mektubat
mektubat

Sayın Şair; sana bir mektup yazarak başlıyorum delirmeye, izninle.

Sayın Şair; dolar kur’unun kağıt fiyatlarına olan etkisiyle şaşkınım, kitaplar için ise endişeli. Cehalet eskisinden daha ucuz artık. Anlaşılan ecnebi olmayınca ülkemin ağaçları da insanları kadar değer görmüyor, yaslandığım meyve ağacı sen alınma lütfen.

Sayın şair; Turgutcuğum Özben gibi bir Oliric’im yok. Biri bana “efendimiz” dese utanırım zaten. Kelimeler; seksen milyon boyunca aynı şekilde yazılıp okunuyor fakat aynı şeyleri anlamıyoruz. “Kelimelerin durumu epeydir vahim.”

Sayın Şair; Suud petrol rezervlerini Yemenli çocukların kemikleriyle yenileme çabasında. Deve çobanları Mekke’ye towerlar inşa etti, herhangi bir Suud prensinin en az seksen şahsi arabası var, bayramlarda altın olanı kullanıyorlar genelde ve tabii prens ve prenses sayısının on binden fazla olması var bir de. Ah Muhsin Ünlü’nün İtirazım Var filmindeki vaaz sahnesi geldi aklıma. Ben vaaz etmesini bilmem sayın şair, soylu bir öfkeyle bakarım ancak. Bakışlarım madalyonu diğer yüzüne dönüyor utancımdan. Birkaç gün önce, anne babasını omzuna koyduğu kalın bir sopanın iki ucuna koyduğu asma zenbillerle bilmem kaç on bin kilometre yürüyüp Budist zulmünden kaçan Arakanlı Müslüman gencin omuzlarını ve çamur içinde ayaklarını düşündüm. Yeni yüzyıla taze bir atasözü bırakıyorum: Arakanlı Müslüman gencin ayakları Suud devletinin tamamından değerlidir.

Sayın Şair; seküler bir Türkçülük, Türksüz bir İslam anlayışı peyda oluyor Anadolu topraklarında –Rabbim sen esirge, sen koru-. Ruhu bedenden ayırıp, yaşama son verirken hangi ülkenin malı bilinmez bu siyaset anlayışı; kopmaması gereken bu iki ayrıla dururken biri çürüyecek bir cesede, öteki korkulan bir hayale çevriliyor. Sağlam bir adam vaktiyle dediydi; “Türkiye ağır yüktür, bilmeyen ne bilesi.”

Sayın şair; vicdanımızın Doğu Türkistan kısmını 3,6 milyar dolara Çin’e satmış olabiliriz. Vicdanımızın Kudüs’e ayrılan kısmını ise zaten, ümmettin büyük bir çoğunluğu ülke ülke oldurtulan yapay ihtiyaçlarını karşılamak için sattık. Vicdanımız makarna süzgeci ve ümmete imanımız su, bu teşbihte hiç hata yok.

Sayın Şair; insanlardan yana umut edilecek bir şey var mıdır?

“İçimden şu zalim şüpheyi kaldır, ya sen gel ya beni oraya aldır.”

Baki Selam

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
75
Kocaeli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğrencisiyim. "Kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar Kalmışsa birkaç ısrar ölümle yarışacak Onların yardımıyla dünyamıza acıdım." Birkaç ısrar hatrına yazmam gerekenler var. Soru, görüş ve önerileriniz için: fatmabayram@xyazar.com

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin