mucize - mucize film yorumu - mucize kitap yorumu - mucize özeti - wonder kitap yorumu
mucize

“August Güneş’tir. Annem, babam ve bense Güneş’in yörüngesinde dönen gezegenler. Aile ve arkadaşlarımın geri kalanı Güneş’in yörüngesindeki gezegenlerin etrafında süzülen asteroit ve kuyruklu yıldızlardır.”

Hepimiz bir şekilde dış görünüşümüze önem veriyoruz. Gerek kıyafetimiz olsun, gerekse saçımız başımız olsun çok fazla özen gösteriyoruz. Suratımızda bir sivilce çıktığında sanki tüm insanlar bize bakıyormuş gibi hissediyor ve anında tüm modumuzu düşürüyoruz. Geçici bir sivilce bile moralimizi bozmaya yeterken gelin hep birlikte yüzünü püreye benzeten August’un hikayesini dinleyip, onun ne hissettiğini öğrenelim.

August (Auggie) Pulman, yüzünde fiziksel bir rahatsızlıkla doğduğu için kendini insanlardan soyutlayan bir çocuk. Öyle ki sürekli kafasında bir astronot başlığıyla dolaşıyor. Tabii bunun asıl sebebi çocukların August’u görünce haddinden fazla tepki vermeleri.

wonder film - wonder film yorumu - wonder eleştiri - mucize kitap yorumu - mucize film yorumu
wonder film

August’un ablası Via, August hakkında şunları söylüyor:

“Gözleri olması gerekenden üç santim kadar aşağıda, neredeyse yanaklarının üzerinde. Göz kenarları fazlasıyla aşağı doğru eğimli, neredeyse biri yüzünde dikey kesikler açmış gibi ve sol gözü, sağdakine göre bariz derecede aşağıda. Gözleri pörtlek çünkü göz çukurları yeterince derin değil. Üst göz kapakları sanki her an uyuyacakmış gibi yarı yarıya kapalı. Alt göz kapakları o kadar sarkık ki adeta görünmez bir ip onları aşağı doğru çekiyor ve içindeki kırmızı kısım neredeyse ters çevrilmiş gibi görünüyor. Kaş ya da kirpikleri yok. Burnu yüzüne göre orantısız şekilde fazla büyük ve biraz etli. Başı sanki devasa bir penseyle sıkıştırılmış gibi, kulaklarının olması gereken yerden hafifçe içe göçük. Elmacık kemikleri yok. Burnunun iki yanından ağzına doğru inen derin çizgiler var, bu da ona öfkeli bir görünüm veriyor.Yüz hatları, erimiş mum damlaları gibi göründüğü için bazen insanlar onun bir yangında yandığını düşünüyor. Damağının düzelmesi için geçirdiği ameliyatlar ağzının çevresinde birkaç yara izi bıraktı, en belirgin olanı ise üst dudağının ortasından burnuna uzanan dikiş izi. Üst dişleri küçük ve öne doğru çıkık. Ciddi bir diş fırlaklığı ve fazlasıyla dar bir çene kemiği var. Çenesi oldukça küçük. Ama küçüklüğünde, kalça kemiğinden alınan parça ameliyatla yerleştirilmeden önce hiç çenesi yoktu. Dili altında onu tutacak hiçbir şey olmadan öylece sarkardı.”

Sadece 10 yaşında ve bu zamana kadar 27 ameliyat geçirmiş. Birçok zorlukla mücadele etmiş ve hepsinin üzerinden gelmiş bir çocuk August. Evet diğer çocuklardan farklı ama sadece görünüşü farklı yoksa o da diğer çocuklar gibi oyun oynayabiliyor, koşabiliyor… Ve o tam olarak bir Yıldız Savaşları hayranı.

 

August’un hikayesi tam olarak 5.sınıfa geçmesiyle başlıyor. Daha önce annesi tarafından eğitim alan August için okula başlamak hem heyecan verici hem de ürkütücü.

Mucize’yi okurken duygu geçişlerini çok sık yaşıyorsunuz. August’un şapşallıkları öyle sevimli geliyor ki gözünüze, onu öpücüklere boğmak istiyorsunuz. Bazen de insanlara kızmaktan kendisi geri alamayıp sövüyor, August ağladığında siz de ağlıyorsunuz onunla birlikte.

“İyi ki okumuşum.” dediğim kitaplar arasına girdi Mucize. August’un yaşadıklarına ortak olmak (en azından ufak bir kısmına), onunla ağlayıp onunla gülmek benim için çok farklı bir deneyim oldu. Merhametin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım, keza dış görünüşün de ne kadar anlamsız olduğunu. En ufak bir mimiğin, hareketin insanlarda derin yaralar bırakışına şahit oldum. Benden size tavsiye Mucize’yi okuyun, okutun.

Aynı zamanda kitap beyaz perdeye de çevrildi. Filmi de en az kitap kadar güzel. Ama tabi ki naçizane tavsiyem önce kitabı okuyup daha sonra filmi izlemeniz.

Sevgiyle kalın…

mucize film
mucize film

Alıntılar

“Hayata yeni bir kural koyalım mı?

 Şöyle olsun: Daima gerektiğinden biraz daha nazik olmaya çalış.

Sonra içimden gelerek gülümsedim. 
Nedenini bilmiyorum. 
Bazen ağlayacakmış gibi hissettiğimde bunu neredeyse gülecekmiş hissine çevirebiliyorum…

Bazı şeyleri anlatamazsınız. Denemezsiniz bile. Ağzınızı açsanız tüm cümleler devasa bir kördüğüme dönüşecek gibi olur.

“Mesele şu ki, küçükken yeni çocuklarla tanışmayı dert etmezdim çünkü tanıştığım herkes benim gibi küçük olurdu. Küçük çocukların hislerinizi incitmek için bir şey söylememeleri güzeldir, gerçi bazen söyledikleri şeyler incitici olabilir. Yine de ne dediklerinin tam olarak bilincinde değillerdir.”

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
26

2 YORUMLAR

  1. severek okudum yazınızı. çok güzel ve içten yazmışsınız. çok uzun tutmamanız ve mesajınızı güzelce vermeniz de harika! tebrikler :))))

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin