nilgün marmara
nilgün marmara

Nilgün Marmara, şiirlerinde kendi benliğindeki çöküntülüğü anlatmaya çalışan, kelimeleriyle duygularına tercüman olmaya çalışan, Türk edebiyatına sesini duyurmuş ve unutulmayan isimlerinden birisi olmuştur.
13 Şubat 1958 yılında doğmuş ve 13 Ekim 1987 yılında evinin penceresinden kendini atarak, bizlere veda etmiştir. O, Ece Ayhan’ın değişiyle nyayla yaralı” şairdir. Dünyayla olan kavgasını şiirlerine tutam tutam serpmiştir. Nilgün Marmara, şiirlerini kendi arkadaşları ve çevresi hariç hiçbir yerde yayınlamamış ve paylaşmamıştır. Öldükten sonra da şiirleri oldukça çok konuşulmuştur. Zaten öyle de olmaz mı? Sanatçıların veya insanların öldükten sonra arkalarında bıraktıklarını konuşur ve anarız ya da bıraktığı anılarla birlikte oluruz. İnsanlar çoğu zaman öldüklerinde değerleniyor; işte bizimde Nilgün Marmara’ya yaptığımız buydu.

marmara
marmara

Nilgün Marmara 13 Şubat 1958 yılında İstanbul’da doğmuştur.  Ortaokul ve lise zamanlarında Kadıköy Maarif Koleji’nde öğrenim gördü. Ortaokul ve liseyi bitirdikten sonra ise Boğaziçi Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. Boğaziçi Üniversitesi’nde okurken, Sylvia Plath ile ilgili araştırmalar yaptı; şiirleri, hayatı, intiharı, psikolojik rahatsızlığı ve kişiliği hakkında araştırmalarda bulundu ve bunları bir arada toplayarak  “Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi” isimli mezuniyet tezini yazmış oldu. Sylvia Plath’i incelediği süreçte ondan oldukça çok etkilenmiş, Plath’i kendisine yakın görmüş ve bu yakınlık onun, hayata bakış açısını değiştirmiştir. Hatta bu yakınlık Plath’in öldüğü yaş ve ölüm biçimiyle benzerlik göstermektedir. Sylvia Plath, 30 yaşındayken fırının gazını açarak intihar etmiş, Nilgün Marmara ise 29 yaşında kendisini penceresinden aşağı atarak intihar etmiştir.

sylvia plath nilgün marmara
sylvia plath nilgün marmara

1982 yılında endüstri mühendisi olan Kağan Önal ile evlenmiştir. Nilgün Marmara, Kağan Önal’ın işi nedeniyle bir süre Libya’da yaşamışlardır. Nilgün Marmara, şiirlerini yazmaya Libya’da da devam etmiştir. Türkiye’ye döndükten sonra Kızıltoprak’ta kocasıyla birlikte yaşamaya devam etmişlerdir ve o ev onun ölümü olmuştur. Nilgün Marmara, öldüğünde ise çeşitli dedikodular ortaya çıkmıştır. Kimileri, Kadıköy’deki otel odasından atlayarak intihar eden Kaan İnce’nin, bazısı ise Mina Urgan’ın 1995’te bir trafik kazasında ölen oğlu Mustafa Irgat’ın sevgilisi olduğunu iddia etmiştir. Lale Müldür ise Nilgün’ün aslında intihar etmediği ve bir cinayete kurban gittiğini söyler. Bizlere arkasından o hüzünlü şiirlerinden “Daktiloya Çekilmiş Şiirler” ve “Metinler” adlı şiirlerini bırakmış ve yaralı olduğu dünyaya veda ederek bizlerden ayrılmıştır.

nilgün marmara hayatı
nilgün marmara hayatı

Nilgün Marmara’nın ardından yazılan Şiirler

Nilgün’ün ölümü büyük bir yankı uyandırmış ve birçok şair şiirlerinde ondan bahsetmiştir. Cemal Süreya, Nilgün’e Zelda diyerek seslenirdi. O, şiirinde ise şu satırlarla Nilgün’den bahsetmiştir;
Nilgün ölmüş. Beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış. Ece Ayhan söyledi. Çok değişik bir insandı Zelda. Akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. Yüzü alarır, bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. Çok da gençti. Sanırım otuzuna değmemişti daha. Ece ile Gergedan için yaptığımız aylık söyleşide ondan söyle söz ettim: bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. Dönüp baktığımda bir acı da buluyorum Nilgün’ün yüzünde. O zamanlar görememişim. Bugün ortaya çıkıyor.

(Cemal Süreya / Günler (841. Gün)

Seyhan Erözçelik ise şu satırları yazmıştır onun için;
Ahşap bir kutu.
Açtım.
Öyle duruyordun ve bakıyordun bana.
Göğermiştin.
Göz mıknatısıydın.
Ne tuhaf, içimde inanılmaz bir istek uyandırdın.
Nilgün, “Sakın ağzına sürme!” diye uyardığında,
ben çoktan dilimi değdirmiştim sana.
Acıydın.
Acı.
Şimdi yüreğimde bir taş

şair nilgün
şair nilgün

Nilgün’ün Şiirlerinden Alıntılar

1. çok yalnızım, mutsuzum
göründüğüm gibi değilim aslında
karanlıklarda kaybolmuşum
bir ışık arıyorum, bir umut arıyorum uzun zamandır
aradıkça batıyorum karanlık kuyulara
kimse duymuyor çığlıklarımı
duyan aldırış etmiyor çekip kurtarmak istemiyor
bense insanların bu ilgisizliği karşısında ilgiye susamışım
ümidimi yitirmişim
biliyorum bir gün dayanamayacak küçük kalbim
arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye
veda edeceğim

Nilgün Marmara – Yalnızlık

şair nilgün marmara
şair nilgün marmara

2. Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
Hep böyle mi bu? Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer… Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir. Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına? “Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” bir çocuk demiş.

Nilgün Marmara –  Kuş Koysunlar Yoluna

n. marmara
n. marmara

3. Delilik sevgilim, bir sözcük üzerine kurulmuyor, var olanı dürtüyor, eşeliyor, o bölgede yer ediniyor.
Bir sabah, bedenimin tüm hücrelerini ele geçirmiş bir acıyla uyanıyorum, bundan böyle, nereye baktığı bilinmeyen gözlerinizle her karşılaştığımda katlanacak bir acıyla. Onu sürükleyeceğim. Sürükleyeceğim ki, açığa çıkarılamayacak, tanımlanabilir gün ve gecelere mal edilemeyecek bir aşk.
Yaslı yüreğimin utangaç itirafı: “SİZİ SEVMEKTE ÖLÜYORUM”

 Nilgün Marmara – Burada Daha Ne Kadar Öleceğim

4. Ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım yok. Hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben.

Nilgün Marmara –  Canım Sıkıntı Sınırı

nilgün marmara ve arkadaşları
nilgün marmara ve arkadaşları

5. En yakın yabancı sendin,
Daha sürülmemişken ışığın biberi
Yaramıza,
Yaslanırken boşlukta duran bir merdiveni henüz.
Güzdü sonsuz bir çöle takılan bakışımız,
İlkyaz derken kışı gözden kaçıran
Yüzlerce eller yukarı, saygı duruşlarımız
En güçsüz kollarla
Çözüldü aşkın zarif ilmeği
Bulandı aynalar duruluğu.
Çok gizli bir doğru gecenin toyluğunda
Bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık
olduğunu.
Yabancıların en yakınıydın sen!

Nilgün Marmara – Yabancı

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
71

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin