mahkeme
mahkeme

Kendi içimde kurulan büyük mahkemede davalı da, davacı da bendim. Bir tarafta acımasız avukatlar en ağır cezayı almam konusunda ikna edici konuşmalar yapmaya çalışırken, bir tarafta da hududum içerisindeki en merhametli avukatlar affedilmem konusunda görüşlerini dile getiriyordu. Bana söz hakkı tanınıyor ve neden insanlardan elimi eteğimi çektiğim, toplumdan soyutlanmak için çabaladığım ve insanlara karşı karamsar baktığım soruluyor.

Mahkeme salonunda mahşeri bir kalabalık var. Sorular çalışılmıştı. Çoğu insan tereddüt halinde, belki de cevap veremeyeceğimi düşünüyordu. “Bu çok derin bir olay, bunu size açıklamam epeyce zaman sürer. Ne mahkemenin ne de burada bekleyen sizlerin o kadar zamanı var.” diyorum. Tabii biraz gururlanıyorlar çünkü sorulardan kaçtığımı düşünüyorlar. Sadece dikkat çekmek için yaptığımı düşünüyorlar ama içimden “Size, bende bırakılacak pabuç yok!” diyorum.

Gittikçe artan gözü karalıkla devam ediyorum. “Elbette bazılarınız bu durumu bende bulunan bir acizliğe bağlayabilir ama gerçekten elimi eteğimi çekmemi, belli başlı kuvvetli nedenlere bağladığımla ilgili sizlere ufak da olsa bahsetmek istiyorum. Bunu kendime olan saygımdan ve prensiplerimden ötürü yapıyorum. Mahkeme salonunda artan uğultular sonucu hakim, otoriter bir şekilde mahkeme salonunu sessizliğe bürüyeceği cümleleri söylüyor ve kendimi savunmam isteniyor. Bu konu hakkında daha fazla sessiz kalamıyorum ve başlıyorum içimdekileri söylemeye:

—İnsanlarda “Ben demiştim” hastalığı var. İnsanlar, bir kişinin, olaylar sonucunda psikolojisinin veya hayatının olay sonucunda nasıl etkilendiğine bakmaksızın “Ben demiştim, beni dinlemedi.” diyerek övünüyor. Başka bir kişi kazandığında ise yine “Ben demiştim, yoksa kazanamazdı. Bu yerlere gelemezdi. Zamanında aklı ben verdim ya da şu kimseyi dinlediği için başardı.” diyerek yine övünüyor. Oysa bir sorun karşısında “Ben demiştim.” diyen insanlar yerine “Şimdi ne yapabiliriz?” deyip yanımızda olabilecek insanlara ihtiyacımız var. Henüz sadece kendi hayatıyla ilgilenip, bu işler benim haddim değil ya da yargılamadan, eleştirmeden yardım etmek isteyene pek rastlanılmadı. Herkes görünürde iyi niyetinden, perde arkasında ise önemli olma arzusundan ve merkezde gözükmek için yani bir nevi egosunu beslemek için yapıyor. Hakimin kaşları çatık, gerginliği her halinden belli.

—Ne yani! Bu mu sebebi? İnsanlardan kopmak istemenin sebebi bu mu?

—Birçok sebep var hakim bey, bu buzdağının görünen kısmı. Birde size anlatamadığım ama içime oturan sebepler var.

—Bunları neden açıklamıyorsun?

—Çünkü bu zamana kadar bunu istediniz, bir şeyleri açıkladığımda, bu kadar büyütme dediniz, hayatın gerçekleri dediniz, siz bunları dedikçe içimde bir şeyleri anlatma isteği söndü. Sonrasında bütün sıkıntılarımı içime gömdüm. Küstüm sizlere. Suskunlukla protesto ettim sizleri. Siz bunları “neyin var?” sorularıyla çözmeye çalıştınız. Biliyordum ki, siz yardım etmeyecektiniz. Suçu yine bende bulacaktınız. Size bir süreden sonra kendimi, istediklerimi anlatmaktan vazgeçtim. Siz, bendeki bu durumu, sizin dışındaki her şeye bağladınız, bir tek kendinize bağlamadınız.”

—Yine de bu geçerli bir savunma sayılmaz.

—Söyleyeceklerim bu kadardır!

Hakim otoriter ses tonunu bir kez daha kullanarak hükmünü açıkladı:

— Karar! Sanığın sunduğu sebeplerin yeterli olmaması sebebiyetiyle ölene kadar yaşantısına devam etmesine ve insanların olduğu yerde yaşama zorunluluğunun getirilmesine karar verilmiştir.

Hakimin kararından sonra dağılan kalabalık zafer sarhoşluğundaydı. Suçun kendilerine kalmadıklarını gördüklerinden bana yaptığı hareketleri savunacak bir sebepleri çıktı. İnsanlar yine aynısını yapıyordu. Mahkeme salonu bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılarla dolmuştu. Kendilerine vurmayan hükmün rahatlığı iyice arsızlaşmalarına sebep olmuştu.

Nitekim pes edemezdim. Onlar beni kovmazsa ben de gidecektim. Ömür boyu bedenim aralarındaydı ama duygusal intiharım mahkeme salonundan çıktığım anda gerçekleşmişti. Bu kimsenin umrunda olmadı, hoş artık kimse kimsenin umrunda değildi. Geldim, gördüm, tiksindim ve gittim.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin