portobello cadısı
portobello cadısı

Kitabımızda Portobello Cadısı’nın öyküsü kahramanların gözünden anlatılmış ve ben de  onlardan biri gibi bu gizemli kadını sizlere tanıtmak istiyorum.

Gittiği her yere ışık saçan, gittiği her yeri ısıtan bir güneş, ufuklarının ötesinde düşünen, herkes için örnek biriydi.”

Portobello Cadısı Kitap Özeti ve İncelemesi

Öncelikle Portobello Cadısı özetlenecek bir kitap değil, kitabı bitirip gözlerinizi kapattığınızda çölde raks eden, kimi zaman kilisede bebeği elinde dua eden bir kadın… Güçlüden ziyade kendini arayan, sevgisi ve dansı, mistik havası doğuşundan gelen bir kadın canlanıyor.

Athena’yı dostlarının ya da tanışlık eden kişilerin ağzından dinliyoruz. Bu anlatılarda, hayranlık, bazen sorgulamalar var ama temeli tutkuya dayalı. Anlatımda öne çıkan kişiler: gazeteci Heron Ryan, annesi Samira Halil, Doktor Edda, Athena’nın eski eşi Lukas Jessen Petersen, Athena’nın ibadet ettiği kilisenin pederi Gıancarlo Fontana, bedevi Nebil Aleyhi, tiyatro oyuncusu Andrea Mccain kısacası birçok kişinin Athena’ya yani Şirin Halil‘e dair hislerini ve gözlemlerini dinliyoruz.

Beyrutlu bir ailenin Romanya’dan Sibiu şehrinde evlat edinme merkezinden evlat edindikleri Athena, bir çingenenin kızıdır. Ailesi Şirin Halil adını koysalar da, Şirin beş yaşında kendisine Athena denilmesini istemiştir. Yunanlıların akıl ve savaş tanrıçasının adı olan Athena belki de kendi kaderini bu adla çevirmişti kim bilir. Çocukluğu kilisede geçiyordu her şey yolundaymış gibi gözükse de Şirin garip rüyaları gece korkuları ve görünmez arkadaşları olan bir kızdı. Bazı rüyalarında sanki yaşadıkları yerde çıkacak iç savaşı önceden hissetmişcesine, annesine cehennemin yaklaştığını söyler ve ailesi iç savaş yüzünden Londra’ya mülteci olarak yerleşir. Babası işlerini kolay toparlar orada ve Athena’yı iyi okullarda okutur ve dans eğitimi aldırır.

Dans Athena’nın tutkusu, hayatının merkezi haline gelir. Liseyi bitirip mühendislik fakültesine yazılır. Hayatının dönüm noktalarından biri, kendisinden bir yaş büyük eşi ile 19 yaşında ailesini karşına alarak evlenmesidir. Viorel adında bir oğlu olur ve bebeğine belki de kocasından, dansından daha çok aşık olur. Onu müzik ve dansla sakinleştirmeye daha hamileyken başlayan Athena, tüm yoğunluğunu oğluna verir.

Evliliğinde sorunlar baş göstermiştir. Nitekim eşinin ailesinin de evliliklerinde onayı olmadığı için parasal sıkıntıları başlamış ve eşi çalışmaktan ve okuduğu okuldan bebeğine ilgi gösteremez hale gelmiştir. Lukas- Jessen- Petersan sevdiği, aşık olduğu kadından yaşının verdiği olgunsuzlukla uzaklaşır ve sonuç olarak ayrılırlar. (Kocası daima Athena’yı sevmiştir ayrılma kararı ondan çıksa da pişman olmuş ama Athena’yı geri döndüremez.)

Athena ayrılma kararını sakin ve soğukkanlı bir şekilde kabul eder ve oğluyla tek başına çatı katında kiraya çıkar. Athena bankada çalışmaya başlar ve orayı da kendisine uydurmayı başlar enerjisi ile. Bankada sevilen müşteriler tarafından ilgi gören, iş deneyimi olmamasına rağmen şubeyi iyi idare eden gözde bir çalışan haline gelmiştir. Bankanın Dubai’de olan şubesine gönderilmiş ve Athena’nın kendini keşfetme ve ruhunu dizginleme yolculuğu çölde tanıştığı bir bedevi ile başlamıştır.

Sabır: İlk Ders
“Bedenimi öyle eğittin ki, ruhumda ki her duyumu açığa vurabilir.“

Bu sefer, bedenindeki her bir duyumu dile getirebilmeleri için, yalnızca parmaklarını eğitmen gerekiyor. Bedeninin gücünü belli bir noktaya toplayabileceksin.“

Siz bir öğretmen misiniz?

”Öğretmen nedir? Söyleyeyim sana: Öğretmen bir şeyler öğreten biri değil, öğrencinin zaten bildiği şeyi keşfedebilmesi için ona esin veren kişidir.

Athena dans ederken kendinden geçiyordu, özgür hissediyor müziği evrenin tadı olarak görüyordu. Athena, Tanrı’ya müzik ve dansla tapıyordu. Tarih çağlarına bakarsak birçok din ve inanışlarda ayinler eşliğinde yapılan danslar ve meditasyonlar geçmişten bugüne devam etmektedir. Athena’yı sevenler, ona eşlik edenlerin sayısı gittikçe artmış oluşu Londra’da bazı devlet görevlilerin ve kilisenin dikkatini çeker. Şeytan çağıran, huzur kaçıran bir cadı olarak yaftalanır Athena. Gitttikçe ayaklamalar artar, gazete ve haberlerde karalama çalışmaları başlatılır. Heron Ryan, başarılı gazeteci dostu, yanında olur Athena’nın. Tanrıça’nın yeniden uyanışı yazı dizisi ile ortalık daha fazla hareketlenir ve geriye tek çare ölüm kalmıştır.

Cadılık kavramı ilk insan topluluklarına dayansa da, Roma İmparatorluğu’nun, Hristiyanlığı kabul etmesinden sonra kabus başlamıştır ve hatta “Malleus Maleficarum“ adında bir kitap yazılmıştır. Cadıların şeytanla işbirliği yaptıkları kanıtlanmak istendi ve Papa da fetva verince, kitap katliam yaratmıştır, yaklaşık 60.000’den fazla kadın işkence edilerek öldürülmüştür.

Toplum farklılıkları kaldıramıyor. Bazen fiziksel farklılıklar bazense davranışsal farklılıklar geleneklerle çatışıyor kimi zaman. Athena aslında savaşmayı denedi ama sonuçları oğluna dokunacak oluşu onu geri adım attırdı. Zaten yaşadığı yüzyıla ait değilken en büyük sevgisi, yol arkadaşı Viorel için olması gereken bence de buydu. Kitapta Athena’nın oğluna olan sevgisi ziyadesiyle anlatılmıştır ve kısa bir alıntı olarak; “Sevgi bir alışkanlık, bir yükümlülük değildir ya da bir borç değildir. Aşk şarkılarında söylenenler değildir. Sevgi sevgidir.“

paulo coelho - portobello cadısı
paulo coelho

İlk basımın kapak fotoğrafı bir bebeğin elinin kadın göğsüne uzantısıdır ama birçok ülkede bu kapak fotoğrafı yasaklanmış, onun yerine eğilmiş dans figürü sergileyen bir kadın tercih edilmiştir. İki kapak fotoğrafı da Athena’ya uygun olduğunu düşünüyorum ama tercihim ilk kapak fotoğrafı olurdu çünkü Paulo Coelho kitabında anneliği ve kutsallığını çok güzel işlemiş. Üç anne figürü var; Athena, evlatlık edinen Samira’nın anneliği ve Athena’nın öz annesi Liliana.

Son olarak Doktor Edda’nın anlatımından alıntı ile yazımı bitiriyorum.

“… Biz kadınlar; hayatımıza ve bilgi yoluna bir anlam ararken, kendimizi hep dört klasik arketipten biriyle özdeşleriz; Bakire’nin (elbette cinsel bakirelikten söz etmiyorum) arayışı bütünüyle bağımsız oluşundan kaynaklanır ve öğrendiği her şey karşısına dikilen güçlüklere tek başına karşı koyabilme yeteneğinin meyvesidir. Şehit, kendini tanıma yoluyla acıyla, teslimiyetle, çileyle bulur. Azize, yaşamanın nedenini koşulsuz sevgide ve karşılığında hiçbir şey istemeden verme yeteneğinde bulur. Ve son olarak Cadı, varlığını eksiksiz ve sınırsız hazzın peşine düşerek doğrular. Kadınlar genellikle birini seçmek zorundadırlar, ama “Athena” bunların dördü* birdendi.”

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
231

2 YORUMLAR

  1. Elinize sağlık bu güzel bilgiler için.. Ayrıca umarım yazınızda geçen öğretmenlik tabirini zihniyet olarak kazanabilmiş bir toplum olmayı başarabiliriz er ya da geç.. Yazılarınızın devamının gelmesi dileğiyle..

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin