liberal düşünce kongresi
liberal düşünce kongresi

Liberal Düşünce Topluluğu resmi olarak 1992 senesinden bugüne faaliyetlerini sürdüren bir düşünce kuruluşu. Yayınevinden çıkan onlarca kitap, aralıksız yıllarca yayınlanmaya devam eden Liberal Düşünce ve Piyasa dergileri, Ankara ve İstanbul’da düzenlenen haftalık seminerler, yaz staj programları, kongreleri ve daha sayamadığım pek çok etkinliği ile belki de Türkiye özelinde son çeyrek asrın siyaset bilimi alanında en önemli topluluğu haline geldiler desek yanıltıcı olmaz.

Öyle ki ben doğduğum sene Liberal Düşünce Topluluğu 7. yılını kutluyordu. Bugün topluluk üyeleriyle güncel ve politik meselelerde ayrı düştüğümde bunu aklıma getiririm. 90’lı yılların faili meçhullerini, koalisyonlarını, ekonomik krizlerini, 28 Şubatını yaşamış; 2000’li yılların parti kapatma davalarını, e-muhtıralarını, izaha muhtaç anayasa mahkemesi kararlarını görmüş bu insanların düşüncelerine karşı çıkmadan önce iki kere düşünürüm. Buna rağmen yine de katılmadığım noktalar, anlaşamadığımız meseleler varsa bilirim ki görüşüme saygı duyacaklardır. Bunun teminatı ise bizzat düşünce topluluğu içinde her bireyin farklı düşünebilmesi ve bu farklılığa rağmen birlikte hareket edebilmesi.

Ben Liberal Düşünce topluluğu ile ilk defa geçtiğimiz yaz tanıştım. Ankara’da Hürriyet Akademisinde başlayan bu tanışıklığım daha sonra İstanbul’da bir Perşembe seminerinde devam etti. Nihayetinde geçtiğimiz aylarda düzenledikleri“Toplumsal Refahı Sağlamakta Sosyal Devlet Başarılı mı?” konulu yazı yarışmaları neticesinde kongreye katılım hakkı elde ettim, üstelik bursluydu ve giderler topluluk tarafından karşılanıyordu. Liberallerin açgözlü, menfaatperest ve çıkarcı insanlar olduğunu düşünenleriniz  varsa önümüzdeki sene kongreye başvurmalarını tavsiye ederim, öyle inanıyorum ki bu algı değişecektir.

Ben ilk defa katıldığım için ne ile karşılaşacağımı merak ediyordum. Yaklaşık 10 saat süren bir yolculuğun ardından kongrenin düzenleneceği Ürgüp’e vardığımda kısa sürede rahatladım. Neden bilmiyorum LDT’nin benim üzerimde böyle bir etkisi var ve bunu benzeri diğer kuruluşlarda bulamadım. Belki LDT üzerinde yazmaya devam edersem bu meseleyi ele alabilirim.

Kongrede piyasa koşulları, devrimler, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, hukuk devleti, liberalizme dair problemler ve benzeri konular ele alınırken açılış konuşmasında Tanel Demirel’in söyledikleri de bana göre ayrı bir oturumu hak edecek kadar doğru ve önemliydi. Türkiye’de bürokratik vesayetin geriletilmesinin önemli olduğu ancak son birkaç yıla bakılarak bunun yeterli olmadığının tespiti daha önce görmediğim ve orada tanıştığım Tanel Demirel’i radarıma almama neden oldu. Daha sonra ara verildikçe ve fırsat buldukça bu meseleler üzerine de Tanel Demirel ile konuştuk.

Zaten bana göre –oturumda  konuşanlar kızmasın ancak- kongrenin en verimli geçen anları oturumlarla birlikte verilen aralarda birebir yapılan görüşmelerdi diyebilirim. Bunun oturum başkanlarıyla ya da konuşmacılarıyla alakası yok, ancak ifade etmeliyim ki bizzat onlarla ve dinleyicilerle yemek ve kahve araları esnasında yaptığım görüşmeler bana okuduğum kimi kitap ve makalelerden daha fazla yarar sağladı diyebilirim.

Ayrıca belirtmek isterim ki oturumların hiçbirinde Atilla Yayla söz sahibi olmasa da sorduğu sorular ve katkılarıyla baştan aşağı bir konuşma yapmış gibiydi. Özellikle bir yorumu esnasında sarf ettiği şu sözler hala aklımda;

“Liberal demokrasi, illiberal demokrasiden iyidir. Ancak illiberal demokrasi de otoriter ve totaliter yönetimlerden iyidir.”

Ek olarak birebir görüşme imkanı tanıdığım Ahmet Taner, Bekir Berat Özipek, Burak Ertaştan, Ekrem Saltık, Hakan Şahin, Hasan Yücel Başdemir, Özlem Çağlar Yılmaz, Serdar Korucu, Tanel Demirel, Atilla Yayla, Yavuz Selim Erfidan, Yenal Berzeg, program koordinatörü Serpil Koçtürk, Liberte yayınevi ilgilileri ve şu an için aklıma gelmeyen pek çok isim benim için kongreyi güzelleştiren detaylardandı. Twitter hesabımdan da belirttiğim üzere, içerisi şampiyonlar ligi gibiydi.

Sonuç olarak, kongre beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Burada bu kongreden ve LDT’den bahsediyorum çünkü maalesef benim yaş grubum arasında ve hukuk fakültelerinde pek bilinmiyor ya da gereken önem verilmiyor. Oysa özgürlüklerden, demokrasiden ve çoğulculuktan bahseden bu ve benzeri oluşumlar bugün tam da ihtiyaçlarımıza cevap olacak nitelikte. Bazen iyi bazen kötü niyetle dışarıdan yapılan haksız eleştirilerinse topluluğun içine girip insanlarla konuşmaya başlayınca yanıltıcı olduğunu anlıyoruz. Bununla birlikte bütün bunlar LDT eleştirilmeyi hak etmiyor anlamına gelmemekte.

Bürokratik vesayete ve FETÖ’ye getirilen haklı eleştirilerin bir kısmının bugün yapılan yanlışlara da -en azından yeterince yüksek sesle- getirilmeyişinin de eleştiriyi hak ettiğini düşünenler olabilir.
Ancak bununla birlikte LDT’nin farklı düşüncelere ve görüşlere sahip insanların bir araya geldiği bir topluluk olduğunu, bir fikrin / düşüncenin arkasında hep birlikte durmadıklarını ya da buna topyekûn karşı çıkmadıklarını gözden kaçırmamalıyız.

Türkiye’nin yaşadığı pek çok süreçte bana göre doğru yerde duran LDT’nin yıllar sonra geriye dönüp baktığında doğru yerde durup doğru eleştirileri yaptığını görmek öyle inanıyorum ki topluluğu da mutlu edecektir.

Bu yazı LDT’nin tüm üyelerine bir teşekkür ve aynı zamanda özgürlükleri önemseyen ancak bugünün kutuplaştırıcı siyasi atmosferinde kendisini yalnız hissedenler için bir çağrı niteliğinde.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
411
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Siyaset bilimi ve hukuk üzerine okumalar yapar; devlet, birey ve özgürlük hakkında düşünürüm. Sinemayla, fotoğrafla ve edebiyatla amatör olarak ilgilenmekle birlikte hayatı ciddiye alır, sözün gücünü önemserim. Düşündüklerimi yazmak, yazdıklarımı paylaşmak için buradayım. Soru, eleştiri ve önerileriniz için: burakhancaliskan@xyazar.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin