Pawel Kuczynski
Pawel Kuczynski

Önünü alamıyorum bu kör gidişlerin yollarda
Herkes bir yere gidiyor önünü alamıyorum
Çaresiz direniyorum bu dönüm noktalarında kimse
elini uzatmıyor
Bir gürültülü yaşamağa gidiyor dünya boşalan
bir deniz gibi
Bu sesler ormanında kaybolan bir çağ bu.
Nereye gitsem hep apartmanlar çıkıyor önüme
Alıp başımı duvarlara çarpıyor bu yollar
Gidip gelmelerim bu dar sokaklarda
İnsanların koşup dolduğu bu dar yapılarda
Bir kısır döngüye girmek için bütün çabalar
Biz bunun için mi geldik.
Kara ağaç gibi bağlıyım katı bir çağ bu
Her şey bir makine düzenine gidiyor
– düzen diyorlar beni çağırıyorlar –
Irmak yatağına sığınıyorum sınırlı bir çağ bu
Baktığımız her şeyde bir yalan kabuğu
Bir mercek düzenine bağlanıyor gözlerimiz.
Şu zaman çıkmazında alıp beni bir altmış yaşa
bağlıyorsunuz
Doğmadan ölüme yöneldik gerisi yok diyenler var
Sınırlı yıl oyunlarına inananlar var
Sizin güveniniz bir güneş düzeninde
Ben mezarların karanlık çağına dayanıyorum
Bir ağacı büyütüyorum her yerimle
Bir ağacı uyguluyorum – her şey bir ağaç düzeninde –
Yerde gökte ve her her yerde
Dallarında ben ağacın incecik köklerinde
Boğuluyorum – bağlanıyorum –
Ben mezarların karanlık çağına dayanıyorum.
Şu dar odanın katı yalnızlığında
Ve her şeyin çıplaklığında
Durup bir pencereyi deniyorum
Gizliliğin dışına çıkıyorum
Araçların
İnsanların
Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin
İçimde yalnız ve yapraksız
Bir kavak ağacı büyüyor – Çıplak ve göğe doğru –
Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun
Bir ağlama duvarı bu.
Yatak ve yorganın kuru yalnızlığında
Ve aklın dar yalnızlığında
Şehrin ve her şeyin
Ve kalabalığın yorgunluğunda
Saçların ve parmakların
Ve gözlerin ve gecenin bu bulanık çağında
Ve aynaların sığ görünümünde
Bunalıyorum.
Susmanın kalesine sığınıyorum
Önümde karanlıktan duvarlar
Sırtımda insan yüklü bir gök var.
Maraş 1959, Erdem Bayazıt”

Bu şiir ızdıraptan bir duvarı üstüme yıktı. Şimdi ne suḳūṭ ne anlatabilirim… Bu gönül yükünü en iyisi sen anlat…

Her yıl yarım milyon kız çocuğunun fuhuş piyasasına düşerken feministlerin hala çözemedikleri kadın-bayan polemiğiyle kısır bir döngüye kapılıp kuru bir gürültüden ibaret olmalarını anlat…
Hayvan haklarını her platformda savunan insanların, hayvanlar üzerinde deney yapılması sonucu ortaya çıkan kozmetik ürünlerini vicdanları sızlamadan nasıl kullandığını anlat
Bindiği Range Rover’ında, radyoda Rihanna, kafasında Vakko eşarpla, cebindeki bozuk paraları ağırlık olmasın diye sadaka kutularına atan ve ‘‘Elhamdülillah Müslüman’ım.’’ diyenlerin halini anlat…

Eğitime sadece “beynin olmaması” durumunda bir engelin bulunabileceği halde; başörtü, makyaj, piercing, cübbe-sarık gibi şeyleri engel sayan ‘beyin yoksunu’ insanların acınası haliyle eğitilmeyip öğretildiğimizi anlat… Türkiye gibi kitap okuma oranının utanılacak kadar düşük olduğu bir ülkede, elindeki Wattpad‘den çıkma kitabı okuyan ve kendini o kitap okumayan cahil(!) kesimden ayrı tutan, hatta onları aşağılayan kendini zeki sanan insanları anlat…
Boynundan hilal-yıldız kolyesini eksik etmeyen, yeri geldiğinde vatanseverliğini Allahuekber dağlarının tepesine çıkaran, vatanı için her an ölmeye hazır olduğunu iddia eden insanların; kafelerine, lokantalarına, mağazalarına verdiği İngilizce isimleriyle ne uğruna ölmeyi göze aldıklarını bilmediklerini anlat…

Ramazanda orucunu tam tutan, cumaları aksatmayan, kendini dindar(!) olarak tanımlayan insanların; kriz zamanlarında ticarette yaptıklarını savunup “İş başka-din başka” diyerek dini nasıl darlaştırdıklarını ve boynunda Che kolyesi, sırtında parka, dilinde ‘Tek Yol Devrim’ sloganıyla kendine ‘Devrimci’ diyen insanların cebinde Iphone, elinde Starbucks kahve önünde KFC’den aldığı yemeğinin ne işi olduğunu, bir çürümede birleşen iki zıt kutbu anlat…

Vatan için on iki şehit verdiğimiz kara bir günde tüm sosyal mecralarda ‘duyarlılık kasan’ güzel ülkemin insanlarını ve aynı gün Sörvayvır gibi insanlığa hiçbir katkısı olmayan, insanlığın ne kadar alçaldığını ve aptallaştığını simgeleyen yarışmanın reytinglerde birinci olmasını anlat…

Çanakkale Savaşı’nda yekvücut olan yüz binlerce askerin savaştığını, Kurtuluş Savaşı’nda halkın din-dil-ırk diye ayrım yapmaksızın korkusuzca savaştığını bilmeyen ve “Kalp, kolları reddeder mi?” diye düşünmeyen ve kendini “aydın(!)” diye tanıtan 21.yy cahillerinin durumunu anlat, her yerde nasıl ırkçılık yaptığını, Kürtleri-Suriyelileri sevmediğini, Lazca veya Kürtçe konuşanı nasıl köylü bulduğunu…

Twitter’da “#Kudüsiçinsesver, #Kudüsesahipçık” hashtagleri ile tweet atan, duyar kasan, vicdanını rahatlatan insanların; telefonu elinden bıraktıktan sonra düğünde nasıl halay çektiğini anlat…

Konusu açıldığında kadın haklarını savunan, kadın cinayetlerini kınayan, kendilerini “adam” diye tanımlayan yaratıkların; eve geldiğinde en ufak bir şeyi bahane ederek karısına nasıl el kaldırdığını, o güzelim saçlarından tutup nasıl duvara çarptığını, canını nasıl yaktığını, Yaratıcının mükemmel bir şekilde yarattığı dünyaya tanık olmak için bizlere bahşettiği gözlerini nasıl morarttığını anlat…
Bin bir emek vererek büyüttüğü evladı tarafından huzur evine bırakılan ve bir daha hiç yanına uğramayan evladın, bir başka yerde o çok sevdiği kız arkadaşıyla sokaklarda el ele yürürken, vicdanının nerede olduğunu anlat…

Bir makyaj malzemesine en az 50 tl veren bir insanın, 25 liralık kitabı pahalı bulup almamasını; iç güzelliğin olmadan dış güzelliğin bir halta yaramadığını bilmeden, günlerini nasıl şuursuzca geçirdiğini anlat…
Çocuk sahibi olmak için can atan, dokuz ayın bir an önce geçmesini isteyen, doğacak çocuğuna bin bir özenle oda hazırlayan ebeveynlerin; çocuk sahibi olduktan kısa bir süre sonra onları televizyona, ‘akıllı’ telefona ve bilgisayarlara emanet ettiklerini anlat…

Yanı başında her gün insan çığlıkları yükselirken, insanların üzerine bombalar yağarken ya da İsmet Özel’in dediği gibi:

“Yıllardır çocuk başları akıyor
yamacımızdan
Yıllardır balçıklı bir hayvan çeperlerimizde
Kentlimiz cebinde cinayet fotoğraflarıyla
sofraya oturuyor”

Sıcacık evinde, en sevdiği diziyi izlerken sol eliyle yemek yiyen çocuğuna kızan babanın; Muhammed’in getirdiği dini ne kadar iyi(!) temsil ettiğini anlat…
Sabahın erken saatlerinde masum bir bebeğin cansız bedeninin vurduğu kıyıda, öğlen hiçbir şey olmamış gibi çocuklarıyla eğlenen annenin; merhametini, insanlığını anlat…
Bir anneden doğmamışçasına esfele safilin olanların annelerinin gözbebeği olan mazlumları nasıl taciz ettiğini anlat…

Anlat onlara nasıl ikiyüzlü olduğumuzu, kavramların içini boşaltıp bomboş şeyler uğruna yaşadığımızı; merhametimizi-vicdanımızı geri açmamak üzere kilitli kutulara koyduğumuzu; kendimizi, vatan dediğimiz toprakları tanımadan günlerimizi nasıl geçirdiğimizi kısacası insanlığımızı yitirdiğimizi ve bunun bile farkına varamadığımızı anlat… Ve gün geçtikçe daha da kötüleştiğimizi… Adı Ömer olmasına rağmen adalet için Ömer’i bekleyenler kervanını anlat… Soğuk kış gününde iki parça kıyafetle köşe başında kartonun üzerinde yatan çocuklara bakmadan o çok önemli işlerimize nasıl gittiğimizi anlat… Ey insanlık! Diye seslense bir meczup durup bakmayacak kimseleri anlat…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
487

34 YORUMLAR

  1. Çoğu insanın fark edemediği bir çok şeyi yüzüne vuran, düşündüren, insanoğlunun aslında nasıl uyuduğunu, uyutulduğunu yüzüne vuran güzel bir yazı olmuş.

  2. Bu duruma gelen dünyanın güzel bir metinle bilinclendirmen çok güzel olmuş 👌Yolun açık olsun inşAllah 😊

  3. Hakk’ın uğrunda hakkı savunma yolun açık olsun kardeşim. Ne güzel değinmişsin insanlığın yarası olan bu yüz karasına. Allah kalbinden ve kaleminden bu duru düşünceleri eksik etmesin.

  4. Bir de sen onlara burada olanların ne kadar ciddi eleştiriler olduğunu anlat. Bir kerede anlamayacaklarsa bir kaç defa daha anlat,anlatalım. Bu dünyanın asıl sorununu ve gerçeğini herkes anlasın . Yazdıkların bir nesli uyandırsın inşallah . Allah yüreğine ve kalemine güç ,kuvvet versin . 👍

  5. nasılda ağır bir yük farkında olmak. nasıl bir çile vicdan taşımak ve adil olmak . harika yazmışsın güzel kızım yüreğine sağlık
    ömrün vicdanın kadar güzel olsun

  6. Yazına sağlık Birgün gelecek ve İslam tekrar asri saadet yıllarına dönecek inşallah Allah bu hak davada ayarlarını kaydırmasin inşallah

  7. Bir yazı bu kadar mı insanın duygu ve düşüncelerine tercüman olabilir. Allah razı olsun inşallah. Söylenen mesajların yerine varması duasıyla. Eyvallah

    • Duygu ve düşüncelere tercüman olabilmek… Bu benim için çok gurur verici. Yorumunuz için çok teşekkür ederim.

  8. Yaşamaya utanmayıp da anlatmaya utandığımız tüm çirkinlikleri gözler önüne sermek yürek ister. Bu yüreklere sahip yazarlar yetiştikçe bir gün her şey konuşulur olur. Diller çözülür. Korkaklık biter. Farkındalıklara öncü olabileceğin güzel yazılarını daha sık görmek isterim.

  9. Çoğumuzun farkında olupta görmezden geldiği gerçeklere öyle güzel bir şekilde değinmişsin ki bize diyecek bir şey kalmamış.Eline,yüreğine sağlık.Allah senden razı olsun.

  10. Aferin yaşi küçük gönlü koskoccammaan kızım ellerin dert görmezsin
    RABBİM yar ve yardımcınız olsun selâm ve dua ile anıyorum

  11. Yaşadığımız bu aşırılıklar çağını çok güzel bir dille anlatmışsınız.Kaleminize ve yüreğinize sağlık!!

  12. Yazdiklarin Doğru olmakla beraber bunun yaninda guzel şeylerin oldugunuda bilmemiz lazım.Bukadar olumsuzluklar icinde hayata tutunmak için güzel dogru dürüst insanların var olduğunu bilmekte insanın umudunu yeşertiyor.Ellerine sağlık canım yiğenim..

  13. Bu kadar anlatılabilirdi ancak yapmacık insanlığımız. Elinize emeğinize sağlık. Yolunuz açık olsun.

  14. kendimizi sorgulamamız için bi fırsat bu yazı. Beni vicdanımla bas basa bıraktıgın için teşekkür ederim. Kalemine sağlık

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin