merhaba ben k.k
merhaba ben k.k

Merhaba ben K.K.

Sayfalarca anlatamadığım hislerim, belli bir düzene koyamadığım yüzlerce düşüncem var. Beynimin kıvrımlarında dans eden bu düşüncelerim her gün bitmek bilmeyen bir curcunaya ev sahipliği yapıyor. “Susun artık! Başımı dinlemek istiyorum.” diyorum yok, her gün bambaşka bir keşmekeş… Rahat vermeyen zihnim beni fazlasıyla yoruyor.

Ve ben kelimelerin kifayetsiz kaldığı bu yerde yalnızım.

..

Adımın unutturulduğu yerdeyim. Elimde yaftalandığım etiketimle yürüyorum. Nereye gideceğimi bile bilmeden… Tüm sokaklar benim! Tüm mahalleler benim! Bugün hangi mahalleyi seçmeliyim? Sorular… Soruları sevmem ben, adımlayacağım yolu bile seçemem, o an tüm sokakları sevmeye karar verir ve özenle tüm yolları arşınlarım ben.

Kronik bir K.K olduğumu söyleyen doktora bir cevabım yok. Ben… Kim miyim? Rotasına bir türlü karar veremeyen… Doğru, akış halindeki yelkenlime yön veremem. Yelkenlim rüzgara göre yol alır. Vardığım kıyılarınsa benim için bir önemi kalmamıştır. Başıboş savrulan bir yelkenli… İşte o benim.

Ağzımdan çıkan sözcükler bile tereddüt sularında yüzüyorken bana haklı ya da haksız kim diye sorma, söyleyemem. Benim dünyamda çoğu şeyin cevabı, karmaşık yollardan geçer. Sana olası şıklardan bihaber bir yanıt verirsem şaşırma olur mu? Ama bu benim suçum değil. Doğru cümleler hep benden kaçar ben de kapılarını çalacak güç bulamam.

Her gördüğüm, her hissettiğim yerde deli gibi kaçmak istediğim biri var. Elimle yüzümü kapatıp bebekler gibi görünmediğimi düşünme hissiyatını kuşanmak istiyorum. Ama o beni her seferinde ısrarla buluyor. Aynaya baktığımda yüzümdeki tebessümü sorgulatıyor. Yürüdüğüm yolun doğruluğunu sorgulatıyor. Her şey için kocaman bir “yoksa” emaresi bırakıyor. Yoksaları hiç bitmiyor bu illetin.

İçine yoksalar demeti kaçmış bu insanlarla inanın uğraşmak istemezsiniz. Ben de istemezdim ama söz konusu insanın kendisi olunca… Evet, haklısınız orası çıkmaz sokak…

“Şüphe duymayan hakikati bulamaz.” diyen Gazali’nin bu cümleleri bile içimde yaşayan şüpheler yumağını bana sevimli gösteremez. Uygun dozlarda kullanmadığım şüphelerim felaketim olur. Şüphelerim felaketimdir, bunun ne demek olduğunu bilir misiniz?

Bir şeyi zilyonuncu kez anlatırsam oflamayın olur mu? Neden diye bir sorun kendinize. Sarf edilen her sözün bir ruha değil de bir boşluğa savruluşunun kalbimde büyüyen hüzün tohumlarına dönüştüğünü hissetmeye çalışın. Zor biliyorum ama siz yine de deneyin olur mu?

……

Ya aksındır, ya kara; ya gündüzsündür, ya gece. Peki Gri… Gri nerede? Gri yok, gri arafta…

Griyi neden sevmedim biliyor musun? O da net değildi. Pusluydu, kararsızdı, anlaşılmazdı. Zordu gri, uyumsuz ve garip… Gri ne istediğini hiç bilemedi hep soru işaretlerini peşinde gezdirdi. Nereden mi biliyor muşum! İnsan en yakın arkadaşını tanımaz mı?

……

Hayatı arafta geçen bir ruh için her gün azap mıdır ? Bu azap ne zaman biter? Sorular biter mi? Bir gün yolunu bulabilir mi K.K’ler?

Sorular artınca bugün dükkanı kapatma vakti gelmiştir diyor değerli kıvrımlarımız. E biz de emir kuluyuz. Şimdi ışıkları kapatma vakti.

Bir dakika hala K.K. kim diye mi soruyorsunuz!

Selam ben Kafası Karışık 🙂

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
52

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin