menzil tarikatı
menzil tarikatı

Birkaç yıldır sosyal medyada sıklıkla dile getirilen “Menzil, Sağlık Bakanlığında kadrolaşıyor.” Gibi söylemler son birkaç günde daha sık dile getirilir oldu. Ağzı sütten yanan yoğurdu üfleyerek yer diyerek temkinli davranmaya çalışanları, uyarılarını daha sık tekrarlayanları anlıyorum. Nitekim zamanında Gülenciler devlette kadrolaşıyor dendiğinde de uyarılar ciddiye alınmamış ve bu noktaya gelinmişti. Menzil’e dair paylaşımları bu doğrultuda ele almak gerekli.

Menzil, bakanlıklarda kadrolaşıyor mu bilmem. Bu meseleye baktığım çerçeve, eğer ki kamuya hizmet veya emeklerini satmak karşılığında ücret almak gibi sarih niyetlerle ve liyakat usulüne göre istihdam ediliyorsa; vatandaşın ne cemaati, ne mezhebi ne de dünya görüşü önem arz etmekte. Bununla birlikte eğer zamanında cemaate tanınan imtiyazın benzeri Menzil grubuna tanınıyorsa, liyakata önem verilmeden alımlar gerçekleşiyorsa veya o konumlara gelenlerin niyetleri kamu hizmetinden ziyade gruplaşmaksa yahut farklı bir amaca hizmet etmekse müdahale gerekebilir. Meseleye bakış açım temel olarak bu şekilde.

Ancak olay benim için burada bitmiyor, bu en fazla günlük tartışmalardan birisi olabilir. Asıl dikkat etmemiz gereken ne oldu da marifet peşinde olanlar servet veya devlet peşine düşer oldular? Bir lokma bir hırka retoriği ile yola çıkanlar neden şirketler kurup, ticaret erbabı olmak derdine düştüler?

Mustafa Çalık çok güzel özetliyor meseleyi.

Devlete talipseniz, servete de marifete de talip olmayacaksınız. Servete talip olacaksanız ne devlete ne de marifete talip olmayacaksınız. Marifete talipseniz o zaman devlete de servete de talip olmayacaksınız. Hem devleti istiyor insanlar, hem serveti, hem de marifeti istiyorlar.

Ve ekliyor,

Maaşını devletten alıp emri abilerden, mürşidlerden, gavslardan, mehdi-mesihlerden ve şeyh efendilerden alan kişiler devlette kamu görevi icra edemezler.

Başlangıçta da belirttiğimiz iki senaryodan ikincisine dikkat çekiyor Mustafa Çalık. O, emri abilerden alan diyor, bizim aklımıza 15 Temmuz gecesi devletin uçağıyla abilerinden aldığı emir üzerine halkı bombalayan pilotlar geliyor.

Bizim sorunumuz emir alma-emir verme meselesinde yatıyor. Martin Luther öncülüğünde başlayan reform hareketlerinin temel nedenlerinden birisi de kilisenin Tanrı ile insan arasına girmesiydi. Bizim geleneğimizde “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.” şeklinde karşılık bulan ve çarpık din anlayışının da temellerini oluşturan anlayış bugün başımıza gelen felaketleri anlamakta yardımcı oluyor.

Felaket diyorum. Asıl felaket bu yapıların topluma verdiği maddi zarar değil, bu çarpık / müphem anlayışın zihinlerimizde bıraktığı tahribattır. Ali İmran 103’te Allah,

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. “

Demesine rağmen fırkalara bölünen yapılar hakikati tekellerine alıp “Bize gelin!” demekte. Atasoy Müftüoğlu’nun da dediği gibi, siz hiç bize değil kendinize gelin diyen cemaat gördünüz mü?

Bu gibi yapılar bireyselliği öldürür, farklı düşünceyi susturur, çoğulculuktan haz etmez. Genelleme yapıyorum çünkü istisnasına rastlamadım. Eğer siz diyorsanız ki şu şu cemaatte / tarikatta her müridin fikri sorulur, şeyh ona göre karar verir hemen yarın gidip kaydımı yaptırayım.

Bütün bunlardan esasen öfkeyle değil hüzünle bahsediyorum. Bir zenginlik olarak görmemiz gereken gruplar hakikati tekellerine aldıkça kavga sebebi oluyor; mezheplere, fırkalara bölünen yığınlar tek doğrunun kendilerinde olduğunu bağırıyor. Farkında olmasalar da en büyük zararı savunduklarını sandıkları değerlere veriyorlar.

Bugün insanlar menzildeki taht seremonisini görüyor, el-etek öptüren şeyhleri seyrediyor, kadınlarla derdi olan hocaları dinliyor ve İslam’ın bunlardan ibaret olduğunu zannediyor. Geleneğimiz sıkıntılı, onunla yüzleşmemiz gerekiyor. Bir Martin Luther çıkmadan sahih olanla olmayanı keskin bir biçimde ayırmamamız gerekiyor.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
122
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Siyaset bilimi ve hukuk üzerine okumalar yapar; devlet, birey ve özgürlük hakkında düşünürüm. Sinemayla, fotoğrafla ve edebiyatla amatör olarak ilgilenmekle birlikte hayatı ciddiye alır, sözün gücünü önemserim. Düşündüklerimi yazmak, yazdıklarımı paylaşmak için buradayım. Soru, eleştiri ve önerileriniz için: burakhancaliskan@xyazar.com

2 YORUMLAR

  1. Geleneğimiz sıkıntılı değil.. biz bugün fazlasıyla genişiz..

    Tuttuğu takıma laf söylenmesini hazmedemeyenler, sevdiği lezzete, renge, markaya söz soyletmeyenler bugün cemaatlerin bir tek kendilerine çağırıp diğer herkesi kötülediği gibi -dışarıdan- bir bakışla refleks geliştiriyor. Değil güzel kardeşim.. Kişinin durduğu yeri sevmesi, o yerin en iyi olduğunu düşünmesi ve kendince bu iyiye başkalarını davet etmesi başkadır.. sadece iyi biziz.. başkalarının tamamı kötüdür demesi başkadır. Bu temel ayrımı yapamadığınız müddetçe böylesine pencere arkasından kritik yapmaya devam edersiniz.

    Bugün ülkemizde tek iyi biziz diğer herkes kötüdür diyen belki ufak bir iki cemaat çıkabilir.. başkası olmaz.. diğerleri kendi yollarının faideli olduğuna kanaat getirmiş ve başkasının da ondan istifade etmesini isteyen yapılardır. Bunlar kendilerine gelmeyeni kâfir müşrik saymaz.. korkmayın böylesine kuruntularla piyasayı doldurmayın..

    • geleneğimiz sıkıntılı değil diyorsunuz ama bunu destekleyecek argümanlar ileri sürmüyorsunuz.
      tuttuğu takıma, sevdiği renge ve markalarına laf söyletmeyenler diyerek safsatalardan biri olan genelleme mantık hatasına düşerek beni tanımadan hakkımda yargıda bulunuyorsunuz. aynı zamanda bahsettiğim yapıların tekelleşmeden uzak olduğunu iddia ediyorsunuz. bizim mezhebimiz ve şunlar şunlar haktır, diğerleri hak değildir demek, insanları tekfir etmek, farklı düşünenleri sapık ilan etmek… Bunlar hakikati tekeline alma çabaları değil midir? Ha diyorsanız ki ben bunlardan beriyim, zaten size söyleyecek lafım yoktur. Ancak bugün suriye ve ırak başta olmak üzere orta doğu’da olanlar tam da bizim geleneğimizdeki sıkıntıların bugüne yansıması değil midir? son olarak, korkmayın demişsiniz. e korksam bunları yazar mıydım? Niyetinizi iyi ve eleştirileriniz yapıcı kabul ediyorum. Selam ile.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin