tolstoy
tolstoy

İlkokuldayken sınıf öğretmenimizin bize anlattığı bir hikaye vardı. Şöyleydi: Bir gün bir padişah ülkedeki bütün bilginleri, şairleri, hekimleri kısaca okumuş kesimi toplamış ve onlara insanı anlatmalarını istemiş.

İşe koyulan bu kesim, zamanla padişahın önüne kervanlarla sandıklar dolusu kitaplar getirirlermiş. Padişah bunların hiçbirinden tatmin olmazmış. Tam ümidini kesecekken biri çıkagelmiş ve daha öncekiler gibi bir sandık koymuş padişahın önüne. Padişah daha öncekiler gibi olacağı düşüncesiyle alayvari bir bakışla sandığı açmış. Bir de ne görsün, koca sandığın içinde tek bir kağıt. Kağıdı okuyan padişah sonunda aradığını bulmuş. Kağıtta kocaman harflerle: “İnsan doğar, yaşar ve ölür” yazılıymış.

O zamanlar bana anlatılınca bu hikayenin doğruluk payını düşünmemiş, derinden etkilenmiş ve çocuk aklımla “Hakikaten neye yaşıyoruz?” diye sormuş, zilin çalmasıyla bir kulağımdan diğerine baraj yapıp bu mühim meseleyi dışarı akıtmıştım.

“Başarılarım, nasıl olursa olsunlar, er geç unutulacak ve ben hayatta olmayacağım. O halde bütün bu çaba niye?”

Doğduk. Her şeye rağmen yaşıyoruz. Ve kaçınılmaz son, öleceğiz. Peki bunu bildiğimiz halde bu kadar didinmek neye? Çoğumuz defalarca sorduk bu soruyu kendimize ama işin içinden çıkamadığımız için beş dakika öncesine tekrar döndük ve yaşamaya, bir şeylerin peşinden koşmaya devam ettik.

“Hayattan korkuyordum, ondan kaçıyordum ve her şeye rağmen, ondan yine de bir şeyler ümit ediyordum.”

Sonuçta yapmamız gereken işler, gerçekleştirmemiz gereken idealler, kurmamız gereken bir aile, başarmamız gereken başarılar vardı. Tüm bunları asla unutmadık ama unutmamamız gereken şeyi ilk sırada unuttuk. Bitirilecek bir ömür.

“Niçin yaşıyorum? Niçin arzuluyorum? Ya da şöyle: Hayatımda kaçınılmaz olan ölümümle yok olmayacak bir anlam var mıdır?”

Tolstoy bu eserinde işte bu mühim konuyu ele alıyor. Kurmaca değil bire bir gerçek. Yaptığı şeye şöyle de diyebiliriz, hep sormaktan korktuğumuz, kendimizi sorgulamaktan çekindiğimiz soruları cesurca kafamıza vura vura soruyor. Kısaca, İtiraflarım, bir arayış kitabı…

Kitabın kapağında o türden bir uyarı yok ama onu da ben ekliyorum: Bu kitap hızınızı kesecek!

TOLSTOY – İtiraflarım

Diğer kitap incelemeleri ve özetleri için buraya tıklayabilirsiniz.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
45
Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde okuyorum. Edebiyatın her türlüsüne ilgiliyim. Öykü, şiir ve aforizma türünde yazı çalışmaları yapıyorum. Sıfır Yayınları'nın başlattığı Proje Kitap projesinde öykülerimle yer aldım. Kitap Hayali Hayati Kahraman adıyla raflarda şu an. Soru, görüş ve önerileriniz için: omerguneri@xyazar.com

6 YORUMLAR

  1. Her insan sorar bazı soruları kendine aslında. Tolstoy dediğiniz gibi dile getirilemeyenleri getirmiş kitabında. Yazınızın kurgusunu çok beğendim. Özellikle baştaki anektodu tebrik ederim 🙂

    • Gerçekten de okunulması gereken bir kitap.
      Güzel yorumunuz için de çokça teşekkür ederim. 🙏☺️

  2. Bookstagramların çoğunu takip eden biri olarak çok farklı bir tarzınız olduğunu söylemeliyim. Yoruma çok küçük bir yerde verseniz de önceden anlaşılması için tüm altyapıyı kuruyorsunuz. Böyle devam, çok sevgiler

    • Böyle güzel yorumları duymak çok güzel. İnsana birşeyleri başarabildiğini gösteriyor. Çok sağolun. Binlerce kez teşekkür ediyorum. 🙏☺️

  3. Bu sorunun cevabını bulduktan sonra yaşamak neye? Yada şöyle demeli miyiz acaba arayışı (veya amacı) olmayan bir hayatı yaşamak neye? Kaleminizin marjinaliğine kuvvet 🙂 👏👏

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin