namlunun ucunda
namlunun ucunda

Doğrusu son zamanlarda ülkemizde neler oluyor anlayabilmiş değilim. Her gün bir dolu cinayet haberi okuyor yahut izliyoruz. Tabi ki de bu olaylar sadece bizim ülkemizde gerçekleşmiyor. Ancak güzel ülkemizde son zamanlarda cinayetlerde görülen bu artış dikkatimi çekmekle birlikte üzüntümü ve kaygılarımı artırıyor.

Hesap fazla geldi diye insan öldürülür mü hiç? Ya da sevdiğini söylediğin -ki bu noktada bunun adı kesinlikle saplantıdır- insanı öldürebilir misin? Boşandığın kadın başka biriyle görüşüyor diye, ikisini birden öldürmek nedir peki? Yahut bir insanın boşanmak üzere olduğu için çocuklarını öldürmesi hangi vicdana sığar? Hayır… Sorular yanlış. Hepsi yanlış. Cinayet; cinayet hangi vicdana sığar!?! Anlayamıyorum. Ne hale geldik biz, neden bu hale geldik?

Bir insanı öldürmek… Önce vicdanını öldürmeli insan. Vicdanı olmayan biri ise ne denli insan olur, orası da tartışılır. Ama bu kadar kolay mı gerçekten? Cinayet işlediği şüphesiyle göz altına alınanların ifadelerine bakıyorum da; zerre pişmanlık yok gözlerinde. Zerre kadar vicdanları yok aslında. Dillerinde ise belki daha az ceza almanın umudu ile bir; “Pişmanım..” masalı. Gözler boş, bakışlar donuk, dudaklarında bastırılmış bir gülümseme; ama, “Pişmanım.”. Yersen! Yersek…

Aldığı can umrunda değil, söndürdüğü umutlar, kararttığı yaşamlar, bütün bu ülkedeki güzel beyinlere verdiği acı, hayallerimize vurduğu prangalar umrunda değil! En acısı da vicdanını susturmuş; bu hiç umrunda değil. Tek derdi yatıp, çıkmak..! Evet. Yanlış duymadınız. Bir de böyle bir tabu var ülkemizde: “Ne olacak yaaa, yatar çıkarız oğlum(!).” Ne kadar kolay bu yatıp çıkmak ki herkesin diline dolanmış. İnsanlar cinayet kadar kötü bir şeyi, bu kadar canice olan “insan öldürme” eylemini hafife alıyor, ülkede kanun var mıymış yok muymuş, umrunda olmuyor ve sadece “Yatar, çıkarız” diyor kolayca.

O denli hafife alıyorlar ki bu durumu, objektiflere poz verip gazetedeki üç kuruşluk fotoğrafında iyi çıkmaya çalışan, kameraları görünce “İyi çekin, Türkiye yakışıklı görsün.” diyen var.

Anlayamıyorum.. Acımı tarif etmeye yetmiyor kelimeler. Aciz kalıyorlar hissettiklerimin karşısında. Gerçekten, ne oldu benim güzel ülkeme böyle? Müslüman olduğunu iddia eden ama inandığı kitapta “Bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir.” yazdığı halde, kanunlarımızda bu açıkça suç olarak düzenlendiği halde, bütün bunları hiçe sayıp bir dünyaya kıymak hangi vicdana sığar?

Bir süredir zihnimi meşgul eden bu sorunun sebeplerine inmek istedim aslında. Sorunu anlayamadım çünkü. Ortadan kaldırmak için elimden ne gelir, bilemedim. Ancak sebepler konusunda küçük de olsa fikirlerim var:

kavga
kavga

Ülkemizde -ne hikmetse- küçük yaşlardan itibaren şiddetin güzel olduğuna inandırılıyor, bunu görüyor ve yaşıyoruz. Suçun ne olduğunun idrakına hiçbir zaman varamıyoruz, çünkü annemiz, babamız, dedemiz veya ninemiz bizlere hep farklı şeyler gösterdiler. Annemiz kıyamadı belki hatalarımızı hep görmezden geldi, ninemiz ve dedemiz ise torun sevgisi diye şımartıp mazur gördüler yanlışlarımızı, babamız da böyleydi belki. Bir de tam tersi bir versiyon var ki bizde bu da meşhurdur; şiddet… Ufacık sebeplerden bağırış, çağırışlar. En ufak hatalarda yenilen dayaklar… Bir versiyon daha var ki, bu da günümüzün acısıdır bence; teknoloji. Yine küçük yaşlardan itibaren ne yazık ki teknolojiye çok fazla maruz kalan nesil, sadece bu teknolojide gördükleri ile yaşamaya başlıyor.

Sürekli savaş oyunları oynayan, polisi vurduğu için fazladan puan kazanan, televizyonda hep entrikaların hep birilerinin öldüğü sahneleri izleyerek yetişen bir neslin ; “Ne olacak, yatar çıkarız” demesi, çok da şaşırtmıyor insanı. Çünkü gerçek olduğuna bile inanmıyor, hayal dünyasında yaşayıp gerçekliğin idrakına varamayan, her şeyi oyun veya kurgu sanan veya bütün bunları hafife alan bir nesil yetişiyor. Sonuç ise sevgiden yoksun bir nesil ve artan cinayetler… Sonuç; objektiflere poz verebilen caniler… Hep anlayamıyorum dedim dostlarım. Anlamak gibi bir derdim yok aslında. Bu caniliğin nesini anlayayım…

Her şey bir kenara, bir de fark ettim ki ülkede herkesin silahı varmış. Herkesin silahlanmasına dair bir kanun çıktı da benim mi haberim yok. Bu denli cinayet işlenirken -ki bu cinayetler bireylerin kendi silahlarıyla işlenirken- yetkililer bu soruna neden bir çare bulmuyor? Ne yapmalıyız, “Ya silahı varsa…” diye endişelenerek o kişinin fazla olan hesabını götürmesin mi, garsonlar? “Ya beni veya çocuklarımı vurursa…” diye düşünüp boşanmasın mı bittiği halde boğazına kadar sabreden insanlar? “Ya eski eşim kabul etmezse…” diyerek hayatının geri kalanını mutlu geçirmesin mi insanlar? “Ya ayrıldığımda beni öldürürse..” diye sevmediği bir insanla evlensin mi gencecik yaşamlar? Daha kaç insan ölmeli, sivil insanların kesinlikle silahsızlandırılmasının gerekli olduğunun anlaşılabilmesi için, kaç dünya daha feda edilmeli bu uğurda?

Ne kadar çıkar sesim, kimlerin duygularına veya düşüncelerine tercüman olurum, bilmiyorum… Ancak o zamana kadar alışılagelmiş ve bizlere iyiyi, doğruyu göstermeyen bütün o kahrolası bilinçleri yıkmak ve yerlerine daima güzel olanı koyabilmek dileğiyle…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
171
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Okumak, izlemek ve dinlemek hayatımdaki üç önemli kelime. İnandığım sürece her şeyi başaracağıma inanırım. İnşaAllah Xyazar.com'daki bu sürecimde, tecrübelerimi ve inandığım her doğruyu sizlere ulaştırabilirim. Soru, eleştiri ve önerileriniz için: kubraeski@xyazar.com

6 YORUMLAR

  1. Haklısınız. Ne yazık ki unuttuk değerlerimizi de inandıklarımızı da.. Ama elbet hatırlatanlar çıkacaktır karşımıza….

  2. “Ne kadar çıkar sesim, kimlerin duygularına veya düşüncelerine tercüman olurum, bilmiyorum… Ancak o zamana kadar alışılagelmiş ve bizlere iyiyi, doğruyu göstermeyen bütün o kahrolası bilinçleri yıkmak ve yerlerine daima güzel olanı koyabilmek dileğiyle…”

    Bu yazıyı okuyan birisi olarak ben duydum sesinizi merak etmeyin 🙂 Bir kişi bir kişidir

    • Teşekkürler Simge Hanım.. Bir kişi binlerce kişi demektir benim gözümde. Zira ulaştığımız ve bir fikir uyandırabildiğimiz herkes bir başkasına ulaşacak ve onlarda harika fikirler uyandıracaktır. Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle…

  3. Ben de duydum sesinizi ne güzel de değinmişsiniz toplumca kanayan bir yaramıza. Düşüncelerinize sağlık. Bir kişi binlerce kişidir. birisi olabilmek dileğiyle.

    • Teşekkürler Harun Bey. Birisi oldunuz çoktan, bu da binlere bir nefes kaldı demektir. Yeni yazılarda binlerde olabilmek üzere…

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin