necip fazıl kısakürek
necip fazıl kısakürek

Necip Fazıl Kısakürek, sayısız eseri arkasında bırakarak insanların gönül ve fikir dünyalarını, kalemindeki maharet ile etkileyen, Türk Edebiyatının saygın isimlerinden bir tanesidir. Edebiyatımıza eserleriyle değer katan Necip Fazıl, genel olarak insanın iç dünyasını konu alan mistik şiirleri ile ele alınmakta ve şair kimliğiyle öne çıkmaktadır.

Necip Fazıl Kısakürek, her ne kadar şair kimliği ile öne çıksa da öyküleri, romanları ve oyunlarıyla da bilinmektedir. Ancak bu yazıda, Necip Fazıl Kısakürek’in şiirleri ışığında sanat anlayışını incelemek ve kelimelerine nüfuz eden fikir dünyasının helezonlarını keşfetmek, onun iç dünyasının, hissiyatının ve fikirlerinin sanatına nasıl etki ettiğini en açık şekilde görmek adına yerinde bir tercih olacaktır.

Necip Fazıl Kısakürek, şiirlerinde, şiirin iç yapısı ve dış yapısı arasında bir uyum olmasını hedefleyen, serbest şiire karşı çıkan ve iç dünyasının iz düşümlerini sembolik benzetmelerle, şiir kalıplarına uygun bir şekilde ifade etmeye çalışan bir şairdir.

İnsanın kalbi duygularına en kuvvetli şekilde nüfuz etmeyi amaçlayan Necip Fazıl’ın şiirlerine mistik bir hava hâkimdir. Soyut kavramların oldukça sık kullanılması ve sembolik öğelerin dizelerinde yer edinmesi, şiirlerindeki mistik havanın oluşmasına büyük bir katkı sağlamaktadır. Belirtilen bu mistik havanın akıllarda daha da somutlaşması için Necip Fazıl’ın bilinen şiirlerinden birisi olan “Gece Yarısı” şiirine göz atmamız faydalı olacaktır.

Her gece periler uyur odamda,
Derinlerden gelir uzun nefesler,
Yanan mum bir rüya seyreder camda,
Bir ağır hastanın nabzıdır sesler.

Gittikçe alçalır, yükselir tavan,
Duvarda küçülür, büyür parmaklar,
Elbisem çivide canlanır o ân,
İçinde bir başka vücudu saklar.

“Gece Yarısı” şiirinin ilk iki dörtlüğünü yukarıda görmekteyiz. Şairin kelime seçimine ve kelimeleri bağlamdaki kullanışına baktığımızda, gizemli bir dünyanın kapısını soyut ve somut sözcükleri bir arada kullanarak araladığını görmekteyiz. “Her gece periler uyur odamda” dizesindeki ‘peri’ sözcüğünün soyut bir anlam ifade etmekle birlikte odada uyuması, somut bir insan davranışını nitelendirmektedir. Yani Necip Fazıl Kısakürek, iki zıt dünyayı, karşılıklı kelimelerle zihnimizde tasavvur etmemizi ve şiire mistik bir hava katmayı amaçlamaktadır. “Derinlerden gelir uzun nefesler” dizesinde, nefeslerin derinlerden geldiğinin ifade edilmesi de esrarengiz ve gizemli bir havanın şiiri okuyanları çepeçevre sarmasına sebep olmaktadır. Keza yine aynı durum, diğer dizelerde de açık bir şekilde görülebilmektedir. Bu anlamda, Necip Fazıl Kısakürek’in mistik bir şair olduğunu söyleyebiliriz.

Dörtlüklerdeki dizelere teknik açıdan baktığımızda da gözle görülür bir kafiye kullanımı karşımıza çıkmaktadır. Dörtlüklerin birinci ve üçüncü, ikinci ve dördüncü dizeleri arasında ses uyumu ve kafiye bulunmaktadır. Buradan hareketle söyleyebiliriz ki Necip Fazıl Kısakürek, hissiyatını ve anlatmak istediklerini serbest şiirle değil gerek şiirin nazım biçimi gerek şiirin iç ahengi açılarından sanatsal bir kaygıyla ifade etmektedir.

Necip Fazıl Kısakürek’in “Gece Yarısı” şiirinde gerçeküstü varlıklara yer vermesi ve gizemli, esrarengiz bir havanın bu şiirinde açık bir şekilde görülmesi, onun Türk Edebiyatı’nda neden mistik bir şair olarak tanındığının nedenini ortaya koymaktadır. Ancak Necip Fazıl, sadece bu şiiriyle ele alındığında, zihinlerde eksik bir Necip Fazıl Kısakürek figürü oluşacaktır. Bu nedenle şairin dini kişiliği ve bu kişiliğinin bazı şiirlerine nasıl yansıdığı da ele alınmalıdır. Böylece zihinlerde hem mistik hem toplumsal hem fikri hem de dini yönleriyle tamamlanmış bir Necip Fazıl Kısakürek figürü canlanacaktır. Bu sebeple şairin “Allah Derim” adlı şiirini ele almamız gerekmektedir.

Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin;
Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!
İsterseniz hayat aşını verin;
Sayılı nimetler bal olsa yemem!

Ey akıl, nasıl delinmez küfen?
Ebedi oluşun urbası kefen!
Kursa da boşluğa asma köprü, fen,
Allah derim, başka hiçbir şey demem!

Necip Fazıl Kısakürek’in iki dörtlükten oluşan “Allah Derim” şiirini, yukarıda görmekteyiz. Şiirin dizelerine bakıldığında dini motiflerin kullanıldığını açık bir şekilde anlamaktayız. Ayrıca şiirin konusu da ele alındığında şairin vurguladığı düşünce, bilim ne yaparsa yapsın her şeyi yaratanın Allah olduğu, ebediyetin ve ebedi hayatın ölümle başladığı gerçeğidir. Bu bağlamda Necip Fazıl Kısakürek’i ele aldığımızda, yazının başlarında incelemiş olduğumuz “Gece Yarısı” şiirinden farklı olarak hissiyata ve dine ilişkin öğelerin ağırlıklı olarak kullanıldığını, gerçeküstü varlıklara yer verilmeden toplumsal ve dini bir mesajın lirik şiir zeminde ifade edildiğini gözlemlemekteyiz.

Kısacası Necip Fazıl Kısakürek’i farklı şiirleriyle değerlendirmek ve anlamaya çalışmak, onun sanat anlayışının şiirlerindeki izdüşümlerini görmemiz açısından bir yol haritası olarak bizlere rehberlik etmektedir.

Necip Fazıl Kısakürek’in fikir dünyasını ve hissiyatını şiirlerinden anlayabildiğimiz gibi diğer tüm şairleri de şiirlerinden okuyabilir ve anlayabiliriz. Çünkü her şair, şiirlerine kendinden izler bırakır. Şiirlerdeki kelimelerin derin dünyasına ulaştığımızda, şairlerin hayatlarıyla karşılaşacak ve onların hislerini, düşüncelerini keşfe dalmış olacağız.

Necip Fazıl Kısakürek – Kafa Kağıdı kitabının analizi niteliğinde olan “Yarım Kalan Umutlar Kafa Kağıdı” başlıklı yazımızı okumak için Tıklayınız!

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
171

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin