otoyol - yol - road - yolculuk - köşe yazısı - köşeyazısı - edebiyat - edebi yazı
otoyol

Neden toplanamıyorum biliyor musun? Çünkü kimsenin yavaşlayıp kenara bakmaya mecali yok. Yol boyunca bunu düşündüm. Otoyolun kenarındaki çöpleri izledim. Yanlarından hızla geçip gittik. Kimse durmadı orada biz de dahil. Çöpleri izlerken hayat otoyolunda gittiğimi farz ettim. Yol kenarındaki çöpler benim parçalarımdı. Kendimi büyük bir zevkle fırlattım camdan. Her yana saçıldım yine kimi parçam yolun üzerine uçtu kimisi yol kenarına. Üzerimden tırlar, kamyonlar geçti gitti. Karlar, yağmurlar yağdı üstüme. Renk bile değiştirdim her gün biraz daha soldum. Ama kimse yavaşlamadı. Kimse dönüp bakmadı. Üzerime sıçrayan çamurlarla orada öylece kalakaldım. Herkes yanımdan büyük bir hızla geçerken hayat yolunda ben kenarda dağılmış parçalarımla bir çöp gibi birinin beni fark edip toplamasını bekledim. Ama zamanla çürüdüm.

Bu kadar hızlı akan hayat değildi. İnsanlardı. Onların bitmez telaşıydı. Hep bir yere yetişmeye çalışıyoruz. Hayata yetişmeye çalıştığımızı düşünüyoruz ama aslında öyle değil. Biz kendimize, kendi planlarımıza yetişmeye çalışıyoruz. Etrafta olan bitenden hep bir haberiz. Oysa her şeyden haberimiz olduğunu savunuyoruz. Sadece kendi isteklerimizden, üzüntülerimizden ve mutluluklarımızdan haberdarız. Diğer her şey bizim için yolun kenarındaki çöplerden ibaret. Kaldırmaya hatta ve hatta bakmaya bile tenezzül edecek zamanımız yok. Hiçbir şeyi iyileştirmeye, güzelleştirmeye zamanımız yok. Kendimize zararı olmayan hiçbir şeye elimizi dahi sürmüyoruz. Bıktım artık bu boş hareketlilikten. Bıktım artık iyi insanlar olduğumuzu düşünmekten. “Otoyollarımızı temiz tutalım” yazısını görünce daha çok sinirlendim. “Hayatımızı temiz tutalım” demekti benim için. Ama ben çoktan yol kenarındaydım.

Kimsenin durmayacağını anladığımda yalnızca kuvvetli bir rüzgâra ihtiyacım olduğunu fark ettim. Ancak bu şekilde uçabilirdim oradan. Bunun en basit yolu ise arabaların daha fazla sürat yapması demekti. Ki bu da onları ileri beni geriye taşıdı hep. Herkes ileri giderken ben savruldum. Ama artık durmak istiyorum. Her şeyin durmasını istiyorum. Artık pek çok şey benim beklememe bağlı değil. Herkesin beni beklemesine bağlı. Otobüsü durdurup kendimi dışarı atmak istedim. Yolun ortasında her şeye bağırmak istedim. DURUN ARTIK. Yalnızca durun. Ve toplayın artık parçalanan bedenimi. Durun artık lütfen yavaşlayın. Herkesin durduğunu farz edip bağırmaya devam etmek istedim. Seni seviyorum, senden nefret ediyorum, bunun böyle olmasını istemiyorum, buna katılmıyorum, hayır. Hepsini defalarca haykırdım içimde kafamdan geçen suretlere. Yolun ortasında tekrar tekrar bağırdım yüzlerine. Sahte bir rahatlama hissetmeye çalıştım. Tekrar camdan dışarı baktım. Çöplerin toplandığını hayal ettim. Hepsini kaybettim gözlerimin önünden. Durdurduğum her kişi bir parçamı aldı yerden. Derin bir nefes aldım. Sahte rahatlamayı tekrar yaşadım. Gelen bir sesle irkildim. “Hanımefendi bir şey alır mısınız?” Bir su alayım lütfen. Suyumu yudumlarken gözüm tekrar cama döndü. Bütün çöpler yerindeydi. Bütün parçalarım savruldukları yerdeydi. Güneşin altında kavrulmaya devam etti. Ben bile duramadım akan planlarımın arasında. Tüm parçalarımın yanından süratle geçip gittim. Gözlerim “Otoyollarımızı temiz tutalım” yazısında dikili kaldı.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
42

11 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin