ne haldesin
ne haldesin

Bak, şimdi ne haldesin
Aynadaki sen, sen misin?
Solgundu belki benzin
Göz altların, alın yazın kadar karaydı belki
Gözlerinin içini zifiri karanlıklar bürümüştü
Acı veriyordu bakışların
Demlikte beklemiş çay kadar tatsızdı
Ve soğuktu
Ya o saçların
Her bir teli en az gönlün kadar kırıktı
Her biri en az senin kadar güçsüzdü
Her biri en az senin dünyadaki halin kadar seyrekti, yalnızdı
Peki ya vücudun
Ah! Neydi ki senin kendinle derdin
Ne gereği vardı bunca yükün altına girmenin
Omuzlarını yer çekimine uydurur gibi düşürmenin
Başını solmuş çiçekler gibi eğmenin
Ayaklarını kor ateşlerde yürütmenin
Her zerrenin acımasına rağmen geri dönmemenin
Ne gereği vardı?
Neyin prangasıydı ayağına giydiğin
Bir aşkın m?
Istırabından haz aldığın o duygunun mu
Senin yere göğe sığdıramadığın ama seni bir gönle sığdıramayan o acının mı
Niye yenik düştün?
Niye atmadın o prangayı ayağından
Neden kırmadın o zincirlerini
Bak, şimdi ne haldesin
İncindiğin her yerinde sancılı dikişler
Uzanıp da tutamadığın, ömrünü verdiğin o hayaller
Boğazına düğümlenmiş, yutamadığın o sözler
Yürümekten aciz kaldığın yollar
Gözünü kırpmadan ağladığın o akşamlar
Alacakaranlığını izlediğin serin sabahlar
Huzursuz, delik deşik uykular
Bak, şimdi ne haldesin
Seni kendine götürecek ne varsa unuttun
Başucunda duran o kitabın neresinde kaldığını unuttun
Çok sevdiğin o şarkının en güzel yerini unuttun
Cam kenarında duran susamış çiçeğini unuttun
Güneşin sıcağını, karlarda yürümenin o soğuk dokunuşunu unuttun
Yaşamayı unuttun
Ama
Onu unutamadın
Peki, sormama izin ver
Şimdi ne haldesin?

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
115

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin