nuri bilge ceylan
nuri bilge ceylan

Kadıköy’de bir kafede oturuyoruz. Karşımda liseden arkadaşım Ali. Bana birkaç ay önce önerdiği -Yusuf ile Mahmut arasındaki çatışmayı İstanbulla birlikte ele alan- Uzak filmini yeni izleyebilmişim, yorumlamamı istiyor. Uzak, Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yılında çektiği ve Cannes’da ödül alan filmi. Ben girizgah olarak “Uzak güzel film de…” diyorum. O sondaki de’nin devamında olumsuz yorum geleceğini anlayan Ali sözümü kesip azarlamaya başlıyor. Filmi izlediğim sitedeki iki yorumda ise izleyiciler sıkıcı ve anlamsız bulmuştu. İşte Uzak böyle bir film, sevdin mi tam seversin, sevmedin mi de hiç sevmezsin.

Film İstanbul’da geçiyor. Buraya filmi izlerken aldığım görüntüleri de ekleyecek ve bazı sahneler üzerinden yorum yaparak ilerleyeceğim. İki karakterimiz var, Yusuf ve Mahmut.

Yusuf’u ve temsil ettiği yeri Türk filmlerinden tanıyoruz. İş bulmak ümidiyle İstanbul’a gelen Yusuf ne iş bulabiliyor, ne de İstanbul’dan dönmek istiyor. Zaten Mahmut ile arasındaki çatışma buradan çıkmasa da buradan ilerliyor. Mahmut bir süredir İstanbul’da yaşıyor ve Yusuf’u köyden tanımakta. Seramik şirketi için fotoğraf çekerek hayatını kazanıyor. Yusuf da İstanbul’daki tek tanıdığının yanına geliyor haliyle. Aralarındaki çatışma henüz ilk sahnede başlıyor. Mahmut kendisi için iyi kötü bir düzen kurmuş. Tek başına yaşıyor ve bu olağan dışı durumdan rahatsız oluyor. Ne var ki Yusuf’un yüzüne karşı bunları ifade edemiyor.

Henüz Yusuf’un İstanbul’daki ilk günlerinde Mahmut gemi işinin ne zamana kadar kesinleşeceğini sorar. (Yusuf gemide çalışmak için gelmiştir ancak kriz sonrası kimse işçi alımı yapmamaktadır) Diyalog şu şekildedir:

uzak
uzak

-Bu işin kesinleşmesi ne kadar sürer?

-Valla abi…

-Bana bir hafta demiştin de.

-Bir hafta falan sürer inşallah.

-İnşallah.

Bu diyalogtan sonra Yusuf karlı İstanbul sokakarında, meydanlarında, rıhtımlarında görünür. Ancak Nuri Bilge, diğer anadoludan İstanbul’a gelmiş karakter çizgisinden sıyrılarak Yusuf’a cahilliği, görmemişliği, merakı yakıştırmıyor. Yusuf kar altında kendinden emin adımlarla şehri tanıyor.

yusuf
yusuf

Bununla birlikte Yusuf, Mahmuttan farklı. Mahmut her ne kadar Yusuf’un evdeki varlığından memnun olmasa da onu arkadaşları ile olan sohbetine götürüyor. O masada Tarkovsky, sinema ve fotoğraf konuşuluyor. Evet, belki Yusuf’ta görmemişlik yok ancak bilmemişlik bu sahnede onun etrafı izleyen anlamsız bakışlarında ortaya çıkıyor.

nuri bilge ceylan uzak
nuri bilge ceylan uzak

Yusuf’un tekrar işi düşüyor Mahmut’a. Kefil ihtiyacı var ve İstanbul’da gidebileceği tek kişi var. Mahmut’un çalışma odasında tam karşısında görüyoruz. Konuyu açınca Mahmut olumlu karşılıyor, halledilir ya dert etme şeklinde yaklaşıyor ancak devamını getirmiyor. Net konuşamıyor, konuşmuyor. Yusuf bir süre bekleyip devamını getirmesini bekliyor olmalı, belki de tekrar sormak istiyor. Ancak Mahmut fazla geçmeden konuyu değiştiriyor.

yusuf ve mahmut fotoğraf çekiminde
yusuf ve mahmut fotoğraf çekiminde

Yusuf ve Mahmut ikilisinin film boyunca belki de en keyifli olduğu anlar fotoğraf çekmeye çıktıkları zaman yaşanıyor. İstanbul dışında, anadoluya doğru ilerlediklerini tahmin ediyoruz. Mahmut sevdiği işi yaptığı için keyifli, Yusuf da yardımcı olduğu için. Öyle ki döndüklerinde Mahmut bu yardımı için Yusuf’a bir miktar para bile verecektir.

Buraya kadar bahsettiklerim size filmin arka planını ve karakterleri kavratmak içindi. Asıl meselenin ortaya serildiği kısım aşağıdaki sahne ve bana göre filmin de en etkili sahnesi.

Filmde açık bir taşra-şehir çatışması göremiyoruz. Asıl çatışma şehre önce gelen ile, sonra gelen arasında. Peki hangisi haklı? Yusuf mu, Mahmut mu? Önce gelen mi, sonra gelen mi?

Yusuf şehirde tutunmayı başarırsa ilerde Mahmut mu olacaktır? Yoksa Yusuf da içinde bir şehirli saklamakta ve onu ortaya çıkaracak olan İstanbul mudur?

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Siyaset bilimi ve hukuk üzerine okumalar yapar; devlet, birey ve özgürlük hakkında düşünürüm. Sinemayla, fotoğrafla ve edebiyatla amatör olarak ilgilenmekle birlikte hayatı ciddiye alır, sözün gücünü önemserim. Düşündüklerimi yazmak, yazdıklarımı paylaşmak için buradayım. Soru, eleştiri ve önerileriniz için: burakhancaliskan@xyazar.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin