanındaydı, başucundaydı. Hiçbir zaman terk edecek değillerdi. Zorluklar ülkesinde, şiir yazmaya devam etti. Şiiri, asla yarı yolda bırakmadı. Çünkü şiir, onun yoluydu. O, yolundan hiçbir zaman vazgeçmedi.

Ne kadar anlaşılmasa da, şiirlerinde tam anlamıyla kendini anlatmaya çalıştı. Hiçbir zaman kendinden ve sanatından ödün vermek istemedi.  Doğru yolda olduğunu biliyordu ve o ilerlediği doğru yolda savaş vererek ilerlemeye devam etti. O, yalnızlığın kadınıydı. Kadınların destekçisiydi. Şiirlerinde her zaman kadınların sorunlarını ön plana almış, İran’da zorluk çeken kadınlar için bir direniş örneğiydi.

ferruhzad
ferruhzad

Füruğ Ferruhzad’ın hayatından biraz bahsedecek olursak;
Kendisi ‘Hicivci şair Füruğ’ diye de anılmaktadır.
16 ya da 17 yaşlarına geldiğinde erken yaşta Perviz Şapur ile evlenmiştir. Evlendiklerinde bir yıl sonra ise tek çocuğu olan Kāmyār’ı dünyaya getirdi. Füruğ ve Perviz’in evlilikleri o kadar uzun sürmemiş ve 2 yıl sonra ayrılmışlardır.
Ayrıldıktan kısa bir süre sonra Füruğ,  Tahran’a geri dönüp şiirlerini yazmaya devam etti. Çünkü tek dostları şiirleriydi. Kendini şiir yazarken ifade edebiliyordu. O sıralar Esir adını verdiği ilk kitabını yayınladı.

1958 yılına geldiğinde ise İranlı yönetmen İbrahim Gülistan’la tanıştı ve dokuz ay boyunca Avrupa’da ikamet etti. Şiirlerinden hiç kopamayan Füruğ Ferruhzad, yazmaya devam etti. Hiç durmadı, şiir yazarken kendini özgürleştirdiğini çok iyi biliyordu. Hızla yazdığı ve devam ettiği şiirlerinin arasında iki kitap daha çıkardı. Bunlardan birincisi, Duvar ikincisi ise İsyan’dır.

1962 yılında hızla yükselmeye devam eden Füruğ Ferruhzad, cüzzam hastalarını konu aldığı Kara Ev adlı filmiyle dünyanın çeşitli yerlerinden ödüller kazanır ve adını daha fazla duyurmayı başarır. Kara Ev çekimleri sırasında ise cüzzam hastası olan Hüseyin Mansur isimli çocuğu evlat edinir.

1963 yılında ise Füruğ, Yeniden Doğuş adlı eserini yayınlar. Bu eser adeta bir devrim niteliğindedir. İran şiirinde devrim yaratır ve İran şiirinden derin ve büyük etkilere sahip değişikliklere yol açmıştır.
13 Şubat 1967 tarihinde stüdyoya gitmek için arabayla seyir halindeyken karşısına çıkan okul aracına çarpmamak için direksiyonu kıran Füruğ, aracından fırlayıp, boynunun kırılmasıyla 32 yaşında hayata veda etmiştir. O, bizleri terk ederken ise şiirlerle dolu beş kitabını bırakmıştır.

ferruhzad ölümü
ferruhzad ölümü

Füruğ Ferruhzad’ın etkileyici dizelerinden birkaç örnek verecek olursak;

1. Rüzgar bizi kendisiyle götürecek

Rüzgar bizi kendisiyle götürecekBir tek an
Ondan sonra hiç
Bu pencerenin arkasında gece titriyor
Ve yeryüzü
Geri kalıyor dönüşünden
Bu pencerenin arkasında bir bilinmeyen
Beni ve seni bekliyor
Ey baştan ayağa yeşil olan sen
Ellerini, yakıcı hatıralar gibi benim aşık ellerime bırak
Ve dudaklarını, sıcak bir his gibi senden benim aşık
Dudaklarımın okşayışlarına teslim et
(Füruğ Ferruhzad  – Rüzgar bizi kendisiyle götürecek)

2. “Eyvah, yaralarım ruhumu hissizleştirdi!”

İçimizde hiç kimse bilmiyor; ne kadar vakti kaldığını
Hasat zamanı geçti, yaz artık bitmek üzere
Ve bir kurtuluş bulamadık.
Güvercinler gibi bağrışıyoruz adalet için
Ama kimse duymuyor bizi.
Ve karanlıkta, ışığı bekliyoruz.

Ey sen, sevginin gücüyle taşan nehir,
Bize doğru gel.
Bize doğru gel.
(Füruğ Ferruhzad – Güvercinin Ruhu)

füruğferruhzad
füruğferruhzad

3. Beni çiçeklerin kanlı soyu yaşamaya sorumlu kılmış biliyor musun? Çiçeklerin kanlı soyu.

Ben ağaçların soyundanım
Ve bu “bayat” havayı solumak kederlendiriyor beni,
Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana
Tüm güçlerin sonu güneşin gerçeği
ve ışığın bilinciyle birleşmekten ibarettir,
birleşmek.
(Füruğ Ferruhzad – Sadece Ses Kalıcıdır)

4. Benim de ölümüm gelip çatacak bir gün.

Benim de ölümüm gelip çatacak bir gün
bu acı, tatlı günlerin birinde
diğer günler gibi bomboş bir günde
bugünün ve geçip giden günlerin gölgesinde
gözlerim karanlık hollere dönecek
soğuk mermerlere benzeyecek yanaklarım
ansızın bir uyku alıp götürecek beni
acının çığlığından boşalacağım

füruğ ferruhzad hayatı
füruğ ferruhzad hayatı

5. Ben senden ölürdüm, oysa sen benim yaşamımdın. sen ışıklarınla gelirdin sokağımıza

sen ışıklarınla gelirdin
çocuklar gidince
ve akasya başakları uyuyunca
ve ben aynada yalnız kalınca
sen ışıklarınla gelirdin…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
51

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin