kalp - kalp nedir - kalbin görevleri - kalbimizi nasıl koruyabiliriz - kalbi korumak - kalp sağlığı
kalp

Kalp, vücudumuza gerekli besin maddelerini ve oksijeni sağlayan kanı dolaşım sistemimiz içinde hareket ettiren, çok dayanıklı kas grubundan oluşan bir pompa. İnsan vücudunda yaklaşık 5 buçuk litre kan bulunur; bu kan, kalp sayesinde vücutta dakikada 3 tur atmaktadır. İlk kalp hücresi henüz 5 haftalıkken atmaya başlar. Gün içinde 100 binden fazla çarpar, bir tırı 32 km götürebilecek kadar enerji üretir. Bu işi hiç sıkılmadan şikayet etmeden yapıyor. Bugün TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre ölüm nedenleri sıralamasında ilk sırada kardiyovasküler hastalıklar yer alıyor. Oldukça kıymetli ve bir o kadar da hassas bir organ.

En ufak bir aksaklık ritmini, kan akışını bozarken bu kadar hassas bir organı korumak için sadece yediklerimize, içtiklerimize, fiziksel aktivitemize mi dikkat etmemiz gerekir? Bazen kalbimizin yandığını hissederiz veya içimizi bir sıkıntı kaplar. Sizce bu faktör de etkili olmaz mı?

Her şeyin çözümünün kendine iyi davranmaktan, kalbini korumaktan geçtiğini biliyoruz. Oysaki buna çok nadir dikkat ediyoruz. Örneğin ne söylense direkt olarak kalbimize alıyoruz. Suçlu hissediyoruz kendimizi. Ne kadar taze tutulabilirse bir acı elimizden geleni yapıyoruz. Öfke duygusunu hem duyarken kendimizi, hem de karşındakine kusarken o kişiyi bir kasvete daha boğuyoruz. Hayal kırıklığıyla kalbimizi paramparça hissediyoruz. Hele de hassas bir kalbimiz varsa nem kapar ufak şeylerden.

Hızlı yaşıyoruz, kalp ritmimizle yarışıyoruz adeta. Eleştirilerimiz bile hızlı. Hızlı sonuçlar bekliyoruz, kimin ne yaşadığını bilmeden. Unutuyoruz herkesin farklı bir yaşam evresinde olduğunu istediğimiz gibi olmasını bekliyoruz. Sen şöylesin, böylesinler havada uçuşuyor adeta. Yargılıyoruz, gördüğümüz kadarıyla sanıyoruz her şeyi. Ya da tepkimizi içimize atıyoruz. Tebessüm etmekte zorlanıyoruz bazen. Bunların yanında kalbimizi yeniden canlandıran mutluluk hissi vardır. Bir sevgilinin, bir dostun ”Seni seviyorum”u kalbimizi ferahlatmaya yeterdir. Kötü hissettiğimizde bir ”nasılsın?” sorusu, okuduğumuz kitaptaki bir cümle, içtiğimiz bir çay, yazdığımız yazı kalbimizi canlandırmaya yetiyordur. Kendimizi beslediğimiz, iyi hissetmesini sağladığımız her şey onu korumaktadır. Tüm bu maruz bırakıldığımız hisler, duygular kalbimizden geçmektedir.

Yoruluruz bazen, tebessüm etmekte dahi zorlanabiliriz. Bu durumda hiçbir şey yapmak gelmez içimizden. Düşündükçe daha da çıkmaza girebiliriz. Böyle durumlarda yaşanılana ket vurarak kalbimize daha da zarar veririz.

Kalbim hiç şikayet etmeden atıyordu hayatta kalmam için. Bu yüzden yazmayı, kağıda dökmeyi seçtim. Kendime anlatmanın zor olduğu noktada yazmak iyileştirdi. Kalbimi bu sayede koruyordum. Anca böyle koruyabiliyordum. Çünkü kendimle konuşuyordum, kendi dilimden ben anlayabiliyordum bu şekilde. Zihnimden akıp geçiyordu kelimeler, yaşadıklarım. İç sıkıntısı duyulan konularda kağıt ve kalem sakinleştirirdi beni anca. Zihnimdeki taşmaya hazır yükleri akışa bırakmak için kağıdı kalemi elime aldım. Elbette düşüncelerimi yazmış olduktan sonra hiçbir şey mükemmel olmadı. Mucize beklemiyordum da zaten. Sadece yazmak daha sakinleşmeme yardımcı oldu. Mantıklı düşünebilmek için sakinleşmek gerekiyordu haliyle.

Beynimiz sürekli tamamlama eğilimindedir. Bizler doğal olarak genelde asla anlamı olmayan ve tamamlayamayacağımız olaylar için anlam bulmaya ve tamamlamaya çabalarız. Yazmak bu konuda bir nevi yarım kaldığını düşündüğümüz şeyleri zihinde tamamlamaya, rahatsız eden olaylar hakkında yeni bir bakış açısı kazanmaya yardımcı oluyor. Kafada biten şeyler de tekrar düşünülmüyor haliyle.

Bununla alakalı bilimsel çalışmalar da karşıma çıktı. Derinden etkili ve üzücü bir olay hakkında yazmanın, deneysel katılımcılara duygularını daha mantıklı düşünmelerini sağladığını ve bunun da bahsi geçen olayları çevreleyen stresi azalttığını vurgulanıyor. Artriti olan hastalar, HIV / AIDS, kanser, astım ve kistik fibrozdan muzdarip olanlar günün 15-20 dakikasını yazmaya ayırdıklarında büyük gelişmeler kaydettiği düşüncelerini daha iyi organize edebildiği ve geçmişten daha kolay kurtulduğu deneysel çalışmalarda görülmüş.

Yaşadığımız bu koşuşturmacada gittikçe uzaklaşıyoruz kendimizden. Yazmanın gücüyle hiç kendinizle bu kadar yakın olmayı denemiş miydiniz?

”Above all else, guard your heart, for everything you do flows from it”

”Her şeyin ötesinde, kalbini koru (sakın, sahip çık), çünkü yaptığın her şey ondan geçmektedir. (akmaktadır-taşmaktadır-süzülmektedir)” (Süleyman’ın Özdeyişleri/proverbs 4:23)

Sevgiyle…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
55

3 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin